Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 133. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Temmuz 2010 · 526 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Selçuk Ayhan (CHP), 13 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 526 kelime.
Selçuk Ayhan (CHP, İzmir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2010-07-13-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SELÇUK AYHAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; nedense bana konuşma genelde avantür sahnelerden sonra geliyor. Yatıştırmak da bize düşüyor.
Yükseköğrenim Kurumları Teşkilat Kanunu’nun ikinci bölüm 5’inci maddesine ilişkin Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
“Eğitim” deyince aklımıza, doğal olarak öncelikle Millî Eğitim Bakanlığı geliyor değerli arkadaşlar. “Millî Eğitim Bakanlığı” deyince de aklımıza, bastırılan kitaplarda 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın tarihlerinin ve zamanlarının karıştırıldığını, Millî Eğitim tarafından bastırılan haritalarda Türkiye’nin sınırlarının değiştirildiğini, bazı millî eğitim müdürlerinin yılın yüzelli gününü yurt dışında geçirdiğini, OKS sınavlarının belli gerekçelerle konup birkaç yıllık uygulamadan sonra aynı gerekçelerle kaldırıldığını, boş kalan sınıflara sınavlarda en başarısız olan illerimizde polis memurlarının sokulduğunu, YİBO’larda taciz, tecavüz ve cinayet olaylarıyla karşılaşmak gibi konuları ne yazık ki görüyoruz. Çünkü Millî Eğitimin temel felsefesi millî eğitim değil, “Depbeyli derebeyli dümbüldali döp döp, zepbeyli zerebeyli zümbüldali zöp zöp” felsefesi.
Durum böyle olunca, değerli arkadaşlarım, son üniversite sınav sonuçlarına baktığımızda, 180 tam puan üzerinden yaptığımız değerlendirmede askerî liseler, polis kolejleri ve sosyal bilimler liselerinin tam başarı gösterdiğini görüyoruz. Bu liselerin ortak noktası öğrenci sayısının az olması. Polis kolejleri ile askerî liseler arasındaki bir diğer ortak nokta da teçhizat ve personel sıkıntısı yaşamamaları. Bunları fen liseleri, Anadolu liseleri, özel Anadolu liseleri takip ediyor, meslek liselerinden bu sıralama içerisine girebilen sadece astsubay okulları var, o da 10’uncu sırada.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, meslek liselerinin genel başarı oranı da diğer liselerin yüzde 64 gerisinde kalıyor. Liselerin durumu böyleyken Sayın Başbakanın talimatıyla “Her İlde Bir Üniversite” kampanyası başlatan Hükûmetiniz yetmiş tane üniversite kurdu. 2009 yılında bu üniversitelerin YÖK’e verdiği raporlar, bu projenin hüsranla sonuçlandığının ciddi bir göstergesi. Bunların birçoğunda kadrolu doçent, profesör, hatta yardımcı doçent yok. Bir kısım rektör ve dekanların kadroları bile başka üniversitelerde kayıtlı, altyapıları eksik ve bu üniversiteler mevcut ve kurumsallaşmış üniversitelerimiz. Akademisyenlerinin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözememişken, laboratuvar, atölye gibi sorunlarını çözememişken, altyapı sorunlarını çözememişken, sınıflarda öğrenci sayısı katlanarak artırılmışken, öğrencilerin staj, barınma, burs, yer gibi sorunları varken ne yazık ki bu üniversitelerimiz, İnternet sitelerinde, tabela üniversiteleri olarak, rencide edici bir biçimde anılmaya devam ediyor.
Değerli arkadaşlarım, sonuçta, yetersiz bir eğitimin sonucunda öğrencilerimizin işsizlik süresini dört beş yıl daha ötelemiş oluyoruz, velilerimizin de cebinden, bu dört beş yıllık süre içerisinde, asgari 30 milyar ve üzeri para çıkmasına sebep oluyoruz. Elbette ki eğitim hepimiz için önemli ama üniversite eğitimini, akademik eğitimi lise düzeyinin bile altına düşürmek öncelikle çocuklarımıza saygısızlıktır, bize de yakışmıyor.
Bir başka önemli nokta da üniversite mezunu gençlerimizin işsizlik konusu. Bugün, resmî verilere göre, Türkiye’de yüzde 14 oranında üniversite mezunu gencimiz işsiz durumda. Bu oranın içine ayda 300 lira, 500 lira maaşla çalışan çocuklarımızı katmıyoruz, çünkü onlar iş sahibi olarak görünüyorlar. Annelerinden, babalarından harçlık almamak için kendilerini bu paralarla çalışmaya ne yazık ki zorunlu hissediyorlar.
Genel işsizlik dağılımına baktığımızda, en az işsiz kalan kesimin yüzde 1,16 oranıyla güvenlik sektörü olduğunu görüyoruz. Doğaldır, bir yandan terör, bir yandan ekonominin bu kadar çökmesi, işsizliğin bu kadar yükselmesi güvenlik sorununu da birlikte getiriyor.
İkinci sırada yüzde 4’le sağlık alanı var. Bu da normaldir, halkının yüzde 80’i yoksulluk sınırı altında yaşayan bir ülkede, yeterli beslenemeyen bir ülkede, denizine, toprağına sahip çıkamayan bir ülkede insanların…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 13 Temmuz 2010