Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 85. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Nisan 2008 · 1.028 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 2 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 1.028 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2008-04-02-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameler hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gündeme ilişkin konuşmadan önce -geçen hafta ben de Yüksekova’daydım- “nevroz”da halka dönük geliştirilen aşırı güç kullanımını kınıyorum. Yaşamını yitirenlere…
MEHMET NİL HIDIR (Muğla)Halkın değil, halk hepimizin halkı.
SEVAHİR BAYINDIR (Devamla)Halkımıza dedim, halkımıza dedim ben de. Dinleyin lütfen.
Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, halkımıza da başsağlığı diliyorum ve bu suçu işleyen, artı sokak ortasında on beş yaşında çocuğu yakalamasına rağmen işkence yaparak gözaltına alınmasını da kınıyorum ve bunların, bu işlemi yapanların bir an önce cezalandırılmasını diliyorum.
Şimdi, Sosyal Güvenlik Yasası’nı tartışıyoruz. Bu Sosyal Güvenlik Yasası’nın aslında sosyal boyutu ortadan kaldırılmış oluyor, sadece güvenlik işlemleri yapılıyor. Yani, “nevroz”da hak talep edene de sadece güvenlikle yaklaşıldı, uzun süredir emek mücadelesi veren ve 70 milyonu ilgilendiren bu yasaya ilişkin düşüncelerini ifade etmek üzere dün sokaklara çıkanların düşüncelerini dinlemek yerine, yine güvenlik tedbirleriyle, zor kullanarak, cop kullanarak cevap verilmiştir.
Yine, Sayın Bakanımız ikide bir “Neden bu yasanın sadece maddelerine ilişkin görüşmüyorsunuz? Neden bütünü hakkında konuşmuyorsunuz? Neden yanlış konuşuyorsunuz?” diye sürekli ithamlarda bulunuyor. Tabii, Sayın Bakana göre, belirlenmiş çerçevede sunduğu yasanın tersine, halk lehine kullanan herkes yanlış, sadece kendileri doğru düşünüyor. Yani, doğru düşünmek sadece Sayın Bakanın düşündüklerini söylemek mahiyetinde ele alınıyor. Bu yaklaşımın kendisi bile problem.
Yine, Sosyal Güvenlik Yasası kadınlar açısından hiçbir şekilde muhataplık geliştirilmeden geçiştirildi ve kadınların talepleri olmasına rağmen -örneğin, prim gün sayılarıdır, ölüm aylığıdır, diğer kanunlardır, çifte hizmet yapıldığı için fiilî hizmet zammından yararlanmadır ve benzeri- kadının bugüne kadar ayrımcılığa tabi tutulduğu ve sadece erkeğe bağımlı tutulduğu erkek zihniyetinin egemenlikçi yanı ne yazık ki bu yasada da sımsıkı savunulmakta ve korunmakta. Kadınları sadece özel alanlara, yani kadınların da bugün alanlarda attığı slogan gibi eve hapsetmek, eve kapatmanın ötesinde bir durum arz etmiyor.
Şimdi, her şeyden önce bu yasa sağlığa zararlı. Yani, Sosyal Güvenlik Yasası’nın sağlık boyutuyla, sağlığı korumadığı, toplumu kapsamadığı çok açık. Bugüne kadar konuşma yapan hemen hemen bütün konuşmacılar bu sosyal güvenlik sisteminin prime dayalı, ek vergiye dayalı sistemin -kesinlikle gerekçesi bütçedeki kara delikleri kapatmayı hedeflese de- kara delikleri kapatmadığı gibi insanların sağlığında çok derin yaralar açacağı ve insanlar “paran kadar sağlık” politikasıyla karşı karşıya bırakılmış oluyor. Bu durumda devletin kendi asli görevi olan güçsüzü güçlü karşısında savunma yani sosyal devletin sosyal adalet boyutu tamamen ortadan kaldırılmış oluyor. Yani adaleti ve kalkınmayı parti isminde dahi kullanan ve onun bakanı olarak görev başında bulunan Değerli Bakanımıza hatırlatmak istiyoruz, sürekli bu kavramları isim olarak kullanacaksınız, yasaya koyacaksınız ama pratikte ve uygulamada ve kararlaştırmada bunun tam tersini yaşatacaksınız. Bunun neresi adalet? Bunun neresi sosyal güvence? Bunun neresinde kalkınma var? Elbette ki kimileri bu piyasa koşullarında parayı, rantı alıp kalkınacaktır, ama bu kalkınanlar, bu haktan faydalananların hiçbiri, ne işçisi ne gündelikçi ne namı şahsına bağımsız çalışıp bugün kepenk kapatmayla karşı karşıya kalan esnafı ne tarım işçisidir ne de bu çalışmadan en çok mustarip olan, mağdur olan kadınlardır. Dolayısıyla, her şeyden önce sosyal adalet kavramını sağlık açısından ele aldığımızda devletin yapması gereken, herkese parasız, eşit sağlık hizmetini sunmaktır. Hükümetin öngördüğü ve benimsediği bu sağlık politikaları, belki maliyetleri şu ana kadar fazla olsa da harcama yükü fazla olsa da ama bu, sağlıkta maliyetlerin artması sağlıklı hizmet alımı anlamına gelmiyor. Yani bunun örnekleri dünyada vardır. Amerika bunların başında geliyor. Çok da peşinden gidip örnek aldığımız bir ülke olarak ABD’yi burada örnek vermek istiyorum. Dolayısıyla, sosyal güvenlik yasası çerçevesinde eğer yeni bir değişimi öngörüyorduysak, Türkiye, hakikaten, yarınını, yani yüzyılını düşünecek bir zihniyetle bir politika uygulayacaktıysak da, sağlıkta, her şeyden önce, toplumun hepsini kapsayan ve herkesin sağlık hizmetinden faydalanabileceği bir öngörü ve bir çağdaş hizmet anlayışıyla politika üretmek gerekiyordu. Ne yazık ki ekonomik mali disiplini kırmayalım diye toplumu hastalıktan kıracağız. Yani bu yasanın en temel sonuçlarından biri bu olacak. IMF programları çerçevesinde teminat belgeleri şahsında ekonomik kırılganlığını önlemek adına, toplumu enfeksiyonlardan kıracağız, kronik hastalıklardan kıracağız, parasızlıktan kıracağız ve hizmet alımını engelleyerek hastalıkla, ölümle karşı karşıya bırakacağız ve sonradan da afaki, hayalî, işte, yirmi yıl sonra insan ömrünün ne kadar uzayacağından bahsediyoruz. Böyle bir tabloyla, böyle bir programla bırakın insan ömrünün uzamasını, Sayın Bakanın bile bu süredeki bu tartışmadan dolayı ömründen epey zarar ettiğini düşünüyorum yani. Çünkü toplumun adına yola çıkmış ve toplumu korumakla, onun haklarını korumakla görevli bir parlamentonun ve onun icracı kurullarının yapması gereken ilk şey, gerçekten toplumun ihtiyaçlarına ve isteklerine kulak kabartmaktır. Yani bu sosyal güvenlik yasası küresel sermayenin bütün dünyada uygulamak istediği bir model iken, işte, Yunanistan’da, Fransa’da, hakikaten şalterler indirilme noktasına getirilerek çok güçlü bir muhalefetle bu rafa kaldırıldı. Şimdi bizim takip ettiğimiz Avrupa Birliği bunlarda bu kadar geri adım atıyorsa biz neden bu kadar hızla koşuyoruz, bu antidemokratik ve sağlıksız sistemin takipçisiyiz? O nedenle, öncelikle bu sağlık politikalarıyla asgari ücretin kesinlikle prim dışı ve vergi dışı bırakılması gerekiyor. Şimdi, açlık sınırı bile bin YTL’ye varıyorken, siz, asgari ücretten primlendirme, ek vergi almak demek, hakikaten kayıt dışı çalışan ve zaten aldığı ücretle zar zor geçinen insanların, patronu karşısında feragat ettiği priminin yanı sıra, bu ek ödemeyle de bir bütün bu sosyal haklarından imtina etmesini, peşinen bu sözleşmeyi dayatmış oluyorsunuz topluma.
Yine sağlık hizmetleri birinci, ikinci, üçüncü basamak olarak ele alınıyor. Bu birinci basamak sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri en temel bir hizmet alanıyken, biz, ne yazık ki yeni öngörülen sistemle ve Hastaneler Birliği Projesi’yle ve yakın zamanda bu Meclise taşınacak olan yasa tasarısıyla da bu birinci basamak hizmetlerden de imtina etmiş olacağız, yani toplumu yine korumasız bırakacağız. İkinci ve üçüncü basamak hizmetleri de işte “lüks hizmetler” diye, ek ödemeler diye insanları yine bu hizmet alımından imtina etmelerini ve bundan yoksun bırakmış oluyorsunuz.
Yine hastanelere gidip yatmak bir lüks oluyor. Yani nerede görülmüş “Benim canım sıkıldı, bugün hastaneye gidip yatmak istiyorum.” diyen bir vatandaş hiç gördünüz mü siz? Ya da eğer bugün sağlık, psikolojik, sosyal, fiziksel bir iyilik hâliyse, psikolojisini bozmuşsanız, hastaneye gidip yatmak zorunda kalıyorsa bu da bir sorundur sizin için ya da bizim için, hepimiz için. Dolayısıyla, eğer hastalıklı bir psikoloji, hastalıklı bir problem, herkesi hastalık hastası yapmışsak ve bundan böyle caydırıcı etkiler, yöntemler kullanmaya çalışıyorsak bunun sebebi yine biziz, yani bu politikaları uygulayanlardır. Dolayısıyla, işte, ortez, protezlere getirilen ek ödemeler... Şimdi, kimler? İşte üst bacağım kırılmış…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 2 Nisan 2008