İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

GENEL KURUL · 65. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu sürece, kurulan komisyona ve atılması gereken yasal adımlara, Yaşar Kemal’i rahmetle andığına ilişkin açıklaması

Sezai Temelli

Muş Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 65. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Şubat 2026 · 569 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi selamlıyorum.

Şubatın son günleri Türkiye tarihine, Türkiye siyasi tarihine iz bırakmış günler. Evet, tam bundan bir yıl önce 27 Şubat 2025'te Sayın Abdullah Öcalan barış ve demokratik toplum çağrısıyla çok önemli bir süreci başlatmış oldu. Çok önemli bir süreç çünkü Türkiye'ye dönüp baktığımızda, Türkiye siyasetine dönüp baktığımızda aslında geride bıraktığımız yüzyıl hatta daha ötesinde çok ciddi kırılganlıkları, çatışmaları bünyesinde barındırmış, bir darbe mekaniğinin içine sıkışmış, zaman zaman darbelerle bu tarihi tüketmiş bir geçmişi görüyoruz. O yüzden de bu çağrı çok çok önemli bir çağrıydı. Çatışmanın sonlanması Türkiye'nin barış ve demokrasi yolunda yürüyüşünü güçlendirecekti, hızlandıracaktı. Nitekim geride bıraktığımız yılda bu çağrıya örgütü PKK olumlu yanıt vererek kongresini topladı ve fesih kararı aldı. Sonrasında da bir silah yakma töreniyle silahların bırakılabileceği, bunun hukuki altyapısının, güvencesinin sağlanmasının bu sürece katkı sağlayacağı dile getirildi ve bir komisyon da hayata geçti, önemli çalışmalar ortaya konuldu.

Ne diyordu deklarasyon, çok önemli bir şeyden bahsediyordu: "Artık, silahlı mücadele stratejisi değil, demokratik siyaset stratejisi hayata geçmeli." diyordu. Sayın Öcalan demokratik uzlaşmayı temel bir yöntem olarak savunuyordu ve bunun hayata geçmesi için inisiyatif alıyordu; çok güçlü bir inisiyatif aldı ve şöyle bir söz söyledi -çok önemli bir sözdü- dedi ki: "Günü değil, tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz." Evet, tarihi kurtarmak hepimizin boynunun borcu çünkü bakın, şubatın son günleri dediğimizde, yine, hafızalarımızda bir 28 Şubat postmodern darbesi var. O darbeyi yapanlar ne diyordu? "Bin yıl sürecek." diyordu. Tıpkı 1960 darbesini yapanlar gibi, tıpkı 12 Mart 1971 muhtırasıyla darbe yapanlar gibi, tıpkı 12 Eylülcüler gibi o darbecilerin de aklı, kendi nizamlarını, o müesses nizamlarını kalıcı kılmaktı. Ne pahasına? Toplum pahasına, emeğe karşı, kadına karşı, bu ülkede yaşayan halkların özgürlüğüne karşı ve öncelikle de tabii, Kürt halkına karşı. Dolayısıyla Kürt ve Türk barışı aslında bu darbe mekaniğini sonlandıracak en önemli adımdı. İşte, 27 Şubatta İmralı'dan gelen açıklama bunun önünü açtı, o yüzden çok kıymetliydi.

Ve bundan tam on yıl önce, on bir yıl önce, aslında, yine, böyle bir amaçla bir mücadele vardı; bir masa kurulmuştu, yine, bir 28 Şubatta bir Dolmabahçe mutabakatı hayata geçiriliyordu fakat o sürece karşı olanlar, barışa, demokrasiye karşı olanlar, aslında o süreci akamete uğratarak meseleyi buzdolabına kaldırmayı başardılar. Ne oldu? Türkiye, bir on yıl kaybetti; Türkiye, o on yıl içinde belki de çok başka bir yerde olabilecekken maalesef, bugün yoğun krizlerin içinde boğulmaya devam etti. Oysa biliyorum, herkesin aslında Türkiye için bir hikâyesi var; demokrasi hikâyesi var, barış hikâyesi var ama bunun nasıl olacağına dair bir türlü ortaklaşamamanın ızdıraplarını yaşayarak bugüne kadar geldik. İşte, şimdi, o büyük buluşmanın, kavuşmanın önemli bir eşiğindeyiz.

Bakın, buna bir örnek vermek istiyorum: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; unutmamak lazım, hafızayı korumak lazım, fikri takip etmek lazım; bundan yirmi yıl önce, 12 Ağustos 2005'te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Diyarbakır'da konuşuyor ve çok önemli şeyler söylüyor "Sorunun adını koymak lazım: Kürt sorunu." diyor ve bunun çözümüne dair demokrasiden, vatandaşlıktan, eşit yurttaşlıktan, hukuktan bahsediyor. Çok önemli. Ve geride bıraktığımız yirmi yıl boyunca bu konuda atılmış önemli adımların Türkiye'ye nasıl katkı sağladığını, atılamayan adımların da Türkiye'yi nasıl geriye götürdüğünü çok iyi biliyoruz. Bugün de siyasetin birçok kesimi özellikle Komisyon sürecinde yan yana gelerek aynı temennileri dile getirdiler. Evet, meselenin adı nettir, mesele Kürt sorunudur ve Kürt sorununun demokratik çözümünü hep birlikte sağlamakla sorumluyuz. Halklarımıza karşı, bu ülkenin tüm vatandaşlarına karşı bu sorumluluğun gereğini yapmak zorundayız. İşte, o yüzden bir komisyon oluştu, bu Komisyon çalıştı ve bu Komisyon 137 konuşmacı dinledi,...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

67 konuşma daha · 26 Şubat 2026

Günün kaydı →
67 konuşmanın tamamı →