Genel Kurul · Açıklamalar
Balıkesir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 6. Birleşim · 5. yasama yılı · 14 Ekim 2026 · 983 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Serkan Sarı (CHP), 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 983 kelime.
Serkan Sarı (CHP, Balıkesir). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serkan-sari-2026-10-14-aciklamalar (erişim: 14 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=148853
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SERKAN SARI (Balıkesir)Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Amasya faciasının 4'üncü yılındayız. Şu anda madende kaybettiğimiz emekçilerimizin hakkı, hukuku hâlâ yerine getirilmiş değil, ailelerin vicdanları rahatlatılmış değil. Bu facialardan ders almadığımızı vurgulamak istiyorum. Soma'da, Kozlu'da, Ermenek'te, Amasra'da facialarda yitirilen canların ne yazık ki önümüzdeki facialara engel olacak tedbirlere vesile olmadığını görüyoruz. Komisyonlar kuruldu, raporlar çıkarıldı, önlemler alınmadı ve tüm sorunlar sümen altı edilerek geçiştirildi. Bugün Amasya'da canını yitiren 43 madencimizin yakınları bütün sorumluların yargılanmasını talep ediyor ama ne yazık ki yargı süreci devam etmiş olmasına rağmen gerekli yargıların yapılmadığını da vatandaşlarımızın, halkımızın, yakınlarımızın da vicdanını rahatlatmadığını görüyoruz. Yitirdiğimiz canları da rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum.
Bugün sabah saatlerinde Halk TV'ye atanan kayyum kriziyle ve mahkeme kararıyla karşı karşıyayız. Yine bir basın kuruluşu, yine bir basın emekçisi ve yine basına yapılan bir baskı, zorbalık ve zulümle karşı karşıyayız. Orada çalışan yüzlerce basın emekçimizin mağduriyet yaşadığı, kapıda bırakıldığı, içeriye dahi alınmadığını görüyoruz. Türkiye artık her sabah yeni bir skandalla, yeni bir operasyonla, yeni bir hukuksuz tartışmayla uyanıyor. Bir gün yolsuzluk iddialarıyla, bir gün ekonomik krizle, bir gün ise başka bir operasyon silsilesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Daha dün konuştuğumuz meselenin hesabını bugün konuşma fırsatı bile bulamadık. Fon krizini haftalardır söylüyoruz, dün ısrarlı bir şekilde dile getirdik bugün Komisyonda tartışılıyor ama anlamlı bir yol alamadığımızı da hep birlikte görüyoruz. Anlaşılan o ki bu operasyonlar silsilesiyle de yaşanılan bu fon hırsızlığının, soygununun üstünü kapatmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Denetim mekanizmaları bu fonda ne noktaya geldi bilmiyoruz. Kimler bu süreçte kazanç sağladı, kimler zarar gördü? Siyasi bağlantı iddiaları üzerine gitmek istiyoruz, Millet Meclisi ne yazık ki bu konunun üstünü kapatmaya çalışıyor. Bunların hiçbirinin üzerine kapattırmayacağız, buradan vurgulamak istiyorum. Her sabah yeni bir gündem yaratarak fon skandalını kapatmaya çalışmak isteyebilirsiniz ama bu yeni operasyonlar ve yapmış olduğunuz, açmış olduğunuz yeni tartışmalar ne yazık ki vermiş olduğumuz bu mücadelenin de önüne geçmeyecektir. Bu ülkenin kaynaklarının, vatandaşımızın birikimlerinin ve milyonlarca insanı ilgilendiren mali işlemlerin hesabını vermek zorundasınız.
Bugün yeni bir gündemle karşı karşıyayız tabii. Bunları gizlemek için yapmış olduğunuz operasyonlar bitmiyor. Bu sabah Halk TV'ye kayyum atandı, televizyon yayınları kesildi, çalışan gazeteciler binaya alınmadı kayyum kararı gerekçesiyle. Neymiş bu gerekçe? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kararı doğrultusunda kanalın sahibi Cafer Miroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alındığı açıklanıyor. Bu kapsamda neler var? Rüşvet -belediye ihaleleriyle bağlantılı 14 milyon 464 bin tutarındaki kayıtsız rüşvet iddiası- ihaleye fesat karıştırma, kara para aklama gibi iddialarla. Elbette herhangi bir medya kuruluşunun sahibi veya yöneticisi hakkında suç iddiası varsa hukukun gereği yapılmalıdır ancak hukuk herkes için eşit uygulanmalıdır. Burada göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir mesele var: Halk TV'de çalışan yüzlerce basın emekçisi -kameramanı, ışıkçısı, sesçisi, muhabiri, editörü ve teknik personeli- her biri alın teriyle geçimini sağlayan, ailesine ekmek götürmeye çalışan emekçiler var. Bu insanların suçu ne? Patron hakkında yürütülen soruşturmanın faturası gazetelerde, haber kanalında çalışan emekçilere çıkarılamaz. Kurum sahipleri hakkında ileri sürülen suçlamalar, o kurumda çalışan yüzlerce emekçinin emeğine kastetmemelidir. Halk TV yayın hayatına devam etmelidir, basın özgürlüğünün önünde bir engel oluşturmamalıdır bu soruşturma. Gazeteciler mesleklerini özgürce yerine getirebilmeli, vatandaşlarımızın haber alma hakkı kesintiye uğramamalı, çalışanların iş güvencesi ve kazanılmış hakları eksiksiz korunmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, dün olduğu gibi bugün de kişilerden, kurumlardan ve siyasi görüşlerden bağımsız olarak kayyım atamalarına karşıyız. Bu konuda tavrımız açıktır, ilkeseldir ve hiçbir koşulda değişmemiştir. Biz yalnızca bizi destekleyen basının değil, bizi eleştiren basının da özgürlüğünü savunuyoruz. Bir televizyon kanalı bizi eleştirebilir, düşüncelerimize karşı çıkabilir, hakkımızda olumsuz haberler yapabilir; bunların hiçbir önemi yok çünkü basın özgürlüğü iktidarı övenlere tanınan bir ayrıcalık değildir, Anayasa'yla güvence altına alınmış temel bir haktır.
Ayrıca, burada dikkat çekmek istediğim bir başka konu başlığı daha var; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cafer Miroğlu soruşturmasında ortaya konulan iddialar son derece vahim. İzmir Büyükşehir Belediyesiyle bağlantılardan bahsediliyor; 14 milyonluk rüşvet, şirketler üzerinden 30 milyarın üzerinde milyarlarca liralık hareketten bahsediliyor. Ancak burada kamuoyunun yanıt beklediği çok önemli bir soru var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
SERKAN SARI (Balıkesir)Bu iddiaların odağında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay var. AKP'ye neden geçtiğini herhâlde hep birlikte anlıyoruz. Sayın Akbaşoğlu birazdan herhâlde bilgi verecektir bu konuda. Daha birkaç gün önce CHP'nin kazandığı belediyeyi yöneten Cemil Tugay bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın taktığı AKP rozetiyle aynı koltukta oturuyor. Belediye aynı belediye, ihaleler aynı ihaleler, iddialar aynı iddialar, değişen tek şey belediye başkanının yakasındaki rozet. O hâlde soruyoruz: Savcılığın açıkladığı bu ihale süreçleri hangi dönemleri kapsamaktadır? Bu işlemler sırasında belediyenin yönetiminde kimler bulunmaktadır? Cemil Tugay'ın başkanlığı döneminde bu ilişkilerle ilgili herhangi bir inceleme yapılmış mıdır, yoksa AKP rozeti siyasi aidiyetin yanında hukuki dokunulmazlık da mı kazandırıyor? Bunu kamuoyuna açıklanması gerekiyor. Burada hiç kimsenin suçluluğuna peşinen hükmetmiyoruz. Ancak soruşturmaların siyasi tercihlere göre şekillenmediğinden emin olmak istiyoruz. Çünkü adaletin ölçüsü kimin hangi partiden olduğu değil, hukukun herkese eşit uygulanmasıyla sağlanabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SERKAN SARI (Balıkesir)Evet Sayın Başkan.
BAŞKANLütfen tamamlayın.
SERKAN SARI (Balıkesir)Bizim sorumuz çok açık: Cemil Tugay CHP'de kalsaydı bugün bu soruşturmanın kapsamı, dili, muhatapları aynı mı olacak? AKP'ye geçen belediye başkanları geçmişiyle birlikte bütün sorumluluklardan da temizleniyor mu aklanıyorlar mı? AKP rozeti taktığınızda aklama organı mıdır bu rozet yakaya takıldığında soruşturmalardan, yolsuzluklardan, yapılan hukuksuzluklardan muafiyet mi sağlıyor? Bu ülkede adalet parti değiştirenleri koruyan, muhalefette kalanları hedef alan bir mekanizmaya dönüşmemelidir. Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla kayyum değil, daha fazla hukuk, daha fazla adalet ve daha fazla özgürlüktür. Biz AKP iktidarının kayyum uygulamalarını eleştirmeye, basın özgürlüğünü savunmaya, gazetecilerimizin ve emekçilerimizin haklarını da burada savunmaya devam edeceğiz. Bu konuda tavrımız da tutumumuz da açık ve nettir. Bu konuyla ilgili açıklamayı AKP Grup Başkan Vekilinden bekliyorum. Siyasi tercihler ve rozetler hukuk karşısında bir koruma kalkanı mıdır?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANSon kez uzatıyorum.
SERKAN SARI (Balıkesir)Evet, sağ olun Başkanım.
Değilse de bu konuyla ilgili neler yapılmıştır? Bu soruşturmada muhatap olan muhataplar arasında bir ayrıcalık yapılmakta mıdır? Hukuk, bütün siyasi partilere, toplumun her kesimine aynı şekilde işlemekte midir? Bu anlamda bir açıklamayı yapacağına inancımla sözlerimi tamamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 14 Ekim 2026