İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 33. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Aralık 2008 · 454 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 21 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 454 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesi görüşülürken ben de üniversitelerimizle ilgili görüşlerimi açıklayacağım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İspanyol Filozof Ortega, üniversiteleri, “Bilgi için inşa edilen kurumlar.” diye tanımlar, “Doğru bilgi peşinde olan kurumlar.” Daha genel bir tanımlama ise, “Bilgiyi üretir, öğretir, sunar ve yayar.” Bu fonksiyonları ile üniversiteler toplumun geleceğini derinden etkileme potansiyeline sahip kurumlardır. Üniversitelerimizin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için akademik özgürlük ve üniversite özerkliğine sahip olması en başta gelen şartlardandır.

Dünyada üniversiteler, teknolojik gelişme, küreselleşme ve rekabet dinamiklerinin etkisiyle yepyeni bir dönüşüm yaşamaktadır. Üniversiteler, daha önce olmadığı kadar, dikkatlerini kendi dışına çevirmiştir. Yükseköğretim alanında yeni küreselleşme trendleri oluşmuş, bunları birkaç ana başlık altında söylemek gerekirse: Bilgi yoğun bir topluma dönüşme, yükseköğretime artan talep, sürekli eğitime yönelme, öğrenci hareketliliği, artan rekabet, çeşitlenme ve klasik disiplinler yerine çok kültürlü eğitim, küresel ölçekte diplomaların denkliği, akreditasyon ve kalite süreçleri şeklinde ifade edilebilir.

Dünyadaki bu büyük değişim, bütün alanlarda olduğu gibi 20’nci yüzyılın sonlarında üniversitelerde de düzenleme ve reform yapma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu süreçte Amerikan üniversiteleri diğerleri tarafından örnek olarak alınmaktadır. Avrupa, kaybettiği öncülüğünü, bu alanda yapmış olduğu yoğun gayretlerle gidermeye çalışmaktadır. Bologna (Bolonya) Süreci, Avrupa üniversite sistemini yeniden yapılandırma amacıyla başlatılmıştır. 1999 yılında 29 eğitim bakanı Bologna (Bolonya) Deklarasyonu’nu imzalamış ve bu Deklarasyon’la uyumlu ve birbirine bağlı Avrupa yükseköğretim sisteminin gerçekleştirilmesi için ortak hedeflerde anlaşmışlardır. Anlaşmanın temel temasını yükseköğretimde kalite oluşturmaktadır. Mart 2000’de gerçekleşen Lizbon Konseyinde ise 2010’a kadar bilgiye dayalı, dünyanın en rekabetçi ve en dinamik ekonomisi olması konusunda bir hedef ortaya koymuşlardır. 2005 Glasgow Deklarasyonu’nda ise “Güçlü bir Avrupa için güçlü üniversite” sloganı üretilmiştir. Yani dünyada ve -en başta bizi çok ilgilendiren yönüyle- Avrupa’da üniversiteye yönelik arayışlar bu şekilde özetlenebilir.

Ülkemize gelince, tarihimizde üniversite olarak nitelenebilecek ilk örnek 1067’de Selçuklu Veziri Nizamülmülk tarafından kurulan Nizamiye Medreseleridir. 1773’te Mühendishane-i Bahri-i Hümayun, kısaca Mühendishane ve 1846’ta Darülfünunun kurulması hadisesi ana başlıklardır.

Cumhuriyet Türkiyesi’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığı yükseköğretim kurumları ise dört fakültesini bünyesinde barındıran bir üniversite ve bakanlıklara bağlı beş yüksekokuldan oluşmaktadır veya bir başka ifadeyle, 1923-24 öğretim yılında toplam yükseköğretim kurumu sayısı 9, bu kurumlardaki öğrenci sayısı 2.914, öğretim elemanı sayısı ise 307’dir. Cumhuriyet döneminde, yükseköğretimle ilgili beş düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerin tarihleri, 1933, 1946, 1960, 1973 ve 1981’dir. İkisi tek parti döneminde, üçü de askerî darbelerden sonra gerçekleşmiştir ve aralarında en çok on dört yıl bir mesafe vardır. 1981 yılında gerçekleştirilen 2547 sayılı Kanun’dan sonra yoğun eleştiriler, yüzden fazla değişiklik ve sonuç alınamamakla birlikte en uzun süre bu dönem içerisinde geçmiştir.

Sorun nerede veya neden kaynaklanmaktadır? Evvela bu konuda en temel olarak söyleyeceğimiz husus, toplumdaki güven duygusu eksikliğidir. Eğer biraz üniversiteye yönelik olarak söyleyeceksek, üniversitedeki yetmezlik, aydın-toplum veya üniversite-toplum arasındaki değerler çatışması ve sorunun mahiyetinin doğru algılanmamasından kaynaklandığını söyleyebiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 21 Aralık 2008

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook