Genel Kurul · Açıklamalar
Muş Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 14. Birleşim · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 921 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Sezai Temelli (DEM Parti), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 921 kelime.
Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-11-05-aciklamalar (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149648
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bugün Mecliste cezaevi konusu yine konuşulacak. Cezaevlerindeki sorunlar bir türlü bitmek bilmiyor ve cezaevlerindeki sorunların en başında da tabii ki oradaki mahpusların sağlık sorunu geliyor. Sağlık sorunu ciddi bir sorun çünkü mapusların çok büyük bir kısmı sağlığa erişim hakkından yoksun. Ya sevkleri yapılmıyor ya Jandarmadan dolayı hastaneye ulaşmaları mümkün olmuyor ya da Adli Tıp Kurumu, Adli Tıp Kurumu gibi çalışmıyor. Bunların hepsi çok iyi biliyoruz.
Son bir örnekten bahsetmek istiyorum, Evin Zapsu. Evin Zapsu, Kayseri Bünyan Kapalı Cezaevinde on yıldır yatmakta ve çok ciddi bir sağlık sorunu var. Kanser teşhisi konmuş durumda ve biyopsisinin sonuçlarının gelmesi için bile öyle bir uzun süre veriliyor ki tedavi böylece ihmal ediliyor. Bir an önce tedavinin başlaması gerekiyor fakat maalesef, bu ihmallerden dolayı hayati bir risk taşıyor. Bunun gibi yüzlerce hasta mahpus var ve bu hasta mahpusların sağlığa erişim hakkı âdeta kasıtlı olarak engellenmektedir. İnsan Hakları Derneğinin 2025 raporunda 1.500'e yakın hasta mahpustan bahsediliyor ve bunun neredeyse 350'si ağır vaka durumunda. Bu insanların bir an önce sağlığa erişim hakkının sağlanması için tahliyeleri gerekirken bırakın tahliye etmeyi, tek başlarına bile kalamayacakları durumda ısrar ediliyor ve âdeta ölüme terk ediliyor. Dolayısıyla cezaevlerinin sorunları çok büyük, kalabalıklaşmasından tutun da hijyen koşullarına kadar saymakla bitmeyecek sorunlar var; kötü muamele var, işkence var ama sağlık sorunu da hepsini aşacak bir boyuta ulaşmış durumda.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, bu ülkede her gün ortalama 6 işçi, işçi cinayetlerinde hayatını kaybediyor, burada defalarca bunu dile getirdik. Geçen hafta, İliç'te evladını yitiren ailenin ziyaretinden bahsettik. Dün de Dilovası'ndaki kozmetik firmasında çıkan yangın nedeniyle hayatını kaybedenlerin davası görülüyordu; biliyorsunuz, orada 7 işçi katledildi, onların 3'ü de işçileştirilmiş çocuktu. Fakat davanın seyrine bakıyoruz, dava âdeta bir adalet arayışı peşinde değil, olayın üstünü örtme peşinde. Ailelerden dava kaçırılmaya çalışılıyor, diğer taraftan ailelere para teklif ediliyor davadan vazgeçilmesi için, bu dava bir yanıyla kapatılmaya çalışılıyor. Bu davalar bu şekilde kapatıldığı sürece şunu çok iyi bilelim ki bu işçi cinayetleri devam eder. Bu işçi cinayetlerini önlemenin yolu, gerçekten yargıyı adaletli bir şekilde çalıştırmaktan geçiyor, bu tür müdahalelerden korumaktan geçiyor. Oysa bugüne kadar ortaya çıkan örnekler tam tersine âdeta işçilerin bu maruz kaldıkları cinayetlerin üstünü örtmeye yönelik. Tabii, mesele emek olunca, işçi olunca bu ülkenin bir işçi cehennemi olduğunu çok iyi biliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün öyle vakalar yaşıyoruz ki gerçekten dünyanın hiçbir yerinde kolay kolay karşılaşmayacağımız vakalar. Bakın, mesela A101 çalışanlarından mektup geldi, A101 çalışanları "Herhangi bir molamız yok, aralıksız çalışıyoruz. O kadar ciddi bir emek sömürüsü var ki bunu anlatmak mümkün değil." diyor ve hepsi hızlı bir şekilde sağlıklarını kaybediyorlar. Şimdi, diğer bir mektup da Kalyon PV'den geldi. Kalyon PV işçileri diyor ki: "Bize çip taktılar." Düşünebiliyor musunuz, çip takmışlar işçilere? Hani evde insanlara ceza veriyorlar ya, yargılama devam ederken ev hapsi diye, hani çip takıyorlar, aynı şeyi kalkmışlar, işçilere takmışlar ve demişler ki: "Herhangi bir afet durumunda size ulaşalım diye." Sanki her gün afet oluyor o fabrikada. Hayır, dert o değil, dert: "Acaba siz ne kadar süre yemekte kaldınız?" ya da "Neredesiniz? Nerede değilsiniz?" Akıllarınca bir performans ölçüsü adına çiple işçileri kontrol ediyorlar. Ya, orası toplama kampı mı, işçilerin hakları yok mu? O emekçilerin haklarına hiç mi saygınız yok sizin? Çip takmak nedir? Dolayısıyla bu zihniyeti getiren anlayış, bu iktidardır. Bu iktidar sürekli sermayenin sırtını sıvazlaya sıvazlaya bu ülkeyi bir emek cehennemine çevirdi. İşçiler âdeta katlanılması zor sömürü koşullarında çalışmak zorunda kalıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
SEZAİ TEMELLİ (Muş)Bu, kabul edilemez. Fakat neden iktidarın bu zihniyeti önemli? Bakın, Mecliste Bütçe Komisyonunda görüşülüyor. O Komisyona gelen teklifler, öneriler, bütçeye falan baktığımızda, bu zihniyet kendini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Birkaç gündür sürekli kamuda bir reform yapılacağı söyleniliyor, emekli maaşlarında bir reform yapılacağı söyleniyor. Bütün bu reformların nereye çıkacağını biz çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla, bu iktidarın geride bıraktığı çeyrek yüzyıl boyunca "reform" dediği her şey emekçilerin aleyhine gelişti, "reform" dedikleri her şey kamu emekçilerinin aleyhine gelişti, kamusal hizmetleri çökertecek bir yerden geldi. Şimdi de yine kamu emekçileri üzerinden "reform" dedikleri, emekliler üzerine "reform" dedikleri şey nedir biliyor musunuz? Yoksullukta eşitliği sağlamak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
SEZAİ TEMELLİ (Muş)Yani refahı yükseltecek, insanca yaşam ücretlerine ulaştıracak bir reformdan bahsedilmiyor; âdeta tüm çalışanları yoksullukta eşitleyecek yeni yeni metotlar karşımıza gelecek. Anayasa Mahkemesinin bu konuda önleyici kararları olmasına rağmen hâlâ bunda ısrar edilmesi aslında bir anlayışı bize çok net gösteriyor. Bakın, anlayışın izini sürmek için Hazine ve Maliye Bakanını dinlemeye devam edebilirsiniz. Bugün Meclisteydi, yine hepimizi dehşete düşüren bir açıklama yaptı. Âdeta bu ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı değil, başka bir yerde yaşıyor, farkında değil olup bitenin, üç yıl önce söylediklerini aynen tekrar ediyor. Üç yıl içinde başında olduğu Hazine ve Maliye Bakanlığını yönetmesine rağmen ülkenin ekonomisi çökmüş, dibe vurmuş, Hazine ve Maliye Bakanı gelmiş aynı şeyleri söylüyor, inanamazsınız, diyor ki: "Dezenflasyon politikamız büyümeyle uyumlu bir şekilde devam ediyor."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun devam edin.
Son dakika yalnız.
SEZAİ TEMELLİ (Muş)Şimdi, büyüme rakamları ortada, ülke ekonomisi büyümüyor; enflasyon ortada, sürekli yüksek. "Enflasyonla mücadele programımız başarılı olmuştur. Dünya ülkeleriyle kıyasladığımızda çok başarılı olduk." diyor; geldiğinde enflasyonda dünyada 5'inci sıradaydık, şimdi dünyada 2'nci sıraya yükselmişiz, o bunu başarı sanıyor. Dünyada yüksek 2 enflasyondan 1'i Türkiye ve Türkiye'nin optimal büyüme rakamı yüzde 6'larda olması gerekirken yüzde 3'e düşürmüş; "Büyüme ile enflasyon programımız başarılı." diyor, bunu anlatıyor ve bunu anlattığı bütçe nasıl bir bütçe biliyor musunuz? Bütçedeki vergi harcaması sosyal harcamalardan fazla; bütçedeki vergi harcaması eğitime ayrılan yeni artıştan, sağlığa ayrılan yeni artıştan fazla. Bunu kendisine sorduğumuzda şunu söylüyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 5 Kasım 2026