Genel Kurul · Açıklamalar
Muş Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 12. Birleşim · 5. yasama yılı · 3 Kasım 2026 · 848 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Sezai Temelli (DEM Parti), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 848 kelime.
Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-11-03-aciklamalar (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149406
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bahçeli'nin acı kaybını öğrendik. Kendilerine ve ailesine başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin her yerinden 300'ü aşkın Barış Annesi Ankara'ya geldi, Kurtuluş Parkı'nda bir nöbet tuttular, bugün de Mecliste tüm siyasi partileri ziyaret ettiler, bizim de grup toplantımıza katıldılar. Barış Anneleri uzun yıllardır bir barış mücadelesini sürdürüyor, bu ülkede kanın, savaşın durması için çok önemli bir mücadeleyi sürdürüyor ve hâlâ aynı kararlılıkla Meclisi de bu konuda artık harekete geçmeye davet ediyor. Evet, bildiğiniz gibi, 10 Ağustosta 467 evet oyuyla bir çerçeve yasa kabul edildi fakat bu yasa kabul edildikten sonra âdeta bir ölü toprağı serpildi Meclisin üzerine; adım atmak yerine, harekete geçmek yerine giderek yavaşlayan, donma noktasına gelen bir durumu yaşıyoruz. Oysa bir an önce harekete geçmeli, toplumun, halkın, halkların beklentilerini barış anlamında karşılayacak adımları atmamız gerekiyor. Hem çerçeve yasanın uygulanması anlamında hem de çerçeve yasaya bağlı olarak birçok yasanın artık düzenlenip Meclise gelmesi ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Şimdi, biz bunları söyledikçe karşımızda iktidarın bu hareketsizliğine bir anlam veremiyoruz. Bakın, barış anneleri sadece Kürtlerin değil, Türk annelerinin de sesine ses katıyor. Kimse artık bu acıları yaşamak istemiyor; artık bu ülkede huzurun olmasını, barışın olmasını istiyor. Bunun için yapmamız gerekenler çok net. Burada defalarca dile getirdik; hem çerçeve yasanın uygulanması hem diğer yasaların artık hayata geçmesi hem de topyekûn bir demokratikleşme hamlesinin gecikmeksizin hayata geçmesi önemlidir, elzemdir. Bunun için de bir kere bu müzakere süreci demokratik bir zemine kavuşmalıdır. Müzakere, demokratik bir müzakere niteliğine bir an önce kavuşmalıdır. Sayın Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te açıklamış olduğu demokratik toplum ve barış sürecine dair atılmış adımların karşılığının gerçekleşebilmesi her şeyden önce müzakerenin demokratik bir zemine kavuşması ve sadece görüşmecilerle sınırlı değil, tüm toplumun sürece katılmasının olanakları muhakkak yaratılmalıdır. Çünkü bir demokratik yaklaşım ve demokratik mekanizmada gelişmeler sağlanamadığı sürece biz biliyoruz ki bu süreç bu tıkanıklığı kolay kolay aşamaz. Bize düşen, bu tıkanıklığı aşmak adına yapmamız gerekenleri bir an önce hayata geçirmektir. Anneler bunu dile getirdi, tüm partileri ziyaret ettiler. Umuyoruz ki tüm partiler bu konuda gerekli duyarlılığı gösterip artık annelerin öncülüğünde yürüyen barış mücadelesine çok daha güçlü bir şekilde sahip çıkacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün tabii çok fazla ziyaretçi vardı Mecliste. Bize İliç'ten de evladını yitiren aile geldi; Uğur Yıldız'ın ailesi. Biliyorsunuz, maden faciaları bu ülkede ardı arkası kesilmeyen facialardan. Gerçi bu ülkede işçi cinayetleri baktığınız zaman günde ortalama 6 işçinin hayatını yitirdiği bir tabloyu karşımıza sunuyor fakat bu cinayetlerden sonra maalesef adalet yerini bulmuyor, adalet yerini bulmadığı sürece de bu cinayetler devam ediyor. İliç de bunlardan biri, yargılama devam ediyor fakat o kadar adaletsiz bir yargılama ki o suçun müsebbiplerinin yargılanması yerine aile yargılanıyor. Aile, hakaret davasından yargılanıyor. Ya, size ne hakaret edecek aile? Aile evladını kaybetmiş, evladının o acısını bile yaşayamamış, siz kalkmışsınız o aileye hakaret davası açmışsınız; bu, kabul edilemez.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir ziyaretçimiz de Lösemili Çocuklar Vakfından gelen LÖSEV Yönetim Kurulu ve çocuklar. Biliyorsunuz, gerçekten Türkiye'de çok ciddi bir sağlık problemi var. Kamu kaynakları sağlığa ayrılmak yerine silaha ayrılıyor, silaha ayrıldıkça da toplum sağlığı çöküyor, bundan da en çok çocuklar etkileniyor. LÖSEV, kamu yararına çalışan bir vakıf, bildiğiniz gibi, bu konuda gerçekten önemli çalışmalar ortaya koyuyor fakat 400 yataklı hastanesinin ancak 200 yatağına ne ruhsat veriliyor. Sağlık Bakanına soruyoruz: "Diğer 200 yatağa niye ruhsat vermiyorsun? Sen ruhsat satıyorsunuz, sattığını biliyoruz." Dolayısıyla, burada kamu yararına, lösemi hastası çocuklara yardım eden, yıllardır da bu konuda önemli başarılara imza atmış bir vakfın diğer 200 yatağına neden ruhsat vermiyorsun ya da doktor ruhsatlarını neden kısıtlıyorsun? Multidisipliner bir alanda, birçok doktorun bir arada çalışması gereken bir alanda siz bu kısıtlara neden gidiyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş)Bu kısıtlara gitmeye hakkınız yok. Bir an önce LÖSEV'in ihtiyaç duyduğu ruhsatlar verilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜİK çalışmaya devam ediyor, hatta şimdi TÜİK'in 7/24 çalışma zamanı. Gerçekten, ilk performansını sergiledi, enflasyonu yüzde 30'un altında bıraktı. Önümüzdeki iki ay boyunca enflasyon düşerse şaşırmayın. Neden? Çünkü ocak ayında kamu emekçilerine ve emeklilere enflasyon farkı zammı yapılacak. Bu zammın minimum düzeyde tutulmasının yegâne yolu TÜİK'in performansına bağlı. TÜİK yıllardır bu suçu işliyor, kamu emekçilerinin ve emeklilerin hakkını gasbediyor; bu, açık bir suçtur. Dolayısıyla, bu suça göz yummak âdeta zaten bu işin organize bir suç olduğunu gösteriyor. İşin içinde Hazinesi de var, Merkez Bankası da var, iktidar da var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş)Dolayısıyla, şu anda yapılan bütün çalışmalarda ortaya çıkan enflasyon rakamıyla TÜİK'in enflasyon rakamı arasındaki fark yüzde 20'lere yaklaşmış durumdadır yani bugünden kamu emekçilerinin ve emeklilerin hakkına yüzde 20 el konulmuştur, ele geçirilmiştir, gasbedilmiştir. Bunu yapmaya devam edecekler, biliyoruz ve buradan bir kez daha uyarıyoruz: Emekçilerin, emeklilerin hakkından elinizi çekin, çekin elinizi. Elinizi çekmediğiniz sürece işte bu fon krizleri oluyor. Dolayısıyla, siz o hakkı gasbedip bu fon tüccarlarına bu parayı, kaynağı aktardığınız için bu rezaleti yaşıyoruz. Bakın, rezalet o kadar dallanıp budaklanmış ki içinde yok yok; Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü, SPK Başkanı, SPK üyeleri, Borsa İstanbul Genel Müdürü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme daire başkanları, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı saymakla bitmiyor liste.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 3 Kasım 2026