İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · SALI

Gazeteci Cengiz Altun’a, faili meçhullere, Gazeteci Alican Uludağ’a, Adalet Bakanının “Mevzuatta boşluk var.” açıklamasına, kuyu tipi cezaevlerine, DEM PARTİ Ağrı İl Genel Meclisi üyesi Mihriban Dal ile annesi Güneş Yaşmin’e ve Meclisin görevine, Mehmet Şimşek’in Vergi Haftası’nda yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması

Sezai Temelli

Muş Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 63. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Şubat 2026 · 598 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Sezai Temelli (DEM Parti), 24 Şubat 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Gazeteci Cengiz Altun’a, faili meçhullere, Gazeteci Alican Uludağ’a, Adalet Bakanının “Mevzuatta boşluk var.” açıklamasına, kuyu tipi cezaevlerine, DEM PARTİ Ağrı İl Genel Meclisi üyesi Mihriban Dal ile annesi Güneş Yaşmin’e ve Meclisin görevine, Mehmet Şimşek’in Vergi Haftası’nda yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması); konuşma 598 kelime.

Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “Gazeteci Cengiz Altun’a, faili meçhullere, Gazeteci Alican Uludağ’a, Adalet Bakanının “Mevzuatta boşluk var.” açıklamasına, kuyu tipi cezaevlerine, DEM PARTİ Ağrı İl Genel Meclisi üyesi Mihriban Dal ile annesi Güneş Yaşmin’e ve Meclisin görevine, Mehmet Şimşek’in Vergi Haftası’nda yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-02-24-gazeteci-cengiz-altuna-faili-mechullere-gazeteci-alican-uludaga-a (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=142482

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bundan tam otuz dört yıl önce 24 Şubat 1992'de gazeteci Cengiz Altun JİTEM ve onun gölgesindeki çeteler tarafından katledildi. Maalesef bu ülkede çok sayıda gazeteci katledildi ama hepsi de faili meçhul olarak kaldı. Cengiz Altun'u katledenler yakalanmadı, arkasındaki karanlık bir türlü aydınlatılmadı. Bakın, her hafta İstiklal'de, Beyoğlu'nda, Galatasaray Meydanı'nda Cumartesi Anneleri bir araya geliyorlar ve faili meçhullerin aydınlatılması için, adalet arayışı için bir araya geliyorlar. Binlerce faili meçhul var bu ülkede ve bunların hiçbiri aydınlatılmamış ve faili meçhul olarak kalmış; aslında failleri belli, hepimiz çok iyi biliyoruz ama nedense adaletin önüne bu suçlular bir türlü çıkartılamadı.

Gazetecilere yönelik bu saldırı devam ediyor. Evet, çok gazeteci katledildi ama dünyada en çok gazeteciyi hapseden ülkelerin başında geliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

SEZAİ TEMELLİ (Muş)Zaten nerede bir hukuksuzluk, adaletsizlik varsa onda ilk 5'e girmede üzerimize yok, bu konuda da ilk 5'teyiz. Evet, en son Alican Uludağ gazetecilik yaptığı için gözaltına alındı ve tutuklandı. Gazetecilik yapmanın suç olduğu bir ülkede demokrasiden, barıştan, toplumsal barıştan bahsetmeniz de zaten mümkün değil.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni Adalet Bakanı dedi ki: "Mevzuatta boşluk var." "Mevzuatta boşluk var." deyince inanın heyecanlandık, dedik ki: Hah, işte, bir Adalet Bakanı geldi, mevzuatta boşlukları yakalayacak ve biz de bu boşluklardan dolayı var olmuş olan toplumun yaşadığı mağduriyetlerden kurtulacağız. Adalet Bakanının "Mevzuatta boşluk var." dediği neymiş biliyor musunuz? Avukatların tutuklularla görüşmesini, bunu bir boşluk olarak nitelendiren bir Adalet Bakanı çıkıyor karşımıza. Yani bu ülkede bunca adaletsizlik varken, bu ülkede bunca hukuksuzluk varken ilk gözüne batan mevzuat boşluğu bu yani tutuklular avukatlarıyla işte gece görüşüyormuş, akşam sekize kadar görüşüyormuş ve bu hakkı ortadan kaldırmak adına buna "mevzuatta boşluk" diyebiliyor. Oysa bugün bu ülkede en büyük adaletsizlik, aslında tutuklu yargılamaktan kaynaklanıyor. Bu meseleden dolayı o kadar çok mağduriyet söz konusu iken bir de bu mağduriyeti pekiştirmek üzere avukatların görüş hakkını yani savunma hakkını ortadan kaldırmaya çalışan bir Adalet Bakanı var karşımızda.

Tabii, aslında "mevzuatta boşluk" deyince, "ilk ele alınacak meseleler" deyince mesela bir Adalet Bakanı geldiğinde... Çünkü bir önceki Adalet Bakanına defalarca söylememize rağmen ısrarla bu konuyu ihmal etti, yeni gelen bir Adalet Bakanı mesela buradan başlayabilirdi. Nereden mi? Hasta tutsaklardan, hasta mahpuslardan başlayabilirdi. Hiç oralı değil, bırakın oralı olmayı, bakın, en son Mehmet Edip Taşar 70 yaşında, 40 kiloya düşmüş, ayakta duracak hâli yok; Adli Tıp Kurumuna gidiyor, Adli Tıp Kurumunda "Yalan söylüyorsun, sen yürüyebilirsin." diyorlar, ayağa kaldırıyorlar, yere düşüyor, yerde sürüklüyorlar. Bu Kurum, tıp kurumu olabilir mi? Oradakiler hekim olabilir mi? Böyle bir vicdansızlığın, adaletsizliğin olduğu bu Kurum, Adalet Bakanına bağlı. Buradaki adaletsizliği, bu işkenceyi, bu hak gasbını görmeyip avukatların tutuklularla, tutuklu mahpuslarla görüşmesini kafasına takması gerçekten içinde bulunduğumuz vahim durumu bize gösteriyor.

Adli Tıp Kurumu, bir kere, Adalet Bakanlığı bünyesinden çıksın hatta kapatılsın; Türk Tabipleri Birliği bu konuda özerk, bağımsız bir yapı oluştursun; önerimiz budur çünkü bu Kurumun tıpla bir ilgisi yoktur, bu Kurum âdeta bir işkence merkezine dönüşmüş durumdadır.

Tabii, bir başka mevzu daha var, burada sürekli dile getiriyoruz, Türkiye'deki cezaevleri sorunu. Şimdi, yeni bir cezaevi meselesi daha var Y ve S tipi cezaevleri. Bunlar kuyu tipi cezaevleri yani insanların ölmeden mezara girdikleri cezaevleri. Bu cezaevleriyle ilgili, bir kere defalarca dile getirdik, dedik ki bu kabul edilemez; bu insan haklarına aykırı, bu evrensel hukuka aykırı, böyle cezaevi yapamazsınız; bu cezaevlerindeki mahkûmları, mahpusları buradan sevk edin. Bu konuda da bütün dünyada bir duyarlılık var. Uluslararası bir heyet Türkiye'ye geliyor, kuyu tipi cezaevleri konusunda araştırma yapmak için geliyor, hukukçulardan oluşuyor. Ne yapıyoruz biliyor musunuz? Onların pasaportlarına el koyuyoruz, sınır dışı ediyoruz, bir de dövüyoruz adamları.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

81 konuşma daha · 24 Şubat 2026

Günün kaydı →
81 konuşmanın tamamı →