Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 7. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Ekim 2008 · 1.158 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 16 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, BURSA MİLLETVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU'NUN; ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL İLE İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN VE 18 MİLLETVEKİLİNİN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S: 222)); konuşma 1.158 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 16 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2008-10-16-organize-sanayi-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının 2’nci maddesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konumuz sanayi ve organize sanayi bölgelerinin oluşması, onların sıkıntıları. Bu konuya geçmeden önce tabii ki sanayileşmeyle birlikte insanlık işlerini kolaylaştıralım derken, iki gün önce ele aldığımız küresel ısınma, suların kirlenmesi, kuraklık ve benzeri artık dünyanın temel sorunu olan sorunları da gündemimize aldık ve bunlara karşı nasıl durabiliriz diye buralarda tartışmalar da yaptık.
Sanayileşmek, dediğimiz gibi insanlar bütün icatlarını kendi işlerini kolaylaştırmak için yaparken, bir yandan da hayatı kendine zehretme, doğayı tahrip etme, hastalıklara sebep olma gibi yan etkilerini ortaya çıkarıyor ve bu yan etkiler giderek temel bir sorun hâline geliyor ve yeniden bu yan etkileri nasıl ortadan kaldırırız diye dünya hep birlikte bir çaba içine girmektedir.
Bu anlamda, sanayileşme, giderek kendi içinde kurulurken, doğa ve insan sağlığına zarar vermeyen ve bunun için gerekli tedbirlerin mutlaka alınması gereken çok temel bir durum. Bu anlamda, özellikle bölgemiz… Türkiye’de işte bölgeler arasındaki sanayileşmede büyük bir dengesizlik yaşanıyor ve bu dengesizliğin giderilmesine dönük, şu an bölgeler arası eşitsizliği gidermeye dönük, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu ve benzeri geri kalmış, geri bırakılmış, sanayileşmede geç kalınmış bölgelerde bu yönlü girişimler var, ama bu girişimleri yaparken, işte kimi fabrikalar kurulurken, örneğin çimento fabrikası, örneğin termik santraller, örneğin giderek, şu anda Türkiye'nin gündeminde olan nükleer santraller. Bunlar, yine, sözde insanın üretimde bulunması için enerjiye ihtiyacı var, aydınlanmaya ihtiyacı var, bu ihtiyaçlar üzerine kurulmak istenen mekanizmalar, kuruluşlar, ancak bu kuruluşları kurarken, dünyanın artık vazgeçtiği ve hurdaya çevrilmiş bu sistemlerden, bu zihniyetlerden vazgeçtiği bir dönemde bizlerin sıkı sıkıya bunlara sarılmamız, gerçekten geçmişe karşı belki hesap vermiyoruz, ama geleceğe karşı büyük bir sorumluluk altına girmiş oluyoruz, yani insanlığın geleceğine karşı bir suç pratiği içine girmiş oluyoruz.
Bu nedenle, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi bu anlamda yeni sanayileşmenin geliştirilmeye çalışıldığı ve tedbir alınmadan pek çok kuruluşun yapılmaya çalışıldığı bir bölge ve bunun yan etkileri çok fazla görülmektedir. Buna örnek olarak şunu da belirtebiliriz: Örneğin Şırnak’ta, bulunduğum ilde termik santral var. Termik santralin atıkları orta yerde insan sağlığına zarar veriyor. Çıkardığı karbondioksit doğaya ve insanlığa çok büyük zarar vermektedir. Yani, tedbiri alınmadan, insan ve doğa korunmadan sadece insanların günlük ihtiyaçlarını gidermek ya da belli kesimlerin sadece para kazanmasını amaçlayan bir yatırım programının çok sağlıklı olmadığını düşünüyoruz.
Burada konuşmacılar da ifade etti, organize sanayi bölgeleri dünyada ya da İngiltere’de “Organize sanayi parkları” olarak ele alınıyor. Ama Şırnak’ta kurulmuş organize sanayi bölgesini dolaştığımda bir park değil, sanki bir virane gibi; yani yeni yapılmış, cezbeden, altyapısı oluşan bir yer değil, bir park görünümünde değil, âdeta bir harabe görünümünde.
Bu anlamda, teşvik yapılırken teşvikin dediğimiz gibi bir yandan koruyucu hizmetler boyutuyla ele alınması gerekiyor, öte yandan da, orada hizmetin yapılabilmesi için koşulların oluşması lazım ve bu harabe görünümündeki ortamda bir de sanayi elektrik, enerjiyle dönüyorsa ve esnaf yeni taşınmış orada, üreticidir ya da hizmet verendir, günlük iş yapamıyor; çünkü günde dört beş defa, altı defa elektrik kesiliyor. Elektriğin kesildiği bir ortamda sanayiden söz etmek mümkün mü? Orada üretimden bahsetmek mümkün mü? Orada kazançtan bahsetmek mümkün mü? Mümkün değil.
Yine, daha önce de ifade ettik, ulaşımın kolay olması gerekiyor. Yani, sanayi bölgesine hem hizmet veren, hizmet alanın kolayca erişebildiği, orada hizmetini karşılıklı paylaşabildiği, hizmet alıp verdiği bir mekanizmaya dönüşmesi lazım. Ama ne yazık ki, yine bölgemiz tarihî İpek Yolu’na sahip olmasına rağmen, bu İpek Yolu çok kötü bir durumda ve ulaşım sürekli aksamakta, trafik kazalarına yol açmakta ve bunun da hızlı bir şekilde giderilmesi gerekiyor.
Daha önce Ulaştırma Bakanlığına soru olarak da sorduk. Sorumuz üzerine kısmen yol ihaleleri yapılmış olsa da çok yavaş ilerliyor ve çok sınırlı bir yerde çalışmalar yapılıyor. Yani, bizim talebimiz bir an önce bu dezavantajlı bölgenin sanayileşmesi, sosyalleşmesi, orada sağlıklı yaşam koşullarının oluşabilmesi için, sanayi açısından elektrik sorununun hızla giderilmesi gerekiyor, yol sorunlarının bir an önce çözülmesi ve ulaşımın erişilebilir bir hâle getirilmesi ve kazalara sebebiyet vermeden bir pozisyon alınması gerekiyor.
Bir de görünüm açısından… Mesela Sayın Başbakan “Ben de çevreciyim, yol yapıyorum.” diyordu. Yani, çevrecilik yol yapmak değildir ama o çevreye doğru bir düzen vermek için buyurun Şırnak’ı görün ne kadar çevrecisiniz orada. Yani çevreyi yol yapmakla sınırlandırıyorsunuz, orada yollar harap. Gelin, o yolları yapın.
Yine, ilimiz hak ihlalleri açısından birinci sırada ama hizmet alımı noktasında en son sırada. Yani bu kadar dezavantajlı, bu kadar uçurumlar içinde siz “O bölgeye pozitif ayrımcılık yapıyorum, düzeltiyorum.” diyebilir misiniz? Yani hak ihlalleriyle hizmet birbiriyle örtüşmez; hak ihlallerinin olduğu yerde hizmet olmaz, hizmet aksar. Dolayısıyla, sürekli çatışmaların olduğu, telefonların sürekli bloke edildiği, insanların birbiriyle iletişiminin bile kesildiği bir merkezde iletişim hakkı yok, ulaşım hakkı yok, bilgi alma hakkı ortadan kalkıyor dolayısıyla, erişme hakkı ortadan kalkıyor. “Burada hangi zihniyetle nasıl bir hizmet yapılabilir?” bunu sormak istiyorum burada, huzurlarınızda Sayın Bakana, Hükûmete ve sizin takdirinize sunmak istiyorum.
Bu nedenle, eğer sorunlar doğru temelde ele alınmak isteniyorsa sadece “İşte iki yüz elliye yakın bir organize sanayi bölgesi oluşturduk, sayısını artırdık, iş yaptık…” Tabii önemli girişimler, başlangıçlar ama bu sadece bir girişim, bir başlangıç ve işte “Ne hâliniz varsa gidin, sonrasını siz kendiniz cebelleşin.” derseniz, bu tabii ciddi problem oluyor.
Esnaf ya da oradaki işletmeci aboneliğini yapamayacak durumda çünkü oranın ekonomik döngüsünü sağlayan Habur Sınır Kapısı işlemiyor. İnsanlar gelip ceza gibi yirmi beş gün oralarda kuyruklarda bekliyor ya da gidip Irak sınırında otellerde kalıyor. Günlük kazancı 700 ise, bunun büyük bir bölümünü, yani toplam kazancın büyük bölümünü orada bireysel olarak harcamak zorunda kalıyor; mağduriyeti, yaşadığı zorluk da cabası. Bütün bunlar, kâr edeceğine, yaşadığı eziyet de ona ekstra zarar olarak onun hanesine yazılmış oluyor. Bunu yapmaya hakkımız var mıdır? Rusya’yla sınır kapısında ticaret problemi yaşandığında biz şunu diyebiliyoruz: “Oradaki insanlarımızın işlerini hızlandırın, işte zorluk yaşamasınlar, ticaret de aksamasın.” Siz kapıları kapatıyorsunuz, ticaret aksıyor, esnaf iş yapamıyor. Paranın dönmediği bir yerde organize sanayi kursanız ne olacak yani ne dönecek orada? Bir iskelet kurmuş oluyorsunuz. Görünüşte orada bir yer, gitmesek de görmesek de “Orası işte Şırnak Organize Sanayi Bölgesidir.” tanımının ötesinde bir yere varır mı? Hayır. Yani kendim gittim, gezdim, gördüm. İhaleler zamanında herkes çok rahatlıkla ilgileniyor. Bu ihaleyi şöyle daha iyi yapsak, şu mekânda yapsak, şu olsak ama ondan sonra sen ne sorun yaşıyorsun, hizmette bir aksama var mı, bunu nasıl giderebiliriz, TEK niye keyfî olarak elektriği kesiyor, TEK niye aboneliği bağlamıyor, niye diyelim elektrik hatlarındaki kesintiyi ortadan kaldırmıyor, niye yükselticiler yapılmıyor, bunun hesabını karşılıklı sormak yok ama ihale kâğıt üzerinde yapılmıştır, inşaat kurulmuştur, derme çatma inşaatlar ve insanlar orada hizmet vermeye başlarken de sorun yaşıyor.
Yine diğer bir sorun, sadece inşaat iskeleti kurulsun diye teşvik verilmiş ama organize sanayi bölgesi şehrin dışında. Ulaşımı olması gerekiyor, bulunduğu yerde lokantasının olması gerekiyor, hizmetlerini sunabileceği, hizmet alabileceği bir ortam olması, sosyal ortam olması lazım ama bu sosyal mekânların kurulması lüks görülmüş; dolayısıyla orada insanlar yemek içmekten de imtina etmiş oluyorlar, koşulları da elvermiyor kendilerince yapsınlar. “Mesela inşaat kurumu için proje yapılırken bu sosyal yaşam alanları için de neden ekstra teşvik verilmedi? Bunlar yapılsaydı biz de gerisin geri, nasıl ki inşaatı kurmak için, binayı kurmak için borçlandıysak o hizmetlerin alımı için de borçlanırdık…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 16 Ekim 2008