İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Niğde, nevşehir ve aksaray?da 2002 yılı doğrudan gelir desteği ödemelerinin ne zaman yapılacağına ilişkin başbakandan sözlü soru önergesi (6/84)

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 34. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Şubat 2003 · 2.181 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 19 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NİĞDE, NEVŞEHİR VE AKSARAY?DA 2002 YILI DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ ÖDEMELERİNİN NE ZAMAN YAPILACAĞINA İLİŞKİN BAŞBAKANDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ (6/84)); konuşma 2.181 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Niğde, nevşehir ve aksaray?da 2002 yılı doğrudan gelir desteği ödemelerinin ne zaman yapılacağına ilişkin başbakandan sözlü soru önergesi (6/84)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-02-19-nigde-nevsehir-ve-aksaray-da-2002-yili-dogrudan-gelir-destegi-odemele (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün sözlü sorularla ilgili bölümümüzde, Niğde Milletvekilimiz Orhan Eraslan, Ardahan Milletvekilimiz Ensar Öğüt, Manisa Milletvekilimiz Ufuk Özkan ve Şanlıurfa Milletvekilimiz Sabahattin Cevheri'nin, daha çok doğrudan gelir desteğiyle ilgili, ama, onun dışında da ek bazı sorularına birlikte cevap vermek için söz aldım; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Efendim, sayın milletvekillerimizin bu sorularını bayramdan önce verdiklerini tahmin ediyorum, ben buradaki tarihi tam olarak fark edemedim. Dolayısıyla, bu soruları ilettiklerinde, bu konuda gerçekten merak ettikleri ve bayram münasebetiyle memleketlerine, şehirlerine gittiklerinde kendilerine yoğun bir soru yöneltileceğini biliyorlar ve bu cevabın da Meclis kürsüsünden, ilgili bakandan alınarak onlara iletilmesini diliyorlardı; elbette haklıydılar. Ancak, hepimizin bildiği gibi, hükümetimiz, bayram öncesinde, bu konuda elbette arzu edilen seviyede olmasa bile, çiftçilerimizin 32 ilde doğrudan gelir desteği alacaklarının yüzde 40'ını temin etme ve ödeme imkânını buldu; dolayısıyla, bu soruyu soran milletvekillerimiz de nispeten daha rahat bir şekilde gittiler. Kendilerine yöneltilen sorular azaldı, onların bu konuda cevap verme imkânı daha kolay oldu ve tabiî, AK Partiyi eleştirme imkânı da biraz azaldı.

Elbette, gönlümüz, çiftçilerimize daha yüksek oranda, yani, bir başka ifadeyle, alacaklarının tamamını ödemiş olmayı arzu eder. Ancak, yine, bu Meclisin çatısı altında bulunan bizlerin yakından bildiği bir husus, ülkemizin içinde bulunduğu malî imkânlar bu konuda bir gecikmeyi beraberinde getirmektedir. Nitekim, bizim halen yapmaya çalıştığımız, tedarik etmeye çalıştığımız bu ödeme 2003 yılına ait de değildir; dolayısıyla, bu hususta çok fazla eleştirilecek... Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Ali Kemal Deveciler'in, bana yöneltilen sorularla da alakalı, AK Partiye yönelttiği eleştirilere de kısmen böylece cevap verme imkânı da bulacağım. Bizden önceki, yani 57 nci hükümetin karar aldığı, adını belirlediği, miktarını tespit ettiği, ancak, bütçeye yeterli kaynak ayırmadığı için ödeyemediği ve dolayısıyla, 58 inci hükümete devrettiği bir ödeme planıdır. Dolayısıyla, biz, bununla ilgili ek bir ödeme durumuyla karşı karşıya kaldık ve bunun için kaynak üretip çiftçilerimize ödemeye çalışıyoruz. Bu husustaki gayretimizi takdir edecek olan yüce milletimizdir. Dolayısıyla, ben, hadisenin bu genel olumlu cevabını ifade etmekten memnunum. Devamında da şunu söylemek istiyorum:

2003 yılı geçici bütçesinde, bu kalan borcumuzun -bu 1,4 katrilyondu- yaklaşık 800 trilyonunu şimdi ödemiş olduk; dolayısıyla, kalan miktarı mayıs sonuna kadar ödeyeceğiz ve böylece 2002 yılı borçlarını tamamlamış olacağız, planımız bu yöndedir. İçinde bulunduğumuz zamanın ifade ettiği anlamı yine hepimiz biliyoruz, bölgemizde meydana gelebilecek gelişmeler elbette birçok şeyi değiştirebilir; normal şartlarda mayıs sonuna kadar, çiftçilerimize kalan borcu da ödeyeceğiz.

Ben, bu vesileyle, doğrudan gelir desteği, bunun ifade ettiği anlamı, niçin uygulandığını ve 2003 yılında ve müteakip yıllarda nasıl bir uygulama içinde olacağımızın da kısa ipuçlarını vermek ve bu vesileyle Meclisimizi bilgilendirmek istiyorum.

Efendim, doğrudan gelir desteği 2001 yılında uygulamaya konulmuş olup, bu, Türkiye'nin yıllarca tarıma yönelik teşvik politikalarının bir bakıma arzu ettiğimiz sonuçları ortaya koyamaması, tarımda modernleşme, gelişme, verim artışlarıyla ilgili gelişmelerin çok olumlu olmaması yanında, ülkemizin içinde bulunduğu durum, üst üste yaşadığımız krizler, malî bünyemizin gittikçe büyük güçlükler içerisine düşmesi sonucu, hepimizin bildiği, özellikle 90'lı yılların sonunda politikalarımızda büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Bunların başlangıç yılı da, biliyorsunuz, 1980'den itibaren yaşanmıştır. Ben, çok geriye gitmeden söylemek istiyorum. 2000 yılından itibaren yapılan çalışmalarda, özellikle piyasa ekonomisine geçişin daha da önem arz ettiği dönemde, tarımdaki uygulamaların da fiyat mekanizmasının iktisadî hayattaki rolünü etkilemeyecek şekildeki -yani, arzı, talebi, ürünlerin yapay olarak ek üretim alanlarında gelişme göstermesini önleyecek şekilde- politikaların uygulanması uluslararası kuruluşlar tarafından da tavsiye edilmiştir, dünyada da uygulama teşvik politikaları bu yönde gelişme göstermiştir, Türkiye de bu politika tercihinde bulunmuştur.

Bu politika tercihi, evvela, ülkemizde, bitkisel üretimin yaygın şekilde desteklenmesine yöneliktir; ancak, bu destek, bütün üretim alanları ve bütün bitkiler için geçerli olduğundan dolayı piyasa yapısına etki etmemektedir. Dolayısıyla, bunun savunulacak doğru bir tarafı vardır; ama, bunun, tek başına, ülkedeki üretimi planlamaya, arz eksikliği içerisinde olduğumuz ürünlerde üretim artışını sağlamaya ve arz fazlası olanlarda da bir azalmaya sebep olmayacağı ortadadır. Dolayısıyla, bu desteğin, bu teşvik mekanizmasının, soruyu soran milletvekili arkadaşlarımızdan birisinin de ifade ettiği gibi, bir yardım yönü de vardır, bir sosyal yardım şeklindedir. Dolayısıyla, kırsal kesime -özellikle, kırsal kesim olarak düşündüğümüzde- tarıma -tabiî, Türkiye'de bitkisel üretimin yüzde 70'ine yakın kısmı tahıl olduğu için- tahıl üreticisine bir destek mahiyetindedir ve belki de, buğday üreticisi, diğer sanayi bitkilerine, yağlı tohumlara vesairelere nispetle ilk defa bir destek görmüş olmaktadır. Ana kütle bakımından da bunun böyle doğru bir tarafı vardır.

Bu desteğin, bu yardımın, yani doğrudan gelir desteğinin uygulamasında elbette eleştirilecek taraflar vardır; çiftçilerimiz, milletvekillerimiz, politikacılarımız ve konuyla ilgili olan herkes, bugüne kadar, uygulamanın eksik yönlerini söylemiştir; doğrudur; kamu vicdanı, mevcut uygulama şekline itiraz etmektedir; çünkü, toprak mülkiyetine dayalı bir ödeme önplanda gibidir. Aslında, hakikatte, bu doğrudan gelir desteği ödemesinin ruhunda bu yoktur; ama, yansıyan şekil, toprak mülkiyetine dayalı bir ödemedir ve dolayısıyla, bu da çok doğru bulunmamaktadır. Bu görüşlere, bu kanaatlere biz de katılıyoruz. Dolayısıyla, evvela, 2003 yılında, bunun daha çok üretime yönelik olarak uygulanması konusuna ağırlık vereceğiz. Bununla ilgili çalışmaları sürdürüyoruz. Halen uyguladığımız şey, çıkan kararnameler 2002 yılına aittir ve orada belirlenen sisteme uygun olarak yapılmaktadır.

Bu doğrudan gelir desteğinin bir süresi vardır. Bu, 2004 ve 2005 yılında da uygulanacak ve sonra kaldırılacaktır, ilgili yasal düzenleme, mevzuat süresi uzatılmadığı takdirde.

Bu uygulamanın tarım kesiminde çalışanlara, üreticilere ek bir gelir katkısının yanında, görünmeyen ve çok daha önemli olduğuna inandığım bir faydası vardır; o da şudur: Bugün, biz, tarım sektörünü genel olarak değerlendirdiğimizde, büyük sorunlar içerisinde olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, bu sorunların çözülebilmesi için, tarımda çok geniş bir bilgi birikimine ihtiyaç vardır. Bunu teknik bir tabirle söyleyecek olursak "tarımsal veri tabanı" diye ifade ettiğimiz, çiftçi sayımız, bunların işledikleri arazilerin miktarı, toprakların niteliği, verimliliği, ekilebilir ürünlerin neler olabileceği konusunda, kısaca, tarımla ilgili bir plan yapacaksak, ülkemizdeki arz-talep dengesi konusunda, insanlarımızı, çiftçilerimizi aydınlatacaksak, onlara yol gösterici olacaksak, bu, piyasa mekanizmasının şartları içerisinde olmak kaydıyla bile olsa, elimizde bilgilere ihtiyaç vardır ve maalesef, tarımla ilgili, bu çapta kapsamlı bir bilgi tam anlamıyla yoktur; kısmidir, bölgeseldir, ürünlerle ilgilidir. Pancarla ilgili, pancar üreticileriyle ilgili bilgi vardır, pamukla ilgili bilgi vardır; ama, esas ana üretici olan tahıl grubuyla ilgili bilgi yoktur ve başka üreticilerle ilgili bilgiler tam değildir. Dolayısıyla, bu, uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla da yürütülen bir proje kapsamında. Bir taraftan çiftçilerimize doğrudan gelir desteği yapılırken, diğer taraftan, çiftçilerimizle ilgili, biraz önce saydığım, çok daha kapsamlı bilgilerin toparlanması, derlenmesi, bunların kayıt altına alınması gerekmektedir. Zaman zaman, konuyla ilgili uzmanların, hatta politikacıların ağzından duyduğumuz bir ifade vardır; oda şudur: "Türk tarımıyla ilgili kesinleşmiş, uygulanacak bir politika yoktur." Bunun niçin olmadığının ifadesi, bu bilgilerin yokluğundan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, eğer, bu doğrudan gelir desteği projesi içerisinde, biz, bu gerekli bilgileri tam, doğru, sağlıklı bir şekilde tedarik edebilirsek, tarımla ilgili, bundan sonra, üreticilerimizin piyasa şartlarına uygun üretim yapmasını tavsiye etmek, fiyatlar konusunda büyük iniş çıkışları önlemek, üretim fazlası durumunda gelir seviyelerinin düşmesine mani olmak, ihraç edebileceğimiz ürünleri net olarak belirlemek ve bunları etkin bir şekilde teşvik etmek ve sonuç almak mümkün hale gelecektir. Bu kayıt sistemiyle ilgili çalışmalar da yüzde 65-70 oranına yaklaşmıştır. Kalan kısım, elbette, daha zahmetli ve daha zor bir safhasıdır. Ancak, biz, 2003 yılında, bu konuya çok büyük önem vererek, birkısım teknolojik gelişmeleri de bu işe katarak; yani, uydu aracılığıyla bölgelerdeki tarım arazileriyle ilgili tespitlerimizi yaparak, bu hususta başka amaçla bilgiler toplamış olan kurumlarımızla işbirliği içerisine girerek -mesela Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüyle, Harita Genel Müdürlüğüyle ve başka kurumlarla işbirliği içerisine girerek- bu çiftçi kayıt sisteminin tamamlanmasına çalışacağız. İnşallah, 2003 yılında, bu hususta sonuç alacak şekilde bir gelişmeyi ortaya koyabilirsek, bu, tahmin ediyorum, hepimizin çok olumlu bulacağı bir gelişme olacak. Dolayısıyla, bundan sonra, tarımla ilgili değerlendirmelerimiz, planlarımız, eleştirilerimiz çok daha sağlıklı bir zemine oturacak; neyi, niçin yaptığımızı bileceğiz veya niçin yapmadığımızın cevabını çok ikna edici bir şekilde verme imkânını ortaya koyacağız. Dolayısıyla, 2003 yılında doğrudan gelir desteği uygulamasına devam edeceğiz. Bu uygulamayı, büyük ölçüde, üretime yönelik olarak yapacağız; bunun dışında da, esas ikinci büyük amacı olan çiftçi kayıt sistemiyle ilgili değerlendirmelerimizi tamamlayacağız.

Ben, genel olarak, bu dört milletvekili arkadaşımızın sormuş olduğu sorular vesilesiyle -zaten, onların sordukları soruların cevabı verilmişti, onları biliyorlardı- işin biraz da arka planını ve önümüzdeki yıllarla ilgili düşüncelerimi ifade etme imkânını buldum.

Bu çalışmalarımız içerisinde, kalan bu illerimizle ilgili olarak belirtilmesi gereken husus, 11 ilimizde yüzde 50'sini, 32 ilimizde de yüzde 40'ını ödediğimiz doğrudan gelir desteği ödemelerinin kalan kısımlarını; yani, yüzde 50 ve yüzde 60'lık kısımlarını mayıs sonuna kadar ödemeyi planladığımızı tekrar ifade ediyorum.

Soru soran bu arkadaşlarımız içerisinden Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt Beyefendi, doğrudan gelir desteği yanında, çiftçilerimizin, özellikle kendileriyle ilgili kurumlara, tabiî, daha çok da Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçları konusundaki düşüncelerimizi soruyor. Haklı olarak, bölgelerinde, kendilerine bu konuda yöneltilen sorulara çok açık cevap veremediler; çünkü, bu konuda çalışmalar sonuçlanmış değil; AK Partili milletvekili arkadaşlarım da bunun sıkıntısını çekiyor, hepimiz çekiyoruz. Ancak, daha önce de ifade ettim, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlar konusunda çalışmalar çok ilerlemiş durumda. Şu anda, tarım kredi kooperatifi kendi başına yapmış olduğu çalışmayı bir noktaya getirdi ve Ziraat Bankasıyla görüşmelere başladı. Ziraat Bankası bu konudaki çalışmalarını daha önce belli bir noktaya getirdi. Bu bankamızın bağlı olduğu Hazineden sorumlu Devlet Bakanımız bu çalışmanın ipuçlarını kamuoyuna duyurdu. Hepinizin bir parça bildiği, benim de, son şeklinin karar safhasına kadar geldiğini bildiğim konuyla ilgili açıklayabileceğim -çünkü, bu, bir bakıma kamuoyuna duyuruldu- nokta şudur: Faizler konusunda, sayın milletvekilimizin de "faizleri silecek misiniz" diye sorduğu konuda, evet, faizlerle ilgili bir af gelmektedir, anapara borcu, esas borç miktarı ise güncelleştirilmektedir. Bunun, fiyat endeksine bağlı olarak güncelleştirilerek ödenmesi söz konusudur. Bu hususta, kamu vicdanı da bu çözümün daha makul olduğu düşüncesindedir; yani, anaparanın da, borcun da affı elbette söz konusu olmamalıdır; çünkü, çiftçilerimizin önemli bir kısmı da, anaparasını ve faizini ödemiştir; bu insanları da cezalandırmamamız gerekir. Hatta, bunların durumlarının, belki, yeniden değerlendirilmesi gerekir; bunu, vicdanî bir husus olarak ifade ediyorum. Dolayısıyla, çitçilerimizin borçlarının bu şekilde güncelleştirilmesi söz konusudur. Bununla ilgili açıklamayı, yakın bir zamanda, ilgili bakanımızın kamuoyuna duyuracağını ifade ediyorum. Dolayısıyla, çitçilerimiz açısından bu çok önemli, sevindirici gelişmeyi, bu vesileyle de tekrar ifade etmiş oluyorum.

Efendim, bu hususta bizi ilgilendiren çiftçi sayısı; yani, Ziraat Bankasına ve tarım kredi kooperatiflerine borcu olan çiftçilerimizin sayısı 1 milyonun üzerindedir ve faiz borcunun toplam tutarı da anaparanın toplam tutarına yaklaşmış vaziyettedir -tabiî, genel olarak, bir yekûn olarak söylüyorum- bu çok önemlidir ve yine Balıkesir Milletvekilimiz Ali Kemal Deveciler'in, rengini de ifade ederek "yeşil mazot konusu" diye belirttiği husustan da önemlidir.

Ben, mazotla ilgili bu konuda da, yine, kendi alanımla ilgili bir irtibat kurarak şöyle cevap vermek istiyorum: Bakanlığımızda yapılan bir çalışmaya göre ve burada yer alan bir ifadeye göre, toplam bitkisel üretim içerisinde mazot maliyeti yüzde 20'ye yaklaşan ürünler vardır; dolayısıyla, çok önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Birkaç dakika Sayın Başkan...

BAŞKANBuyurun Sayın Bakanım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Arkadaşlar, bir üretim maliyeti içerisinde yüzde 20'ye yaklaşan payı olan bir girdiyle ilgili tedbirleri almak, elbette, yaygın olarak, bütün çiftçilerimiz bakımından önemlidir; ama, bu kredi borçları ve faizleri konusuyla mukayese edersek, elbette, sırası ikinci derecede gelir; yani, öncelikli olarak...

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Sizden bunu bekliyor köylü Sayın Bakanım, sizden bu müjdeyi bekliyor köylü... Bu müjdeyi verin; babalığı yapın!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Efendim, gönül istemez mi; yani, bu ülkede, gelir seviyesi fert başına düşen ortalama gelirin dörtte 1'i kadar olan kesime, son yirmi yılda büyük gelir kaybına uğramış, son beş yılda, artık, âdeta ayakta kalma mücadelesi veren bu kesime bir destek yapılmamasını kim isteyebilir ve biz bunun için nasıl emek vermeyiz!.. İnşallah, bununla ilgili gelişmeler peyderpey olacak; yani, şu borç konusunun ondan çok daha önemli olduğunu ifade ediyorum; siz de takdir edersiniz.

Şimdi, borç konusuyla ilgili bu gelişmeyi hallettikten sonra, mazot konusuna geliyorum. Mazot konusunda, tabiî ki, bizim üzerimizde de bir baskı vardır; ama, şunu da bir an için düşünün; mazot konusu, Türkiye'deki toplam akaryakıt üretimi içerisinde; yani, enerjiyle ilgili, petrole dayalı yakıtlar içerisinde, yüzde 40-45'e varan bir paya sahiptir. Şimdi, tarım sektöründe kullanılan mazotu 2 000 000 ton olarak düşünürsek, biz, bunun, diğer sektörlere kaymasını önleyemeyiz. Aslında, hadisenin uygulanma biçimi bakımından çok büyük zorluklar vardır; yani, ulaştırma sektörüne intikal eder, başka sektörlere intikal eder. Tabiî, bu, mazot kullanan herkes için önemli bir şeydir, bir maliyet unsurudur, ekonomi bakımından bir avantajdır bütün faaliyet alanları için; ama, biliyorsunuz, bütçemizin üçte 1'i açıktır, borçla karşılanmaktadır. Bu ana gelir kaynaklarımızdan da önemli bir kısmı dolaylı vergilerden alınmaktadır; yani, bundandır. Bunlar çok üzüntü verici şeylerdir; ama, hakikattir.

Cümlemi şöyle toparlamaya çalışıyorum: Bu hususlarda, elbette, bir sıra vardır, bir öncelik sırası vardır, hepimizin bildiği, hayatımızda olduğu gibi, ekonomik hayatta, sosyal hayatta ve hükümet işlerinde de bir öncelik sırası vardır. Ben, bu öncelik sırasının doğru olduğuna inanıyorum; yani, borçlar ve faizleriyle ilgili bir gelişmeyi, eğer, biz, daha fazla geciktirmeden ortaya koyabilirsek, çiftçilerimiz açısından, çiftçilerimizin neredeyse yarısına yakın kısmı bakımından çok büyük bir gelişmedir, fevkalade önemlidir.

Sıra, daha sonra, hepimizin, sizlerin de, bizlerin de, çiftçilerimize, seçim döneminde, iyileştirmeye çalışacağımızı söylediğimiz gelişmelerde. Şimdi, arkadaşımız Sayın Ali Kemal Bey üç aylık bir iktidar olduğumuzu söyledi; doğru; ama, önümüzde daha zaman da vardır ve işlerin de alacağı, hazırlığı itibariyle, bir süresi de vardır. Ben, her şeyin bir sıra içerisinde, geciktirmeden, ülkenin malî şartları, dış gelişmelerle birlikte değerlendirilerek, bir gelişme içerisinde ortaya konabileceğini ifade ediyorum. Bu konuda o insanlara verdiğimiz sözü yerine getirmek için bir mücadele verdiğimizi de kendilerine buradan ifade ediyorum, duyuruyorum.

Bu vesileyle, sorular sorarak bana da sektörümle ilgili açıklamalar yapma imkânı veren sayın milletvekillerimiz başta olmak üzere hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 19 Şubat 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook