Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatına ilişkin açıklaması
Muğla Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 32. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Aralık 2025 · 774 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 14 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatına ilişkin açıklaması); konuşma 774 kelime.
Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatına ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-12-14-manisa-sehzadeler-belediye-baskani-gulsah-durbay-in-vefatina-iliskin-a (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=139972
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, çok değerli bürokratlar, Sayın Bakanlar; bugün 2 Bakanlığın bütçesi üzerine konuşmalar yapıyoruz, görüşmeler yapıyoruz; Bakanları dinledik, konuşmacıları dinledik.
Ben Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanını dinlediğim zaman kendimi Kanada'da zannettim, Avustralya'da zannettim ve dedim ki herhâlde Avrupa Birliğinin kalkınmış ülkelerinden birindeyiz. Her problem bitmiş; çocukların problemleri bitmiş, engellilerin problemleri bitmiş, yaşlıların problemleri bitmiş; yaşlı bakım merkezleri böyle çok dolu değil, yaşlı problemini halletmişiz, zaten kimse de yaşlı bakım merkezi aramıyor, huzurevleri aramıyor; yaşlılar aileleriyle, çocuklarıyla beraber mutlu bir şekilde birlikte yaşıyorlar; engelliler sarf malzemelerini veyahut da diğer kullandıkları malzemeleri, aletleri çok rahat bir şekilde alabiliyorlar; enflasyon oranında bunları güncelliyor Hükûmet, güncellediği zaman da engelli araçlarını, beyaz bastonlarını veya görme engelliler Braille alfabeli bilgisayarlarını çok rahat alabiliyorlar diye düşündüm ve ardından bir baktım ki hiç de öyle olmadığını ben biliyorum zaten. Öyle olmadığını nasıl biliyorum? Burada "Bir engelliler bakanlığı kurulsun." diyerek araştırma önergesi vermiştik, cumhuriyet tarihinde çok partili hayata geçtikten sonra ilk defa bir muhalefet partisinin araştırma önergesi kabul edildi. Nasıl kabul edildi? Muhalefetin başarısıyla kabul edildi, iktidar yenildi ve ardından da ortaklaşa bir önerge vererek bu önergeyle beraber bir araştırma komisyonu kuruldu. Araştırma Komisyonunu ziyaret ettiğim zaman, orada konuşma yaptığımda bana şunu söylediler; ben "Engellilerin problemlerini biliyoruz, bunlar üzerine kafa yormayın, engelli bakanlığını kurun ve bu problemleri de onlar çözsünler, halletsinler." dediğim zaman, orada Sayın Başkan şöyle söyledi bana: "Engellilerin yeni yeni problemlerini öğreniyoruz." Engellilerin problemlerini yeni yeni öğrendiğinize göre demek ki hâlâ daha bu köprünün altından çok suların geçmesi gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, şimdi, burada aile kurumu bizim en büyük devletimiz, değil mi? En büyük imparatorluğumuz aile. Bu aileyle ilgili de çok değerli ifadeler kullandı Sayın Bakan. Peki, şimdi, Türkiye'de evlilik mi çoğalıyor yoksa boşanmalar mı çoğalıyor? Eğer evlilik çoğalıyorsa orada sağlıklı bir aile yapısı var demektir, boşanmalar çoğalıyorsa orada ailede bir problem var demektir. Ne problem vardır? Psikolojik problemler vardır. Bu psikolojik problemleri doğuran şeyler nedir? Ekonomidir, hukuktur... Aynı zamanda, Türkiye'de gelir dağılımında adalet, eğitimde fırsat eşitliği demektir. Peki, bu yoksa eğer, boşanmalar çoğaldıysa sizin aileden bahsetmeniz mümkün olabilir mi? Olamaz. Kalkmışsınız, diyorsunuz ki... İnsanlara balık tutmayı mı öğreteceksiniz, balık mı vereceksiniz? Balık tutmayı öğreteceksiniz ve sosyal yardımlarla övünüyorsunuz! Bir devlet sosyal yardımlarla övünür, doğrudur ama bundan daha ziyade "Ben daha fazla sosyal devletim, insanları çok rahat bir şekilde üretim sağlayacak hâle getirdim." der, bununla övünmüş olur.
Bir diğer taraftan, çocuk yoksulluğu var Türkiye'de. TÜİK verilerine göre 7 milyon 39 bin çocuk yoksulluk içerisinde; daha da vahimi, 5,4 milyon çocuğumuz gıda yoksulluğu çekiyor yani bu çocuklarımız yeterli protein alamıyorlar, meyveye, sebzeye erişemiyorlar.
Ayrıca, sanal kumar var biliyorsunuz, bununla ilgili olarak Hükûmetin çok acil tedbirler alması gerekiyor, gerek dijital ortamda gerekse de toplumsal hayatta tedbirler alması gerekiyor. Bu sanal kumarla beraber çocuklarımızı kaybediyoruz yani çocuklar okulda eğitilirler, sokakta eğitilirler, bir de ailede eğitilirler. Eğer ailedeki ve okuldaki eğitimleri sokakta ortadan kaldırılıyorsa, nötralize ediliyorsa orada bir eğitim yok demektir, çocuklarınızı kaybedersiniz. Sanal kumarla beraber evlerimiz yanıyor, siz bahçeyi suluyorsunuz Sayın Bakan. Değerli arkadaşlar, bu sanal kumar baronlarına karşı neden etkin bir mücadele veremiyorsunuz İçişleri Bakanınızla beraber, Adalet Bakanınızla birlikte, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanınızla birlikte?
Şimdi, burada, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızla ilgili de söyledim; 1,2 milyon yaşlı vatandaşımız emekli maaşı yetmediği için inşaat köşelerinde, pazar yerlerinde yüzde 90'ı kayıt dışı olmak üzere çalışmak zorunda kalıyor. Huzurevi kapasiteleri yetersiz, bakım ücretleri komik seviyelerde. 9 milyonun yaşadığı bir ülkede eğer 30 bin kişi huzurevlerinde kalabiliyorsa bu çok komik bir rakamdır. Tek elden bir sosyal korumaya ihtiyacımız var; tüm bu sorunların temelinde plansızlık ve çok başlılık yatmaktadır. Türkiye'de sosyal yardım yapan 6 farklı kamu kurumu var; Aile Bakanlığı, vakıflar, Millî Eğitim Bakanlığı, Kredi Yurtlar Kurumu, belediyeler ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları olmak üzere. Bununla ilgili olarak, mutlaka bir çerçeve içerisinde, tek bir çatı altında toplanması lazım.
Ben buradan Bakana da bir tavsiyede bulunacağım: Manisa'da otistik çocuklar için, gençler için yapmış olduğumuz ZEKİ diye bir kurum var. Bu kurumu gitsin ziyaret etsin; bu, Türkiye'de tek, bir tane. 4+4+4'ten sonra ortaya çıktı problem ve biz bunu Organize Sanayi Başkanımızla beraber bu şekilde çözmüştük ve bütün organize sanayilerde bunu yapabilirsiniz. Otistik çocukların sayısı oldukça fazla ve burada, organize sanayilerde bunu yaptığınız zaman 10 bine yakın çocuğumuz buralarda çok rahat bir şekilde iş imkânı bulurlar, hem devletten para almaktan kurtulurlar, aynı zamanda da organize sanayilerde meslek sahibi olmuş olurlar.
Bakanlık meselesine gelince, Millî Eğitim Bakanlığına; bakın arkadaşlar, toprağınızı kaybederseniz geri alabilirsiniz, ekonominiz bozulur, düzeltebilirsiniz ama eğitiminiz bozuksa insanlarınızı kaybederseniz bir daha telafi etmeniz mümkün değildir. Eğitim ve Kültür Bakanlığı konusunda, kültürde Adalet ve Kalkınma Partisi sınıfta kalmıştır. Öncelikle Kültür Bakanlığında sınıfta kalmıştır. Neden? Kültür eğitimi doğurur, eğitim kültürü doğurmaz efendim. Kültür, tarih sahnesine çıktığınız andan itibaren biriktirdiğiniz her şeydir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 14 Aralık 2025