Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 451 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 451 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan maddenin değiştirilmesine ilişkin vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii bu kadar gergin, çatışmalı, stresli geçen bir Anayasa değişikliği tartışmalarında bu tür teknik hataların da olması kaçınılmazdır. Sözlerime başlamadan bir şey söylemek istiyorum: Geçmiş dönemde de yine çok ciddi kavgalar olmuştu burada. Ankara’da otobüs yolculuğu esnasında iki kişi kavga eder. Otobüsteki diğer kişiler şöyle diyorlar: “Meclis mi sandın burayı?”
Şimdi, bu Meclis değişim için çaba harcadığını varsayıyor, Türkiye rol model olduğunun iddiasında, çağdaş, demokratik kriterleri hedeflediğini iddia ediyor ama manzaralar ne yazık ki bu iddianın, bu hedefin, bu amacın çok tersine. Yanlış okunuyor her şey ve davranışlar yanlış.
Değişim HSYK için şart ama nasıl bir değişim? Yani YÖK atamaları olurken de, üniversitelerde profesörler atanırken de, valiler atanırken de, kaymakamlar atanırken de, yani bütün atanmış kurullar için objektif kriterler şart. HSYK gibi bir kurumun bağımsız olması şart. Yani hiçbir düşünceye, hiçbir kişiye, hiçbir siyasal anlayışa yakın olmamalı. Gerçek anlamda hukukun üstünlüğünü savunabilecek, kendisine bağlı üyeleri de bu çerçevede, hem ekonomik özlük haklarını koruyabilecek hem de adil yargının süreklileşebilmesi için onun gerekli tüm koşullarını oluşturması lazım. Ama hangi kafalarla? Ama hangi eğitim biçimiyle? Ama hangi kanunla? Çünkü Montesquieu’nün dediği gibi, “Hâkimler, sadece kanunları söz olarak ifade edendir.”
Peki, o zaman, bu kanunları yapan Meclis değil mi? Meclis halka karşı sorumlu değil mi? Eğer Meclis halka karşı sorumluluğunu doğru yerine getirmezse, eğer bu Meclis ulus devlet mantığından vazgeçmezse, Makyavel’in üç yüz yıl önce iddia ettiği, oluşturduğu bu düşünce kalıpları artık o diyarlarda makbul değil; zamanı geçmiş, pert olmuş, kadük olmuş. Şimdi bu kadük düşünce biçimiyle, bu dar, dıştalayıcı ve çağın dışında kalmış ideolojik yaklaşımla, bu tekçi, milliyetçi, siyasal yaklaşımla ve bu Anayasa’nın ruhu bu eksende olduktan sonra hâkimi, savcısı sonuçta bu Parlamentonun çıkardığı, işte, o kanunları sadece okuyanlar olacaktır, sadece onları ifade edenler olacaktır. O nedenle, biz parti olarak da başından beri şuna dikkat çekiyoruz: Kendinizi kandırmayın. Nasıl ki seçimlere gitmeden, bir paket makarnayla toplumu kendinize mecbur ederek bir şey verdiğinizi iddia edip beş yıl ya da dört yıl boyunca o halkının servetini, malını, geleceğini ipotek altına alıyorsanız bu Meclise de bir küçük paket Anayasa değişikliği varsayımıyla hiçbir düşünceyi kendi denetiminizin altına alamazsınız, BDP’yi hiç alamazsınız. Çünkü BDP bu siyasal zihniyetlerin, bu kanun devletinin, miadı geçmiş bu kanun devletinin mağdurudur.
Ergenekon’la mücadele ettiğinizi varsayıyorsunuz, HSYK’nın Ergenekon zihniyetini koruduğunu iddia ediyorsunuz, doğrudur. Peki, ulus devlet mantığı, tek millete dayalı mantık, tek cinsin egemenliğine dayalı bir mantık, inançları dıştalayan bir mantık var olduğu sürece yeni Ergenekonlar muhtemelen filizleniyordur ama başka bahçelerde, ama başka görüntülerde, ama başka fikirler altında. O nedenle, gelin, hakikatle yüzleşelim. 20’nci yüzyılın kanseri olarak tanımlanmış bu tek milliyetçi ideolojiden vazgeçmediğiniz sürece…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010