İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Sırrı Sakik

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Mayıs 2010 · 455 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sırrı Sakik, 6 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 455 kelime.

Sırrı Sakik (Muş). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-05-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, tabii, Denizlerin ölüm yıl dönümü. Biz, Denizleri hep rahmetle anar, yüreğimizde taşırız ama Denizler üzerinde bugün o kadar farklı şeyler söylendi ki milliyetçilikten tutun bilmem neye kadar. Oysaki Deniz öldüğünde “Yaşasın Türk ve Kürt halkının kardeşliği…” Cellatların karşısında bile o mazlum halkın mücadelesini korkmadan, ürkmeden sürdüren bir yiğitti, bir devrimciydi, bir önderdi ama bugün Deniz’in adını ananlar, ben eminim ki, Deniz’in ruhunu sızlattılar, kemiğini sızlattılar. Deniz, tek kimliğe kilitlenen biri değildi. Deniz, bütün halkların öncü kadrosuydu ve en zor günde Kürtler ve Türkler adına ürkmeden, korkmadan, cellatlarına karşı “Ben onurlu öleceğim ama siz onursuz bir şekilde hayatınızı sürdüreceksiniz.” diyordu. Şimdi, buradan bugün Deniz’in kemiklerini sızlatmak hepimizi acıtıyor.

Sevgili arkadaşlar, uzun bir maratondan geliyoruz. Bu maratonda epeyce şeyler tartışıldı, konuşuldu. Shakespeare’in dediği gibi “Dünya bir oyun sahnesi, bizler birer aktör.” Oysaki bu Meclisi bir oyun sahnesine çevirdik. Herkes kendi seçmenlerine Anayasa’nın dışında, tartışmaların dışında, herkes seçmenine nasıl mesaj iletebilir… Burayı bir tiyatro sahnesine çevirdik. Kim ne kadar sesini yükselttiyse sağ olsun Sayın Başkanımız o kadar tavizkâr davrandı. Kim ne kadar edepli davrandıysa o kadar azarlandı. Bunu da hak etmediğimizi söylüyorum.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, ben birkaç gün önce burada uzman çavuşlarla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım. Uzman çavuşlarla ilgili söylediğim şuydu: “En çok savaşın öncü kadrolarıdır, en çok mayına basanlardır, en çok ölenlerdir ama öyle bir adaletsiz uygulama içerisindedirler ki, bunlar orduevine giremezler.” demiştim. “Bunlar kırk beş yaşına geldiğinde -paralı asker gibi bunlar- emekli olamazlar, devletin olanaklarından faydalanamazlar.” demiştim.

Bunu söylerken Genelkurmay Başkanı Anıtkabir’de bir açıklama yapıyor, benim ordunun içerisine nifak soktuğumu söylüyor. Eğer mazlumların hakkını savunmak nifaksa ben nifakçıyım. Çünkü bu insanlar mağdur, bu insanlar eğer bu ülke için gidiyorlarsa, canını feda ediyorsa ülkenin orduevine de girebilmelidirler. Biz mazlumların hakkını savunuruz, bunun adı Kürt olur, Türk olur, başka halklardan olur. Biz bu mücadeleyi hep sürdürdük ve sürdüreceğiz ve burada diyor ki: “Bu adiliktir.” Biz kışla diliyle kendisine cevap vermek istemiyoruz. Ama şunu açıkça söyleyeyim: Bakın, bizi böyle itham edenler Ergenekon’un 1 no.lu sanık konumunda olan biriyle Anıtkabir’de çok rahat bir şekilde poz verebiliyor. Yine, Ergenekon davasının sanıklarından 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk’le ilgili “Ben buna kefil olabilirim.” diyor. Şimdi, bir hukuk devletinde bir Genelkurmay Başkanı -biri bir başka suçtan yargılanıyor- “Ben buna kefil olabilirim.” diyor. Islak imzayı atanlara diyor ki: “Efendim, bir kâğıt parçası.” Çukurca’da mayına basan ve ölen 7 tane asker… Hemen gerekçe hazır: “PKK mayınları döşedi.” Sonra bu mayınların Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olduğunu hep birlikte gördük.

Yine, Poyrazköy’de bulunan lav silahları için “Soba borusu.” dedi, sonra silahların gerçek olduğu ortaya çıktı. Buna benzer onlarca şeyi sayabiliriz.

Yine, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Erzincan davasındaki sanıklar yargılanırken, oradaki F-16’ların nasıl uçuş yaptığını da gördük. Şimdi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 6 Mayıs 2010

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook