İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 89. BİRLEŞİM · SALI

Muş ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne ilişkin

Seracettin Karayağız

Muş Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 89. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Nisan 2005 · 715 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Seracettin Karayağız (AK Parti), 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUŞ İLİNİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN); konuşma 715 kelime.

Seracettin Karayağız (AK Parti, Muş). “Muş ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/seracettin-karayagiz-22-2005-04-26-mus-ilinin-dusman-isgalinden-kurtulusunun-yil-donumune-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SERACETTİN KARAYAĞIZ (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muş İlimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 88 inci yıldönümü münasebetiyle şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce, sizleri ve televizyonları başında bizi dinleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt Ovasında Romen Diyojen komutasındaki Bizans ordularını bozguna uğratmasıyla Türk ve İslam ülkesi haline gelen Anadolu'nun ilk kapısıdır Muş. Selçuklular Anadolu'yu fethettikten sonra, bölgede bulunan Müslüman, Kürt, Arap veya gayrimüslim Ermeni, Süryani ve Rum gibi tüm unsurları kendi vatandaşı olarak kabul etmiştir. Bunların dinî veya kültürel hiçbir değerlerine dokunmadan sekizyüzelli yıl adaletle idare eden Selçuklu ve daha sonra Osmanlı Devleti toprakları Birinci Dünya Savaşı sırasında işgale uğramıştır.

Doğu Anadolu Bölgesini işgal eden Rus kuvvetlerinin de tahriki ve desteğiyle örgütlenen Ermeni çeteleri, yüzyıllarca içlerinde sakladıkları kinlerini kusmaya başlamış ve savunmasız Doğu Anadolu halkına her türlü vahşeti sergilemişlerdir.

En güçlü olduğu dönemlerde Ermenilerin hiçbir değerine dokunmayan Osmanlının, bütün dünyanın kendisine saldırdığı bir zamanda onlara saldırarak kendi içerisinde yeni bir düşman cephesi oluşturmasını hangi akıl ve izan sahibi kabul edebilir?!

Değerli milletvekilleri, gerçekte, Ermenilerin Doğu Anadoluda yaptıkları katliam da değil, tam bir vahşettir. İnsanları bilek ve ayaklarından duvarlara çivilemek, kafa derilerini yüzerek dağ başlarında ölüme terk etmek, bebeğini annesinin gözü önünde parçalayarak köpeklere atmak, hamile kadınların bebekleri üzerinde iddiaya girerek karınlarını süngülemek, insanları ahırlara ve binalara doldurarak ateşe vermek, Ermeni çetelerinin yaptıkları sıradan işlerdi.

İki amcası Ermeniler tarafından şehit edilmiş birisi olarak diyorum ki, Osmanlı, eğer bir soykırım uygulamak isteseydi, bunu sekizyüzelli yıllık bir zaman sürecinde yapardı da kimsenin ruhu bile duymazdı; ancak, böyle bir anlayış, ne inancımıza ne de insanlık erdemine uyan bir anlayış değildir, olmamıştır; böyle bir iddiayı büyük bir hakaret olarak kabul ediyor ve reddediyoruz.

Müttefikimiz olan Almanlarla birlikte yenik sayılıp, teslim olan ve silah bırakan Osmanlı Ordusu içinden çıkan kahramanlar, bu işin henüz bitmediğini, hatta yeni başladığını bütün dünyaya ilan edecek ve destanlar yazacaklardı. Bu ülkenin Mecnunları, Keremleri, Ferhatları dağları delerek, âdeta imkânsız denileni başarıyorlar ve bütün dünya mazlumlarına örnek oluyorlardı.

Mustafa Kemal Paşanın Samsun'da yaktığı kurtuluş meşalesi, İsmet Paşa, Kâzım Karabekir Paşa, Fevzi Paşa, Topal Osman, Şükrü Paşa ve daha nicelerinin olağanüstü gayretiyle, mücadelesiyle destanlaşarak, bütün Anadolu'ya yayılıyordu.

Değerli milletvekilleri, başörtülü kadınlarımız da erkeğinin yanında kurtuluş mücadelesine bütün gücüyle katılıyor, mermi dolduruyor, cephane taşıyor, sağanak yağmur yağdığında ise, bebeğinin üzerindeki örtüyü çekerek top mermisinin üzerine örtüyordu.

Kahramanmaraş'ta, Müslüman kadının başörtüsünden rahatsızlık duyarak ona uzanan Fransız eli, Maraş halkı tarafından kırılıp, şehir düşman işgalinden kurtuluyordu.

Bursa'da, Osman Gazinin türbesini hayasızca çiğneyen Rum subayına gerekli cevap veriliyor ve İzmir'de denize dökülüyordu.

18 Şubat 1916'da işgale uğrayan Muş İlimiz, Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki kuvvetlere halkın da destek vermesiyle, 30 Nisan 1917'de, düşman işgalinden ve katliamlardan kurtulmuştur.

Muş gibi düşman işgaline uğrayan diğer illerimiz, Bitlis, Van, Şanlıurfa, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Bursa, Bandırma, İstanbul ve bütün işgal edilmiş Anadolu şehirleri, Mustafa Kemal Paşanın önderliğinde kendi kurtuluş mücadelesini veriyor ve Haçlı zihniyetli Hıristiyan işgalcileri topraklarından kovarak, yüzyıllarca olduğu gibi, İslam ülkesi kalmaya devam ediyordu.

Değerli milletvekilleri, Muş İlimiz, coğrafî olarak çok güzelliğe sahip olmasına rağmen, yılların ihmali yüzünden, maalesef, layık olduğu konuma gelememiştir. Geçen yıl, Köy Hizmetleri, Millî Eğitim ve diğer müdürlüklerimizin yoğun ve gayretli çalışmalarına rağmen, halen, susuz, okulsuz ve elektriksiz birçok köyümüzün olduğunu söylemek, bir milletvekili olarak bana ağır geliyor; ancak, yılların ihmalini birkaç yılda telafi etmenin mümkün olmadığını da kabul etmek gerekiyor.

Komşu vilayetlerle bağlantımızı sağlayan yolların kısaltılıp genişletilmesi, bizi sevindiren çalışmalardır. Yine, sağlık sorunlarının üzerine gidilerek yeni ve modern bir hastaneye kavuşmamız, doktor ihtiyacımızın büyük ölçüde karşılanması, eksik dersliklere bir miktar ilave edilmesi, elektriksiz köylerimizin bir kısmının elektriğe kavuşması, halkımızı ve bizleri memnun eden güzel çalışmalardır.

Değerli milletvekilleri, her yıl taşarak Muş Ovasının ve köylerimizin sular altında kalmasına ve zamanında ekim yapılmasına engel olan Karasu Nehrinin ıslah çalışmalarının, bu yıl, Devlet Su İşleri tarafından başlatılacağını sevinçle karşılamaktayız. Fert başına millî geliri 1 500 doların altında olan illerle ilgili teşvikin, diğer vilayetlere olduğu gibi, Muşumuza da yatırımları davet edeceği ümidindeyiz.

Ülke olarak, AK Parti Hükümetiyle yakalamış olduğumuz istikrar, güven ve ekonomideki gelişmelerin, bütün illerimiz gibi, Muş İlimize de yansıyacağı ümidini hiç kaybetmiyor, biraz sabırlı olmamız gerektiğini biliyoruz; ancak, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, ülkemizdeki gelişme ve istikrarı içine sindiremeyen güçlerin olduğu da bir gerçektir. Bu istikrarı bozmak isteyenlerin bayat senaryoları, artık kimsenin ilgisini çekmemektedir.

Bu mahfillerin, geçmişte olduğu gibi, bugün ve yarın da halkımızdan gerekli dersi alacağını hatırlatıyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 26 Nisan 2005

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook