Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 87. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Nisan 2008 · 598 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 8 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 598 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2008-04-08-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 42’nci maddesi üzerinde değişiklik yapılmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yani bu yasaya başından teşhisimizi koyduk, buna her maddesinde devam edeceğiz. Ne yazık ki bu yasanın sağlıktan ne götürdüğünü tartışmak zorunda kalıyoruz. Yani keşke yarışa girip “Ne getirebiliriz, bu topluma daha sağlıklı koşulları nasıl reva görebiliriz, bunun altyapısını nasıl oluşturabiliriz?” diye bu konuda bir yarışa girmiş olsaydık. Ne yazık ki, önümüze getirilen yasa tasarısıyla -toplumun tüm kesimlerinin, halkın istememesine rağmen- geçmişte bulunan hak gaspı yaşanarak, onun da gerisinde düşünülerek bugün “Borcun varsa yaşama!” tehdidiyle toplum karşı karşıya getirilmiş oluyor.
Şimdi, her şeyden önce herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması en doğal bir hak iken, devlet de bu hakkın kullanılmasını sağlamak ile yükümlüdür. Ancak bu temel evrensel ilkeye rağmen Hükûmet genel sağlık sigortası sistemiyle kişilere sağlık haklarının gereği olarak sağlık hizmeti sağlamak yerine, prim temelinde sağlık yardımında bulunulmasını ve geri kalanın da katılım payıyla tamamlanmasını öngörüyor.
Yasada sınırlı yardım, “temel teminat paketi” anlayışı benimsenmiştir. Oysa sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri, tedavi hizmetleri ve rehabilitasyon hizmetleri olarak bütünlüklü bir yapıyı gösterir. Bu temel teminat paketi de IMF’den öğrendiğimiz ve devlet-toplum arasındaki ilişkilerde de uygulamaya koyduğumuz bir sistemdir. Tanım ve uygulama bunun bir yansımasıdır.
Yine bu yasanın temel amacı, sağlık ve sigorta üzerinden ortalama toplumsal ücreti aşağı çekmek, ortalama kârı da yukarı çekmeyi hedeflemektedir. Üstelik bu uygulama salt bugünle sınırlandırılmamakta, önümüzdeki elli yıllık perspektifi de oluşturmaktadır.
Yine bu tasarı ile sağlık hizmetlerinden yararlanma kişinin prim borcunun bulunmaması şartına bağlanmaktadır. Prim borcu olan vatandaşa sağlık hizmeti sunamamak sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Prim borcu sağlık hizmetinden yararlanmak için engel oluşturmamalıdır. Bağımsız çalışan ve prim borcu bulunan 6,5 milyon kişi sağlık hizmetlerinden bu yasa tasarısı yasalaşırsa yararlanamayacak. Dolayısıyla, devlet, borcu yüzünden sağlık hizmetinden yararlanamayan vatandaşı aynı zamanda cezalandırmış oluyor.
Borcu tahsil etmek ile sağlık hizmetinden yararlanma birbirinden ayırt edilmek zorundadır. Yani yaşamın hiçbir alanında borç, herhangi bir yatırım yapmasının, çalışmasını sürdürmesinin önünde engel değildir. Burada ikili bir tutum sergilenmek zorundadır. Yani borçlunun borcunu ödeme uygulamaları farklı olmalı ama bu, sağlık hizmetinden faydalanmasının önünde asla engel olmamalıdır. Çünkü eğer bunu engel olarak koyarsan “Ya bedelini ödersin parayla ya da canını ödersin.” gibi bedeli bu noktaya getirmiş oluyorsun, “ya canın ya malın” gibi bir ikilemle karşı karşıya getirmiş oluyorsun. Hem canını koruyabilmeli hem de malını ya da borcunu zaman içinde -onun koşulları oluşturularak- ödeme şartları oluşturulabilmelidir. Yani bunun tersi bir yaklaşım gerçekten toplumun önemli bir bölümünü oluşturan ve kendi şahsı adına çalışan bağımsız kişilerin tehdit edilmesi anlamına geliyor.
Yine belirtildi, yani ekonomik krizin yaşandığı, insanların, özellikle esnafın, bağımsız çalışan kişilerin kendi ifadeleriyle yedi yıl önceki ciroyu bile yakalayamazken, kepenkler kapatılma aşamasına geliyorken ve bu tehdit… Günlük yaşamımı nasıl idame edebilirim, nasıl yemek yiyebilirim ya da çoluk çocuğumun rızkını götürebilirim kaygısını bir kenara bırakıyorsunuz, aynı zamanda ve olası hasta olma durumunda da -ki, bu şartlar hasta olma şartlarıdır- acaba hastaneye gidebilir miyim, gitmez miyim, ne olurum tehdidiyle, aslında psikolojik olarak ya da stres olarak bu kapsama giren nüfusun önemli bir bölümü bu şekilde katbekat tehdit edilmiş oluyor ve bu risk sağlıklı yaşamın bile hastalık hâline dönüştürülmesinin sebebi olmuş oluyor. Yani bu yasayla, hasta olduğunda iyileşmenin koşullarını yaratmak yerine ve onun sağlığını korumak yerine, tam tersine sağlıklı insanı hasta etme koşulları oluşturulmaktadır. Bunun altyapısı oluşturuluyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bayındır.
SEVAHİR BAYINDIR (Devamla)Dolayısıyla prim gün sayısı, ödeme koşulları yeniden düzenlenmelidir. Otuz gün hesabı yerine sembolik olacaksa bir gün olarak ele alınmalıdır. Ama, kesinlikle borcu nedeniyle sağlık hizmetlerinden faydalanmasının önündeki bu engelin mutlaka kaldırılması gerekiyor.
Bu duygu ve düşüncelerle önergeme destek vereceğinizi bekliyor ve saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 8 Nisan 2008