İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tunceli ilinin sorunları hk.

Şerafettin Halis

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 54. Birleşim · 5. yasama yılı · 27 Ocak 2011 · 488 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şerafettin Halis, 27 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUNCELİ İLİNİN SORUNLARI HK.); konuşma 488 kelime.

Şerafettin Halis (Tunceli). “Tunceli ilinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 27 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2011-01-27-tunceli-ilinin-sorunlari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, her ne kadar olağanüstü hâl kaldırıldıysa da bugüne kadar Tunceli’de yaşanan durum, hep olağanüstü hâl durumu oldu. AKP her ne kadar ileri demokrasiden bahsediyorsa da yine yaşananlar, bırakın ileri demokrasilerde, sıradan demokrasilerde bile görülmeyen olaylar. Düşünün ki Tunceli’nin Pertek ilçesinde bir okulda bir öğretmen tarafından öğrencisine bir taciz olayında bulunuluyor. Kaymakamın ve yerel yöneticilerin orada tacizci öğretmeni korumaları ve kollamalarına karşılık, orada, KESK Şubeler Platformu, sivil toplum örgütleri, veliler ve Belediye Başkanının içinde olduğu bir basın açıklaması yapılıyor. Basın açıklaması sonrasında hemen Kaymakamlık adli ve idari soruşturma açıyor, savcılık soruşturmayı başlatıyor ve Sağlık Bakanlığından bölgeye müfettişler gidiyor. Bir bakın, sorulan sorular nedir? Müfettiş aynen şunu soruyor: “Basın açıklamasına katıldınız mı?” İkinci bir soru: ”Kamu idarecileri hakkında, aleyhinde ya da istifaları konusunda slogan attınız mı?” Hani nerede demokrasi? Basın açıklamasının suç olduğu bir ülkede hangi demokrasiden bahsedeceksiniz? Yöneticilere yönelik istifa sloganları atmak ne zaman suç oldu? Hangi demokrasi bu? Buna, daha doğrusu, sultanlar ve kullar iktidarı deseniz iyi olmaz mı? Sonuç ne oluyor: Bakanlık Teftiş Kurulunun vermiş olduğu rapor dâhilinde üç sağlık personeli sürgün ediliyor.

Her şeyden önce, sürgün, çağımızın bir cezası değildir, ta eski Roma’dan kalmış, Osmanlıdan cumhuriyete devrolmuş, büyük trajedilere, acılara mal olmuş ve günümüzde de hâlâ vuku bulan bir ceza, yani çağdaş bir ceza değil. Kim bu sürgün edilen arkadaşlarımız? Sendika iş yeri temsilcisi Şemsi Engin, yine üye Nursen Berk Okçu, yine üye Gürsele Kurt. Sadece tacize ve tecavüze karşı bir basın açıklamasına katılmış olmak… Şimdi, burada, haydi diyelim ki basın açıklamasına katılmak suçtur, peki, tacize ve tecavüze karşı olmakta mı suçtur? Şimdi, AKP, burada, ya tacize, tecavüze karşı olmadığını söyleyerek bu sürgünleri geri almak zorundadır ya da bu sürgünlerin devamı hâlinde “tacizin ve tecavüzün yanındayım” diye tacizci ve tecavüzcü politikasını tescil etmek durumundadır.

Tabii bu ilk sürgün değil, iki ay önce de bir sürgün daha yaşandı. Tunceli PTT Müdiresi Sayın Fidan Şahin bölge başmüdürünün raporuna binaen Erzurum’a sürgün edildi. Şimdi dikkat edin, bölgede çalışması istenmeyen başmüdür AKP tarafından kollanıyor ve onun rapor ettiği, Tunceli halkı tarafından sevilen Fidan Şahin sürgün ediliyor.

Sürgünler nereye yapılıyor, bakın: Erzurum, Amasya, Aksaray, Yozgat, Gümüşhane. Sürgün etmek sürgün için ne kadar zorsa, sürgün illeri olarak adlandırılan bu iller halkına da bu büyük bir hakarettir. Sürgün diyorsunuz, eskiden Fizan’a sürerlerdi, Malta adalarına sürerlerdi, bir nedeni vardı ve bir gerekçesi vardı, gerekçesi de negatifti söylemek gerekirse. Bugün Malta sürgünlerini kınamak ne kadar yerindeyse, çağımızda, günümüzde yaşanan sürgünleri kınamak da o kadar yerinde olacaktır.

Bir daha söylüyoruz: Bu arkadaşlarımızın sürgün nedeni tacize karşı bir basın açıklamasına katılmış olmaları. Siyaseten bir şey yok ve müfettiş soruyor, tekrar ediyorum: “Basın açıklamasına katıldınız mı? Yöneticilerimiz hakkında istifa sloganı attınız mı?” Buradan, dediğim gibi, üç sonuç çıkıyor:

1) Basın açıklaması suçtur.

2) Taciz ve tecavüz meşrudur, buna karşı çıkmak suçtur.

3) “Yöneticilerimizin dokunulmazlığı vardır. Biz, demokratik bir ülkede değil, şahlık, sultanlık ve padişahlık ülkesinde yaşıyoruz.”un tam da adıdır.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

96 konuşma daha · 27 Ocak 2011

96 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook