2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Muş Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 27. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Aralık 2025 · 787 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Sezai Temelli (DEM Parti), 9 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 787 kelime.
Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2025-12-09-2026-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2024-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=139507
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanlar ve tabii ki bürokrasi; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2 tane fotoğraf; öncelikle bunları sunacağım. Bugün İŞKUR'un istatistikleri açıklandı. Bu yıl İŞKUR 60 yaş üstü 26.823 başvuru aldığını söyledi. Yani Türkiye'de 60 yaşına gelmiş ve hâlâ iş arayan 26.823 kişi var; kaldı ki bu sadece İŞKUR başvurusu. "Çok yaşıyorlar, neden ölmüyorlar?" diye yakınıyordu ya iktidar, dolayısıyla da yaşadıkça işte bu çileyi çekiyorlar. Ama fotoğrafın bir tarafı böyle, diğer tarafında 15 yaşında çalışmak zorunda kalan, MESEM projeleri nedeniyle çocuk işçi olup ölenler de var. İşte, Türkiye'deki 2 tane büyük adaletsizlik fotoğrafı; ne sosyal adalet var ne adalet var.
Peki, MESEM projelerini öven Bakanı protesto eden Türkiye İşçi Partili 16 genç nerede? Cezaevinde. Neden tutuklandılar? Anayasal haklarını, demokratik haklarını kullanıp Bakanı protesto ettiler diye tutuklandılar. Bugün tahliye talepleri vardı, tahliye talepleri reddedildi. Şimdi, bu ülkede adalet dediğiniz mesele, Sayın Bakanın konuşmasının başında aslında bize çizdiği tablodan çok farklı bir yere düşüyor. Evet, konuşmanızın başında çizdiğiniz o tablo hepimizin özlemi ama bunu hayata geçirecek olan icraat sizde. Eğer bu konuşmanıza gerçekten inanıyorsanız bunu hayata geçirecek olan icra makamısınız. Şimdi, bütçelerinizden yakınıyorsunuz, eğer bunu hayata geçiremiyorsanız bu bütçeler size fazla. Zaten Cevdet Yılmaz da dün açıkladı, inanılmaz bir bütçe açığı var. Gerçekten bu bütçe açığını kapatmak adına belki siz bütçenizde tasarrufa gidebilirsiniz çünkü adalet yoksa bütçe de olmasın.
Sayın Bakanlar, şimdi, mahkemelerde bir de... Bize burada adalet mevzusu anlatılırken tabii ki "bu mahkemeler eliyle adaletin tecelli etmesi" dediğinizde en önemli adresi gösteriyorsunuz fakat mahkemelerin bir huyu var, son dönemde mahkemeler ısrarla Anayasa Mahkemesi kararlarına uymuyorlar, Anayasa Mahkemesinin kararlarını tanımıyorlar. Burada söz alan Adalet ve Kalkınma Partili hatipler de sürekli bize şunu söylüyorlar: "Anayasa Mahkemesi bir üst mahkeme değildir." Efendim, biliyoruz, Anayasa Mahkemesi bir üst mahkeme değil ama Anayasa Mahkemesi Anayasa'yı savunmakla mükellef bir mahkeme yani Anayasa'yı ihlal ettiğinizde size karşı bir yaptırım uygular. Bu onun bir üst mahkeme olduğunu göstermez; bu sizin Anayasa'yı ihlal ettiğinizi gösterir. Dolayısıyla mahkemeler Anayasa Mahkemesinin almış olduğu kararlara uymak zorundadır eğer anayasal bir devletseniz ama anayasalı bir devletseniz işte böyle büyük adaletsizlikleri bu ülkeye dayatırsınız. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin kararları bir an önce hayata geçmelidir, uygulanmalıdır. Uygulamayan mahkemeler varsa, siz Hâkimler ve Savcılar Kurulunun da Başkanısınız, o Kurulu çalıştırın ve gereğini yapın.
Tabii, adalet mevzusu deyince o kadar çok konu var ki bunların başında herhâlde cezaevleri gelir. Cezaevlerindeki uygulamaları biliyorsunuz. Cezaevleri yaparak aslında bir ülkeye adalet sağlamıyorsunuz, bizatihi, cezaevleri tablosuyla bu ülkenin hukuktan, demokrasiden, insan haklarından ne kadar uzaklaştığını görüyoruz. Çünkü öyle cezaevleri yapıyorsunuz ki bunlara "kuyu tipi" deniyor, insanları diri diri mezara sokuyorsunuz. Dolayısıyla burada aslında yapmış olduğunuz şey sistematik bir işkence hâlidir ve cezaevlerindeki işkencelere artık son verme zamanı gelmiştir.
Bu işkencelerin uzatılmasında, cezaevlerinin bu hak ihlallerinin süreklileşmesinde aracı olan Adli Tıp Kurumu var. Gerçekten bu bir tıp kurumu mu? Buradakiler doktor mu, hekim mi? Her zaman şüpheyle bakıyoruz. Hasta mahpuslara yönelik vermiş oldukları raporlar kabul edilemez. Bunu defalarca dile getirdik. Adli Tıp Kurumu gerçekten bir tıp kurumu olmak zorundadır ve insan sağlığını, insanın o sağlık koşullarında hayatını devam ettirebilmesinin koşullarını sağlayacak şekilde hastaya yaklaşmalıdır. Hastanın neden hükümlü olduğu onların konusu değil. Orada önemli olan sağlık hakkıdır.
Başka bir kurul: İdare ve gözlem kurulları âdeta bir gölge mahkeme; mahkemelerin vermiş olduğu kararlar sonucunda hükümlünün artık tahliye olması gerekiyor, yeniden bir mahkeme kuruyorlar; düşman hukuku devrede. Orada, işte "Pişman mısın?" "Kaç kişi silah bıraktı?" "Neden bu kadar çok kitap okudun?" "Neden kitap okumadın?" gibi, saçmalıkları burada saymakla bitiremeyeceğimiz sorular sonucunda diyorlar ki: "İyi hâlli değil." Otuz yıl, otuz bir yıl, otuz iki yıl, otuz üç yıldır cezaevinde olan insanlar var. Hangi kararla? Mahkeme kararıyla değil idare ve gözlem kurullarının keyfî kararlarıyla. Bu keyfiyet kabul edilemez. Tabii, "cezaevleri" deyince cezaevlerinde hasta mahpuslar var, engelli mahpuslar var, çocuk mahpuslar var, annesinden dolayı, annesiyle beraber yatan mahpuslaştırılmış çocuklar var. Şimdi, o kadar çok sorun var ki buradan başlamak lazım ama Sayın Bakan, siz sürekli burada konuşmalarınızda endeks meselesine çok takılıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edelim lütfen.
SEZAİ TEMELLİ (Muş)Bence endekse takılmayın, cezaevlerine takılın. Endeksler doğru olmuş, yanlış olmuş, bırakın endeksleri, cezaevlerini dolaşın. Cezaevlerini gördüğünüzde dersiniz ki: "Endeksler iyiymiş, olduğundan daha iyi bir şeyi aslında gösteriyor." Yoksa durum bir felaket.
Şimdi, "mağdur odaklı adalet sistemi" dediğiniz için bunu size söylüyorum, bizzat siz ifade ettiniz. Mağdur odaklı bir adalet sistemi yaratıyorsanız mağduriyetleri ortadan kaldıracak şekilde meseleyi ortaya koymalısınız. Bunu neyle test edebiliriz? İşte, on birinci yargı paketi geliyor. On birinci yargı paketi gerçekten mağdur odaklı mı? Eğer mağdur odaklıysa neden hâlâ içinde eşitsizlikleri barındırıyor? Neden hâlâ içinde ayırımcılığı barındırıyor? Neden hâlâ içinde TMK mağdurlarını barındırmıyor? Demek ki mağdur odaklı değil. Evet, hoşunuza gidiyor bu kavramlar, dinledik, çok güzel ama icraata baktığımızda vallahi hiç de mağdur odaklı bir şey görmüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 9 Aralık 2025