İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 1.203 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.203 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2005-04-06-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; tarım kredi kooperatifleriyle ilgili yasa tasarımızın görüşülmesinin sonuna geldik. Tarımla ilgili birçok konu görüşüldü ve arkadaşlarımız, düşüncelerini, eleştirilerini dile getirdiler.

Ben, ilkönce, konuşmalarda ifade edilen bir hususa başlangıç olması düşüncesiyle, bugün, günlük hayatın akışı içerisinde bir yerden başlamak istiyorum.

Söz alan, muhalefet partimize mensup arkadaşlarımız, kendi sorunlarını, bölgesel sorunları dile getirirken, bize yönelik eleştirilerde, özellikle tarıma yönelik, tarımın alt sektörlerine yönelik ifadelerde oldukça olumsuz kanaatlerini ifade ettiler. Bunları, hatta "öldü", "bitti", "çiftçilerimiz çok zor durumda" diye söylediler. Ben, sabah saat 10.30'da Elmadağ İlçesinin Edige Köyünde bir programa katıldım. Çevre köylerin muhtarları, o köyün halkı, hatta gençlerinin önemli bir kısmının işte oldukları için daha ziyade yaşlıları, özellikle kadınlarıyla beraber bir zaman geçirdim, onlarla değerlendirme imkânı oldu, konuşma da yaptım. Ben "o insanların içerisine giderken kravatlı kimseyi almayacaklar" diyen arkadaşıma, sorunlarını konuştuğumuzu, konuşabildiğimizi, çok misafirperver bir şekilde davrandıklarını ve öyle ağırlandığımızı ifade etmek istiyorum.

Tabiî, bunu söylerken, derdi paylaşıyoruz. Biz, bugüne kadar bu kürsüde, bu sektörün sorumlusu olarak konuşurken, ben, hiçbir zaman, sorun yok demedim. Bu ülkede tarımla ilgili elbette sorun var. Gelişmekte olan bir ülkede sorunun olmaması zaten düşünülebilir mi?! Ancak, biz konuları konuşurken, tarımla ilgili konuşurken, burada hadiseyi gerçekçi bir gözle tahlil etmeliyiz, olumsuzlukları söylemeliyiz, çözüm yollarını önermeliyiz; ama, hakikati de doğru tanımlamalıyız.

Türkiye'de 2000 yılı çok gerilerde değil. 2001 krizini, bizler, yaşayan ve bilen insanlarız. Bunların değerlendirmesini hep birlikte yaptık ve Türkiye, 2002, 2003, 2004'te bu olağanüstü tahribatın tedavisi yönünde adımlar atıyor ve ekonomisi yavaş yavaş toparlanıyor. Türkiye, 2000'li yıllara gelmeden önce de uluslararası kuruluşlarla çok yönlü anlaşmalar yaptı, ilişkiler kurdu, bunlardan krediler talep etti ve karşılığında da birkısım taahhütlere girdi.

Bugün, Hükümetimizin halen yürüttüğü politikaların 2001 yılında imzalanmış anlaşmaların sonucu olduğunu bilmeyen var mı ve bu politikaları uygulayan Hükümetimiz olmakla birlikte, anlaşmayı yapan ve o gün bu anlaşmalarda öncülük eden şahsın Meclisimizin çatısı altında olduğunu yine bilmeyen var mı?!

Peki, biz, olağanüstü bir kriz döneminde yaşarken, o ülkelere gidip kredi destekleri talebinde bulunan ve ekonomimizin rehabilite edilmesi için destek talebinde bulunan bu ülkenin siyasetçileri, aydınları değil miydi?! Bu kötü mü?! Bu çok mu olumsuz?! Ama, ekonomi bu kadar olağanüstü bir tahribat içerisine girerken yapılacak başka bir şey yoksa ve o gün o arkadaşlarımız böyle bir tedbire başvurmuşsa ve biz, o badireden bugün çıkmış, 2003, 2004, üst üste pozitif birkısım gelişmeler sağlayabilmişsek, bugün, büyüme, birkısım izahlarınızla birlikte bazı unsurları itibariyle eleştirilse bile, üç yıl üst üste -2002'yi çok fazla dikkate almıyorum ama- 2003, 2004 için olumlu gelişmeler gösteriyorsa ve bunların içerisinde tarım sektörü de 2004 yılında pozitif olarak yüzde 2'lik bir artış gösteriyorsa, büyüme gösteriyorsa, 2004 yılında Türkiye'nin olağanüstü bir dönem yaşayarak, afetler bakımından, birkısım tarımsal ürünlerimizde çok büyük bir kayıp olduğunu da dikkate aldığımızda, bu ekonominin elbette olumlu tarafları var.

Ama, biz, iki türlü bir hayat yaşıyoruz; bir, günlük hayatımız var; bir de geleceğe dönük tasavvurlarımız var. Biz, günlük hayat içerisinde tarımla ilgili birçok sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Bunların içerisinde, şöyle bir hatırlayın; bundan dört ay önce, beş ay önce Türkiye'de pamuk üreticilerinin çok büyük bir feryadı vardı ve hissediyorduk yüreğimizde; ama, o insanların, bugün, en azından, vermiş olduğumuz primlerle birlikte üretimini sürdürebilecek bir halde olduklarını biliyoruz; ama, daha sonra Türkiye'de zeytincilerin bir sorunu çıktı, daha sonra beyaz ette çıktı, patateste çıktı, balda ve şimdi süt sektöründe bir sorun var.

Şimdi, süt sektöründeki sorunu bir düşünün, konjonktürel bir tarafı var, yani, mevsimsel bir hareket; ama, üreticiler dahil hepsinin söylediği söz şu: Bir arz fazlası var; yani, Türkiye'de bir üretim artışı var sütte. Sütte üretim artışı durup dururken olur mu arkadaşlar; bu hayvancılık sektörüyle ilgili gelişmenin de bunda bir katkısı var, payı var, elbette mevsimin de etkisi var.

Onun dışında, bizim bu dönemde yapmamız gerekenle ilgili anafikir çok açık, çok net ifade edilebilir "ne yapıyoruz" sorusuna cevap verirken. Evvela, tarım sektörüyle ilgili, hepimiz çok iyi biliyoruz, geçmişteki gibi üzerinde çok politika yapılacak bir alan olmaktan çıktığını bilmeliyiz. Niçin; dünkü gibi üzerinde tasarrufta bulunamayacağımız bir alandır bu; çünkü, bizim önümüzde en çok onbeş yıl var. Onbeş yıl içerisinde, biz, bu sektörü, Avrupa Birliği bünyesinde sürdürülebilir bir hale getirmek durumundayız. Dolayısıyla, günlük, kısa vadeli, sadece 2004'ü kurtaralım, 2005'i kurtaralım, böyle bir şansımız yok artık bizim. Biz, çok teknik olarak, bu sektörü, bu süre içerisinde yeniden yapılandırmak durumundayız.

Bunun için ne yapıyoruz; arkadaşlarım, çok uzun izahlara girmeye ihtiyaç yok. Bir, Türk tarımını temel, yasal yönden güçlendirmek zorundayız. Bunu, tarım kredi kooperatiflerinin bugün görüştüğümüz kanun tasarısını sayarak söylemiyorum; tarım ürünleri sigorta yasası Mecliste, tarım çerçeve kanunu Mecliste, toprak koruma ve arazi kanunu Mecliste, tohumculuk kanunu Mecliste ve daha birçok kanunumuz özellikle Avrupa Birliğiyle uyum konusunda Meclise gelmek üzere.

Şimdi, bu saydığımız kanunlar, özellikle Oğuz Oyan Hocama yönelik olarak söylemek istiyorum, "tarım politikası nedir" sorusunun cevabı, tarım strateji belgesinde, Tarım Kanununda ve bu kanunlarla biz, önceliklerimizi, hedeflerimizi, hangi noktaya ulaşmak istediklerimizi belirleyip, tarımsal destekleme araçlarımızı ve bunların da yıllar içerisinde oransal olarak hangi oranlarda destekleneceğini kayda geçerek kamuoyuna sunmak ve artık, hükümetler değişince, bakanlar değişince farklılık olmayacak şekilde bir uygulamaya geçirmek zorundayız.

Sözün özü, biz, yasal yönden bu düzenlemeyi yaparken, elbette günlük sorunlarla da uğraşacağız; ama, Türk tarımında Avrupa Birliği bünyesinde sürdürülebilir hale gelmek için en başta hayvancılık sektörümüzü mutlaka geliştirmek zorundayız. Bugün, hayvancılık sektörüyle ilgili yapmış olduğumuz çalışma, 2005-2013 yıllarını kapsayan bir strateji belgesine dayanmaktadır. 2013 yılında ulaşacağımız hedefler bellidir. Fert başına süt tüketimini hangi noktaya getireceğiz; fert başına kırmızı et tüketimi hangi noktaya gelecek; bunlar belirlenmiş ve dolayısıyla, hayvancılık sektörü 2005 yılından itibaren başta doğu bölgesinde olmak üzere hayvan ıslahı, yem bitkisi ekim alanlarındaki artış, işletme ölçeği, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve hastalıklardan arındırılmış bölgeler olmak üzere çok kapsamlı bir çalışmanın içerisine gireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Şunu hep beraber duyacağız, 2005 yılında doğu bölgesindeki ıslah çalışmalarının 100 kat daha fazla olacağı; yani, bununla ilgili konuda ıslah çalışmasını tamamen özelleştiriyoruz; dolayısıyla, hayvancılıkla ilgili ulaşacağımız noktayı, Tarım Bakanlığının, hükümetin tarım politikasının olmadığını ifade eden Sayın Hocamıza yönelik olarak söylüyorum, 2013 yılında ulaşacağımız nokta, Avrupa Birliği bünyesinde hayvancılık sektörünün üretimini sürdürülebilir kılmaktır; hedef budur; dolayısıyla, sorunun devamında, siz, Türk tarımında bir dönüşüm yapmayacaksanız, bir gelişme ortaya koymayacaksanız, bir göç dalgasıyla karşılaşacaksınız; buna karşı bir tedbiriniz var mı?. Buna karşı tedbir, genel bir politikadır. Bu, sadece Tarım Bakanının alacağı bir tedbir değildir. Bu, Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefi doğrultusunda alacağı sosyal, ekonomik ve makro tedbirlerle alakalıdır.

Dolayısıyla, sözlerimi şöyle toparlıyorum; AK Parti mensubu milletvekili arkadaşlarımın da sabrı çok daraldı; onlardan da ikaz almadan. Efendim, içinde bulunduğumuz on yıl içerisinde, yaşayacağımız süre içerisinde, biz, bu sektörü yeniden yapılandırmak zorundayız. Standartları çok yüksek olan bir toplumun bünyesine giriyoruz; tarımla ilgili yerine getirilmesi gereken çok önemli görevler var.

Bugünkü görüştüğümüz yasa tasarısıyla ilgili de şunu söyleyeyim: 2001 yılında sektörü destekleyecek bir finans kurumu kalmamışken, Ziraat Bankası tamamen ticarî çalışmakla görevlendirilmişken ve başka bir mekanizmayla da Türk çiftçisine kredi verme imkânı, âdeta kaybolmuşken, şu anda, işleyen bir sistem oluşturmaya çalışıyoruz. Bir kurum henüz kurmuş değiliz; ama, Türk tarımının bir finans kurumuna ve bir finans sistemine kesinlikle ihtiyacı vardır. Bunun bugünkü tedbirlerle ortaya konulmadığını siz de biliyorsunuz. Dolayısıyla, bizim, AK Parti Hükümeti olarak, Türk tarımının finans ihtiyacını çok daha kapsamlı bir şekilde yerine getirecek bir mekanizmayı önümüzdeki zaman içerisinde kurmak zorunda olduğumuzu ifade ediyorum.

Gösterdiğiniz ilgi ve sabır için, ayrıca verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 6 Nisan 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook