DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Mardin Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 41. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2025 · 477 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Salihe Aydeniz (DEM Parti), 23 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 477 kelime.
Salihe Aydeniz (DEM Parti, Mardin). “DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salihe-aydeniz-2025-12-23-dem-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=140760
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)DEM PARTİ GRUBU ADINA SALİHE AYDENİZ (Mardin)Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; televizyonları başında bizi izleyen halklarımızı saygıyla selamlıyorum.
Her şeyden önce, dünya kadın mücadelesine örnek olan Kürt kadın mücadelesine saldırıdır Leyla Zana'ya saldırı ve Leyla Zana "..."[1] felsefesinin de mihenk taşıdır. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Leyla Zana da Gözde Şeker de yalnız değildir diyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Evet, bir bütçe sürecini daha geride bıraktık ve her yılın bütçesini hazırlarken bir önceki yılın bütçesini de aratır şekilde yaptınız. Halklar, emekçiler, kadınlar, gençler, engelliler, kamusal hizmetler, asgari ücretliler için çokça muhalefet ettik ama iktidarın bizlerin adalet, vicdan çağrılarına gözü kör ve kulağı sağır kaldı.
Önümüzdeki günlerde asgari ücreti konuşacağız, asgari ücret belirlenecek ama biz biliyoruz ki nasıl bütçe yapılıyorsa, nasıl yasa yapılıyorsa asgari ücrete karşı da vicdanlı ve adaletli yaklaşmayacaksınız. Ama asgari ücret bir lütuf değildir, asgari ücret anayasal bir haktır, insanca yaşamın asgari koşuludur. Ancak bugün gelinen noktada asgari ücret ne yazık ki yaşamaya yetmeyen, yalnızca hayatta kalmaya zorlayan bir ücrete dönüşmüştür. Kira, gıda, enerji ve ulaşım giderleri her ay artarken, neredeyse aldığımız nefesin bile vergisi varken asgari ücretli daha ayın başında borçla yaşamaya mahkûm bırakılıyor. Bir çalışanın maaşı cebine girmeden erimekte ve emeği yok sayılmaktadır.
Bakın, asgari ücret, ülkenin ekonomik ve enflasyon koşulları göz önünde bulundurularak belirleniyor ancak asgari ücret, artık bu ülkede ortalama bir ücret hâline gelmiştir. Demek ki ekonomik krizin, enflasyonun azaltılmasının bütün yükünü bu ortalama ücretlilerin sırtına yükleyerek düze çıkmanın derdindesiniz; bu, başlı başına bir sosyal alarmdır. Çalışanların büyük bir kısmının yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülkede ekonomik başarıdan söz edilemez.
Üstelik, sorun, sadece bir rakam sorunu değil; sorun, asgari ücreti belirleme yöntemidir. Sorun, emekçinin masada gerçek anlamda temsilinin olmamasıdır. Sorun, ücretin yılda bir kez belirlenip yüksek enflasyon karşısında çalışanların kaderine terk edilmesidir. Sorun, asgari ücret belirlenirken yoksulun sırtına vurulan vergi oranının artışıyla orantılı değerlendirilmemesidir. Sorun, sizlerin meseleyi sadece masada görmesidir; sokağı, pazarı, hanelerin içini, insanların içinde bulunduğu sefaleti görmemenizdir.
Sayın milletvekilleri, asgari ücret artışları işçileri, emeklileri, işsizlik maaşını, kıdem tazminatını, genel sağlık sigortası primini, askerlik ve doğum borçlanmasını, isteğe bağlı primleri, yine staj ücretlerinin belirlenmesini de doğrudan etkiliyor çünkü bu asgari ücret belirlenirken bunların da miktarları referans alınarak belirleniyor. Barınamayan, kirasını ödeyemeyen, açlık nedeniyle çöplükten beslenmek zorunda kalan, et yemeyi unutan milyonların ülkesi hâline geldik maalesef. Artık TÜİK bile bu vahameti gizleyemiyor. Resmen asgari ücretle geçinemeyenlerin ülkesi hâline geldik. Bir ülkenin yarısından fazlası insanca yaşamın dışında tutuluyorsa, açlık sınırının bile altında ücreti belirleniyorsa o ülkede huzurdan, adaletten bahsedilemez hatta insanlıktan bile bahsedilemez. Çalışan yoksulluğu derinleşiyorsa bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve sosyal bir meseledir. Ekonomik, sosyal, siyasal krizin karşısında emekçilere reva gördüğünüz açlık sınırı altındaki bu ücretlere bile bir lütuf gibi, şükredilmesi gereken bir durum gibi, razı olunması gereken bir mantıkla yaklaşıyorsunuz. Bu, tam anlamıyla bir algı yönetme şeklidir.
Toplumun içinde bulunduğu bu geçinememe durumunun karşısında müdahale etmek bu Meclisin sorumluluğudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 23 Aralık 2025