İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · PAZAR

Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatına ilişkin açıklaması

Turhan Çömez

Balıkesir Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Aralık 2025 · 768 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Turhan Çömez (İYİ Parti), 14 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatına ilişkin açıklaması); konuşma 768 kelime.

Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir). “Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatına ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turhan-comez-2025-12-14-manisa-sehzadeler-belediye-baskani-gulsah-durbay-in-vefatina-iliskin-a (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=139973

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir)Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanların yaptığı konuşmalara bakarsanız, yaldızlı sözlere, ışıltılı laflara bakarsanız Türkiye'de mükemmel bir dönem yaşanıyor fakat hakikaten bu konuşmaların sahadan ve gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu hepimiz biliyoruz, elini vicdanına koyan AK PARTİ'li arkadaşlarımız da biliyor. Şimdi "sosyal yardım" denildi, rakamlar verildi, son on yıl içerisinde sosyal yardım yapılan aile sayısı 2 kat artmış. Bu, gurur duyulacak bir şey değil; bu, Türkiye'de açlığın, sefaletin ve yoksulluğun giderek derinleştiğinin çok net bir göstergesi. Elbette o yardımı yapacaksınız, "Yaptık." diyemezsiniz; o, bu milletten toplanmış vergilerle yapılmış ve devletimizin yaptığı yardımdır ama bu milleti bu kadar derin açlığa ve sefalete niye sürüklediğinizin bir kere olsun hesabını vermediniz.

Yanı sıra, yaşlılar inanılmaz bir açlık ve sefalet içerisinde yaşıyorlar. Çıkın akşam vakti çarşıya pazara, özellikle pazara çıkın, yaşlıların akşam beşten, altıdan sonra ezilmiş, çürümüş ürünleri topladıklarına tanık olacaksınız. Geçtiğimiz günlerde yoğun bakım doktorlarıyla görüştüm ben, "Hastaneye gelen yaşlıların protein seviyeleri düşük." diyorlar. Niye? Çünkü et alamıyorlar, proteinle beslenemiyorlar. 16 bin lira emekli maaşı alan bir yaşlı nasıl evine et götürebilsin? Bu ülkede 20 milyona yakın insan sosyal yardımla geçiniyor. 24 milyon aile açlık sınırının altında maaşla geçinmek zorunda ve yirmi üç yıl sonra bu ülkeyi açlığa ve sefalete mahkûm ettiniz. Elektrik yardımı yapıyorsunuz, gurur duyuyorsunuz; ısınma yardımı yapıyorsunuz, gurur duyuyorsunuz. "Niye bu insanları buraya mahkûm ettik?" diye hiç konuşmuyorsunuz.

Gelelim çocuklarımızın durumuna. Bakın, çocuklarla ilgili inanılmaz rakamlar var. Eminim, Sayın Bakan da akşam evine gittiğinde, kendisiyle baş başa kaldığında, elini vicdanına koyduğunda derin bir ızdırap çekiyordur. UNICEF yeni bir rapor açıkladı: Dünyada çocuk yoksulluğunda en kötü iki ülkeden bir tanesiyiz, bizden daha kötü Kolombiya var; onun dışında hepsi, Romanya dahi Türkiye'den daha iyi. Bu kadar mümbit bir coğrafyada, bu kadar bereketli topraklarda bu ülkenin güzel insanlarını, pırıl pırıl yavrularını açlığa ve sefalete nasıl mahkûm ettiniz siz, nasıl becerdiniz bunu yirmi üç yıl içerisinde? Çocuk ölüm oranları artmış, rakamlar elimizde; bakın, 40 ülkenin, 40 gelişmiş ülkenin 0-5 yaş arası çocuk ölüm oranı 3,4 -doktor olarak söylüyorum, içim acıyarak söylüyorum- bu ülkede çocuk ölüm oranı 12,8; bu rakamlar da sizin verdiğiniz rakamlar. Bundan utanmanız lazım sizin. Komşu ülkemiz Yunanistan'da, Bulgaristan'da çocuk ölüm oranları çok altında Türkiye'nin, dörtte 1'i, beşte 1'i kadar. Benim bu ülkemin çocuklarının bir Yunan kadar, bir Bulgar kadar yaşamaya hakkı yok mu Allah aşkına? Bu mümbit coğrafyada bu çocuklar neden bu kadar açlığa ve sefalete mahkûm oluyorlar?

Yanı sıra, çocukların ölüm oranlarıyla beraber çocukların doğum oranlarında inanılmaz düşüşler söz konusu. İktidara geldiğinizde doğurganlık oranı 2,5 kadardı, şimdi kaç? 2025 rakamları açıklansın, onu da yurt dışı raporlarından çıkarttım; 1,38'e düşüyor, şu anda 1,4'ün üzerinde. Yani biz artık bu gidişle nüfusumuzu devam ettirme şansına sahip değiliz. Neden bu ülke bu hâle geldi? Özellikle son, 2018'den sonra, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtikten sonra olan rakamlara baktım; doğurganlık oranı 2'den 1,4'e düşmüş, boşanma oranları artmış, evlilik oranları azalmış. Sayın Erdoğan hiç durmadan "3 çocuk" diyor, "5 çocuk" diyor, "Evlenin." diyor ama bir türlü bunlar gerçekleşmiyor. Neden? Bunda da milleti suçluyorsunuz, bunda da muhalefeti suçluyorsunuz sizi eleştirdiğimiz için. Bir dönüp kendinize bir bakın; insanlar niye evlenemiyor, insanlar neden daha çok boşanıyor, bu çocuklar neden daha çok ölüyorlar, neden doğurganlık oranları azalmış? Dönün, bir bakın kendinize. Temel sebep ekonomik ama sadece ekonomik değil, bununla beraber pek çok sebep söz konusu.

Bakın, MESEM'lerden bahsedildi; evet, mesleki eğitimin yapılması şart bu ülkede, gittiğimiz her yerde görüyoruz. Yılların hataları, özellikle çocukların yetişmeyişi, ara elemanın olmayışı sanayi için, üretim için önemli bir problem fakat Sayın Bakan, kendi ifadenizle söylediniz, "Koordinatör atadık." dediniz. Ya, Allah aşkına, devlete emanet edilmiş çocuklar; bakın Sayın Bakanım, MESEM Projesi'nde, 2025'in başından bugüne kadar 17 çocuk nasıl olur da can verir ya? Bu, kabul edilebilir bir rakam mı? Bu, kabul edilemez bir rakam. Dolayısıyla 2025 yılı içerisinde 80'i aşmış çocuk ölümü, çocuk işçi ölümü ve MESEM'e, devlete emanet edilmiş çocuklardan 17'si hayatını kaybetmiş, üstelik başlarında koordinatörü var, devlet var. Bu, asla kabul edilemez. Yine, rakamlara baktığımızda, bu ülkede 750 bin çocuk işçimiz var. Bu, asla ve asla... Siz övünüyorsunuz ya "Türkiye Yüzyılı" diye, bu rakamlar asla ve asla sizin övündüğünüz o tabloyla örtüşmeyecek rakamlar. Bu güzel ülkenin çocukları -neden Allah aşkına- 700 küsur bini çalışmak zorunda? Çünkü aileleri onlara gelecek temin edemiyor, çocuklar karnını doyuramıyor, orada burada çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu son derece vahim bir tablodur.

Gelelim yine MESEM'le ilgili, Meclisimizin çatısının altında yaşanan meseleye. Bakın, bu konu konuşulmadı. Biz bu konuyu Meclis Başkanımızdan duymak isterdik, biz bu konuyu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının yapacağı açıklamadan duymak isterdik, biz bu vahameti Sayın Millî Eğitim Bakanından duymak isterdik çünkü her 3 Kurum da bu olaydan sorumludur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 14 Aralık 2025

Günün kaydı →
94 konuşmanın tamamı →