İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)

Şevket Köse

Adıyaman Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 86. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Nisan 2010 · 1.314 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şevket Köse (CHP), 14 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 1.314 kelime.

Şevket Köse (CHP, Adıyaman). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevket-kose-23-2010-04-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde düzenlenen ek 120’nci madde üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğimiz gibi genç nüfus önemli güçtür, ülkemiz ise büyük oranda bu güce sahiptir. Yaklaşık olarak 25 milyon okuma çağında olan nüfusumuz bulunmaktadır. Bu 25 milyon kişi en iyi biçimde eğitilmezse güç olmaktan çıkar.

Eğitim-öğretim ve özellikle de yükseköğretim, AKP hükûmetleri döneminde sıkça konuşulan konuların başında gelmektedir. Okul binası yapmak, derslik ihtiyaçlarını azaltmak, eğitimin en önemli unsuru gibi görülmektedir. Oysa eğitim ve öğretim bir bütündür, okul öncesi ve sonrası süreci de kapsamaktadır. Bundan dolayı eğitimin planlamasına büyük ihtiyaç vardır. Yani planlama, okullaşma oranı, öğretmen yetiştirilmesi, öğretmen kadro sorunu ve atanması, kaliteli eğitim için gerekli fiziki yapılara sahip olmak ve öğrencilerin barınma sorunlarının çözülmesi gibi çok sayıda sorun doğrudan eğitimle ilgilidir. Bunların her birine çözüm bulmadan eğitim sisteminin düzelmesini beklemek yanlış olacaktır.

Her ile üniversite kuruldu ancak bu üniversitelerde okuyan öğrencilerin kalacak yeri yok. “TOKİ yurt yapsın.” diye bir Meclis araştırma önergesi vermiştim çünkü öğrencilerin barınma sorunu en öncelikli sorunlarından biridir ama maalesef henüz olumlu bir cevap almış değilim.

Sayın milletvekilleri, üniversiteler açılıyor ama bu üniversitelerin laboratuvarları yok ve öğretim elemanı sayısında da büyük sıkıntılar vardır. Peki, böyle bir üniversiteyi açmak ne kadar yararlı olacaktır? İyi bir altyapısı olmayan üniversite, istese de çok yararlı olmayacaktır, olmayacağı da ortadadır. Binlerce üniversite mezunu diplomalarını alıyor ancak iş bulamıyor. Sayın Başbakan “Her üniversite mezununa iş bulmak zorunda değiliz.” diyor. Eğer o gencimiz de bu ülkenin evladıysa, Başbakan iş bulmak zorundadır. Yoksa bu üniversiteler diplomalı işsizler ordusunu yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde YÖK büyük yanlıştan döndü. Yani yabancı ülkede lise öğrenimini tamamlayan öğrencilerin sınavsız olarak istedikleri üniversite ve bölüme geçmelerini sağlayan kararı geri çekti. Bu karardan önce Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal bu konuya özellikle değinmiş ve kararın yanlış olduğunu da dile getirmişti. Karara baktığımızda ne diyordu YÖK: “Eğer paran varsa ve yurt dışında liseni tamamlayabiliyorsan gel istediğin üniversite ve bölümde oku.”

Değerli arkadaşlar, buna adalet denir mi? Peki, Türkiye’deki öğrenciler ne yapacak? 2 milyon kişi ÖSS’ye giriyor, aileler yiyeceğinden kısıp çocuklarını okula ve dershaneye gönderiyor ve bunların içinden başarılı olanlar hak etmesine, emek vermesine rağmen kenarda bekleyecek, belki de istediği bölüme yerleşemeyecektir. İşte, görüldüğü gibi YÖK’ün bu kararı paralı eğitimi ön plana alan anlayışın ürünüdür. Her ne kadar bu karar geri çekildiyse de bu fikir artık AKP’nin ve YÖK’ün bilinç altına yerleşmiştir. Açıkça anlaşılıyor ki AKP ve YÖK paralı eğitimi istemektedir. Böylece sosyal devletin en önemli özelliği olan eğitim AKP’nin uygulamaları sonucunda artık parası olanların hakkı olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim-öğretim sisteminde o kadar büyük sorunlar var ki buradan hepsini sayamıyoruz. Eğitimin en önemli ve ana parçası hiç şüphesiz öğretmenlerdir ve öğretmenlerin yaşayacağı sorun tüm eğitim sistemini olumsuz etkileyecektir. Ülkemizde öğretmen atamaları büyük sorun hâlini almıştır. Yüz binlerce öğretmenimiz atama beklemektedir.

Sayın milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki öğretmen açığı da büyük oranlardadır. Burada Hükûmetin görevi o açıkları doldurmaktır. Kaldı ki hâlihazırda da bu açığı kapatacak kadrolar da bulunmaktadır. Ancak nedense bu öğretmenler göz göre göre işsizlikle, yoksullukla pençeleşmek zorunda bırakılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, yıllarca öğretmen olma hayaliyle okuyan gençlerimiz kutsal olan mesleklerini mevcut koşullar da uygunken ne yazık ki yerine getirememektedirler yani okulların öğretmeni, öğretmenlerin de sınıfı yok. Bu durumdan dolayı işsiz kalan öğretmenlerimize yazıktır, günahtır ve ülke içinse büyük bir kayıptır.

Değerli arkadaşlar, öğretmenleri atama sırasında da büyük sorunlar baş göstermektedir. Öğretmenler sözleşmeli, kadrolu ve geçici olarak istihdam edilmektedir yani tek tip kadro yapısında değildir öğretmenlerimiz. Bu durum eğitim-öğretim sistemine de büyük darbe vurmaktadır. Bu soruna bir an önce kesin çözüm bulunmalıdır. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın belirttiği gibi öğretmenliğin bir kariyer olduğunu da asla unutmamalıyız.

Sayın milletvekilleri, elbette yurdumuzun her tarafında öğretmenlerin görev alması gerekmektedir ancak mümkünse aileler parçalanmadan atama yapılmalıdır. Örnek vermem gerekirse, İzmirli bir öğretmen Adıyamanlı bir öğretmenle evleniyor, bundan sonra ise aile parçalanıyor yani bir araya gelebilecekleri zamanı bekleyip durmaktadırlar. Bu konuda bir yasal düzenleme yapılmasına acil ihtiyaç vardır.

Eğitimde önemli bir başka sorun ise hepimizin bildiği gibi “öğretim yılına hazırlık ödeneği” diye bir ödeme vardır. Halk arasında buna “kırtasiye yardımı” da denilmektedir. Bu yardımın tutarı 2010 yılı için 540 TL olarak belirlenmiştir. Oysa sendikalar kırtasiye yardımının en az bir öğretmen maaşı tutarında olması yönünde fikir belirtmişlerdir. Fakat ne yazık ki bu ödenekten yalnızca öğretmenler yararlanmaktadır yani Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde olmasına karşın diğer Millî Eğitim çalışanları bu ödemeden yararlanamamaktadırlar.

Değerli arkadaşlar, bu adaletsiz bir durumdur ve bu kırtasiye yardımından diğer Millî Eğitim personelinin de yararlanması gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu konuda Sayın Bakana bir soru sormuştum ancak şu an için herhangi bir düzenleme yapılmayacağını anlamaktayız.

Eğitimde başka bir sorun ise tüm dünyada bilim adamlarının çocukların eğitiminde yedi yaşın çok geç olduğunu kabul etmeleridir. Bu nedenle, okul öncesi eğitim özel bir öneme sahip olmaktadır. Gelecek nesillerin daha iyi yetişebilmesi ve bu yolla daha yüksek düzeyde kültüre sahip bir toplum yaratılması için okul öncesi eğitim olmazsa olmazdır değerli arkadaşlarım. Bu anlamda, okul öncesi eğitim yeni yetişen nesiller için yaşamsal değere sahiptir. Şunu üzülerek belirtmekteyim ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz okul öncesi öğrenim şansından yeterince de yararlanamıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan en önemli sorunlardan birisi de taşımalı eğitimdir. Şüphesiz bir okulun yapılabilmesi için çok sayıda kriter ele alınmalıdır. Mesela, nüfus ve başka bir okulun yakınlığı gibi etkenler önemlidir. Bu konuda kriterler bazen esnek tutulmalıdır ve aynı zamanda da bu kriterlere de adil uygulamalar yapılmalıdır. Örnek vermek gerekirse, Adıyaman ilinin Çelikhan ilçesinin Recep köyünde böyle bir sorun yaşadık. Yani Recep’te hazır bir okul var iken ve mesafesi de yakın iken öğrenciler taşınmak zorunda bırakılmıştı. Aynı zamanda bu durum okul harcamalarını da artırmıştır.

Yine benzer bir durum merkeze bağlı Kömür beldesinde yaşanmaktadır. Sayın Bakan buradayken bu konuyu gündeme getirmek istiyorum. Belki Sayın Bakanın talimatıyla bir çözüm bulunur.

Sayın Bakanım, Kömür beldemizin 4 bin civarında nüfusu var ancak Kömür’de bir lisemiz yok. Oysaki Adıyaman’da nüfusu Kömür’den çok daha az olan on beldemizde lise bulunmaktadır. Kömür’de gün içinde 120 lise öğrencisi merkeze taşınmaktadır. Durumu iyi olmayan ve liseye gidemeyen çok sayıda öğrencimizin olduğu ve lise olmadığı için beldeden göç edenler olduğu da bilinmektedir. Fakat beldemizde yapılacak bir lise en az 500-600 öğrencimizin geleceğine ışık tutacaktır ve belki de böylelikle beldemizden merkez ilçemize göçü önlemiş olacağız.

Değerli arkadaşlar, üstelik Kömür beldesinde sırf bir lise yapılsın diye 11 bin metrekarelik bir arsa da Millî Eğitim Müdürlüğüne tapusuyla birlikte verilmiştir. Ancak yapılan bütün başvurular sadece nüfus ölçütü tutmadığından -lise yapımı- geri çevrilmektedir. Sayın Bakanım, Kömür beldesinde oturan yurttaşlarınız sizden bir müjde beklemektedirler.

Değerli arkadaşlarım, Adıyaman Üniversitesi ülkemizin parlayan yıldızlarından biridir. Ayrıca Sayın Rektörümüz bir dernek tarafından da yılın rektörü seçilmiştir. Üniversite, Rektörü ve yönetici kadrosu sayesinde hızla büyümektedir. Şöyle ki: Son üç yılda öğrenci sayısı binden 11 bini bulan ve sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da gelişen üniversitemiz, öğretim üyesi başına düşen bilimsel yayın sayısına göre de Türkiye’de 114 üniversite arasında 5’inci sırada yer almaktadır.

Adıyaman Üniversitesinin ilimize sosyal, kültürel ve aydınlanma bakımından büyük katkıları vardır. Nitelikli eğitimle ön planda olan üniversitemizin aynı zamanda ilimizin ekonomisine de büyük katkıları vardır. Üniversite Rektörünün idari ve akademik kadrosunun daha da iyi çalışmalara imza atması için Hükûmetin desteklerine büyük ihtiyaç vardır.

Değerli arkadaşlar, okullarımızdaki hizmetli kadrolarının açık olması nedeniyle temizlik koşulları yeterince sağlanamamaktadır. Bu konuda geçici değil, derhâl kalıcı çözümler bulunmalıdır. Çünkü çocuklarımızın hijyenik ortamlarda eğitim görememesiyle eğitimin amacına ulaşması da mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, belirttiğim gibi eğitim sisteminde okul öncesinden yükseköğrenim sonrasına kadar her alanda onlarca sorun bulunmaktadır. Bu olumsuz tablo gelecek koşullar için özellikle büyük sorun doğuracaktır. Başka bir ifadeyle geleceğe umutsuz bakılmasına neden olacaktır. Bu sorunların çözümünde atılacak her iyi niyetli adıma Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek olmaya hazırız.

Aslında Hükûmetin bir an önce, acilen eğitim ve öğretim açılımı yapması gerekmektedir. Unutmamalıyız ki ancak bu yolla ülkemizin geleceği aydınlanır. Ne demiştir Hacı Bektaş Veli? “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Ne demiştir Hazreti Ali? “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.”

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 14 Nisan 2010

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook