Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ocak 2008 · 975 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Selahattin Demirtaş, 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 975 kelime.
Selahattin Demirtaş (Diyarbakır). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan 56 sıra sayılı Tasarı’nın yedinci bölümü üzerinde DTP Grubu adına söz almış bulunmaktayım.
Bu bölümde, değerli arkadaşlar, daha çok ormanların korunması, Orman Kanunu’na ilişkin değişiklikler düzenlenmekte ve ormanların korunması hakkındaki cezalarda artırım öngörülmekte. Aslında sekizinci bölüme de sirayet eden uzun bir düzenleme. Fakat, ormanlarla ilgili, ormanların korunmasıyla ilgili görüşlerimizi ifade etmeden önce, özellikle 182’nci maddede Öğle Dinlenmesi Yasası’nda yapılan değişikliğe ilişkin kısa bir iki düşüncemi belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, İş Kanunu’yla çalışanların, işçilerin çalışma yaşamına ilişkin hakları güvence altına alınmaya çalışılmış ve önemli ölçüde İş Kanunu’nda işçi lehine düzenlemeler yapılmıştır. Ancak, bazı özel kanunlarda da, işte burada olduğu gibi, 6301 sayılı Öğle Dinlenmesi Kanunu gibi kanunlarla, özel kanunlarla işçilerin yine çalışma yaşamına ilişkin haklarının korunması hedeflenmiştir.
Şimdi, İş Kanunu’na göre sekiz saatlik çalışma süresi düzenlenirken, elbette ki, çalışanların öğle dinlenmesi açısından da korumayı amaçlayan özel düzenlemeler getirilmiş. Şimdi, bu yapılan yeni tasarıdaki düzenlemeyle bu öğle dinlenmesi hükmüne uymayan işverenler 100 Türk lirası idari cezasıyla cezalandırılacak. Düşünün, bir fabrikada sekiz saatlik çalışma süresinin tamamını kesintisiz bir şekilde kullandıran, öğle dinlenmesi yaptırmayan bir işverene uygulanacak ceza 100 Türk lirası. Dolayısıyla, bu, kanunun özü itibarıyla, esası itibarıyla önemli olmasına karşılık yaptırımı son derece caydırıcılıktan uzak ve neredeyse işvereni, hani, bu kanunu ihlal etmeye sevk eden, özendiren bir ceza hükmüyle karşı karşıya. Dolayısıyla, bu konuda bence komisyonun da verilecek önergeleri dikkate alması gerektiği inancındayız.
Değerli arkadaşlar, bölümün önemli bir kısmı, az önce de ifade ettiğim gibi ormanların korunmasına dair düzenlemelere yer vermiş durumda. Gerçekten de ülkemizde ormanların ciddi bir şekilde -var olanların en azından- korunmasında son derece acil bir ihtiyaç var. Bu konudaki düzenlemelerde de caydırıcılık esas olmalıdır. Tabii ki, Türkiye’deki reel durum göz önünde bulundurulduğunda, örneğin Türkiye’nin sahip olduğu tabiat şartları nedeniyle aslında yüzde 80’inden fazlasının ormanlık alan olması gerekirken, maalesef ki ormanlarımız, Türkiye’nin sadece yüzde 26’sında mevcut. Dolayısıyla, zaten yeterli ormana sahip olmayan ülkemizde, var olan ormanların korunması açısından da ciddi sıkıntıların, uygulamada en azından ciddi sorunların olduğu bir gerçek. Hem ormanların korunması hem de var olan ormanlar üzerine yeni orman alanlarının geliştirilmesi ve Türkiye’nin hak ettiği yüzde 80’lik orman oranına ulaşılması açısından Orman Kanunu’nda yapılacak değişiklikler son derece etkili olacaktır. Ama tüm kanunlarda olduğu gibi tek başına korumanın kanunla olmayacağı, asıl korumanın eğitimle, kültürle olacağı gerçeğinin de bir kez daha altını çizmekte fayda var.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz, coğrafi konumu itibarıyla ormanları az olan bir coğrafya. Bunun tabii tarihsel nedenleri de var ama işte Türkiye, çok eski bir yerleşim yeri olması vesilesiyle tarih boyunca sürekli savaşlara tanık olmuş, göçlere tanık olmuş. Bu vesilelerle de ormanlar çok tahrip edilmiş. Ama bununla birlikte, güncel olarak tarla açmak, hayvan otlatmak, yine yakıt olarak odun ihtiyacını karşılamak üzere yapılan orman kesimleri, orman yangınları ve aynı zamanda imara açılmak üzere ormanların tahrip edilmesi gibi nedenlerle Türkiye’de ormanlar giderek azalmakta.
Ülkemiz nüfusunun 9 milyonu, ülkemizde yaşayan nüfusun yaklaşık 9 milyonu, hatta 10 milyonu 17.445 orman içi ve kenarı köyde yaşamakta. Bu da göstermektedir ki, Türkiye nüfusunun yaklaşık altıda 1’i ormanlarla aslında iç içe yaşamaktadır. Dolayısıyla yaşayan nüfusu da doğrudan ilgilendiren bir konu olduğu düşüncesindeyiz.
Yine, değerli arkadaşlar, ormanlar, ormanların korunabilmesi için değiştirilmesi gereken ilk şey yasa değil, tabii ki zihniyettir. Yani birçok yasayı değiştirebilirsiniz, yaptırımları ağırlaştırabilirsiniz ama ancak ormanlara verilen değer konusunda bilinç yükseltme ve bu konuda toplumsal irade oluşturma konusunda başarılı olunamadığı takdirde, maalesef ki ormanlarımızı giderek kaybetme ve bu kayıplardan kaynaklı olarak da ciddi sonuçlarla, negatif sonuçlarla karşılaşma riski taşıyoruz. En azından, hava kirliliğini önleyen, erozyonu önleyen, yine, çeşitli hayvanlara doğal barınak sağlayan, yer altı su miktarlarını koruyan, yağmur bulutlarını çekerek yağış oluşmasını sağlayan, insanlara ekonomik katkı sağlayan, iklimi dengeleyen, psikolojik olarak, insan psikolojisi üzerinde pozitif etki yaratan ormanların bu yönüyle, çok yönlü değerlendirilmesi hâlinde, bence eğitim sistemimizde özellikle bu yönlü bilinç artırıcı faaliyetlerin yoğunlaştırılması sayesinde ancak ormanları koruyabiliriz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, şimdi, Türkiye'de belki de en çok, ormanların yok olmasına neden olan şey, orman yangınları. Özellikle yaz aylarında, Türkiye her gün orman yangınları gündemiyle maalesef ki ilgilenmek durumunda kalıyor.
Yangınların çıkış nedenleri arasında, yüzde 53 ile en yüksek oran, ihmal ve dikkatsizlik yer alıyor, yani her yıl çıkan yangınların yarısından fazlası, toplumdaki, yine, bilinç düzeyinin eksikliği nedeniyle oluşan ihmal ve dikkatsizlikle ortaya çıkıyor. Yine orman yangınlarının yüzde 25’i belirlenemiyor, resmî istatistiklere göre; yüzde 9, ormanlar kasten yakılıyor; yüzde 7, doğal nedenlerle -yıldırım düşmesi veya kaza sonucunda- orman yangınları çıkabiliyor. Bu yangınlarda hem ormanlar önemli ölçüde yitiriliyor, ama bununla birlikte, aslında geleceğimiz bu ormanlarla birlikte yanıyor. Az önce ifade ettiğim, ormanların faydaları ve ormanın, toplum açısından, insan açısından, varlık gerekçeleri açısından düşündüğümüzde her yanan ormanla birlikte aslında geleceğimizin yandığının bilinmesi gerekiyor.
Ormanlarla ilgili, değerli arkadaşlar, bilinmeyen çok değişik, aslında, veriler, istatistikler var. Örneğin bir kayın ağacı bir yıl içerisinde üç yüz kilogram zehiri emiyor, tek başına bir kayın ağacı. Yani, hem çevre kirliliğinden, çevre kirliliğinin önlenmesinden söz ederken, özellikle hava kirliliğinin önlenmesinden söz ederken, ormanların önemi, burada da bir kez daha karşımıza çıkıyor. Yine, ağaçsız bir alana göre 8 kat daha fazla humus oluşturan ormanlar, toprak canlılarının yaşamasına olanak sağlıyor.
Şimdi, bu kadar, insan yaşamında, toplum yaşamında etkili olan ormanların korunması konusunda bugüne kadarki hükûmetlerin yeterli önlem aldıkları, bırakın önlem almayı, ormanların yok olması konusunda yeterli önlem aldıklarını söylemek, maalesef ki mümkün değil. Hâlen günümüzde de devam eden orman katliamları, güncel olarak gündemimizi işgal etmeye devam ediyor. Kaz Dağları’nda, Antalya’da Belek Ormanlarında, Beykoz Ormanlarında, yine, Güneydoğu’da, Doğu’daki orman yangınlarında, ormanların katledilişini, maalesef ki, sessiz tanıkları olarak izlemeye devam ediyoruz ancak.
Bir diğer konu da orman vasfını yitirdiği iddia edilen alanların imara açılması, “2/B Yasası” denilen Yasa’nın hâlen sıcak tutuluyor olması, ormana verilen, aslında verilmeyen değerin çok somut örneği ve göstergesidir diye düşünüyoruz.
Bu bölüm vesilesiyle, yedinci bölüm vesilesiyle, bir kez daha dikkat çekmek üzere, ormanların korunması gerekliliği konusunda bir kez daha dikkat çekmek üzere söz aldım değerli arkadaşlarım. Bu vesileyle, hepinizi, bir kez daha, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 9 Ocak 2008