Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 128. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Temmuz 2010 · 519 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sırrı Sakik, 2 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DISİŞLERİ BAKANLIIĞININ KURULUŞ VE VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.524)); konuşma 519 kelime.
Sırrı Sakik (Muş). “Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)”. TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-07-02-disisleri-bakanliiginin-kurulus-ve-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-524 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar, sevgiler.
Çok yakın bir tarihte buraya Kuzey Irak’tan gelen Mesut Barzani’ye Sayın Bakanımız “…..”(x) Mesut ” demişti, yani, hoş geldiniz “……”(x) Çok hoş bir gelişmeydi, kutluyorum ama o gün de burada dile getirdik, büyük bir eksiklik vardı. Buraya gelen bir liderdi, seçimle gelmişti, halkı temsil ediyordu, orada sadece arkasında bir tek bayrak vardı ama o Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değildi, o Irak vatandaşıydı, Federal Bölgenin Başkanıydı, onların bir bayrağı da var, rengi de var. Yani, bu, Türkiye açısından bir sorun yaratmamalıdır. Yani, halklar arası kardeşlik ve barış eğer sağlanıyorsa bunların bütün değerlerine saygı duymak zorundayız. Yani, Kürtleri sürekli ötekileştiren, onları küçümseyen, onları aşağılayan sözlerden, davranışlardan sürekli kaçınmamız gerektiğini hep söyledik. Geçmişte de bu kürsüde ve hayatın birçok alanında Sayın Mesut Barzani için de Celal Talabani için de çok aşağılayıcı sözler söylendi. Yani, onlara, hak etmedikleri noktada burada siyaseten iç malzeme edilecek söylemler söylendi. Bunların doğru olmadığını… Kürtlerin değerleridir, Kürtler orada yaşıyorlar. Irak’ta kendi coğrafyalarında nasıl yaşayacaklarsa kendileri karar verir. Buna, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu noktada müdahil olmak gibi bir hakkı da yoktur. Onun için bütün değerlere saygı duymalıyız. Eğer siz onlara burada bu muameleyi yaparsanız Sayın Bakanım, buradaki Kürtleri incitirsiniz. Kürtler onları önemsiyor, onlar bizim kardeşlerimizdir ve bizim değerlerimizdir. Yine, sizin zaman zaman yurt dışı, Suriye’den tutun, İran’a birçok görüşmeleriniz oluyor; gidiyorsunuz, geçmişte, üçlü, dörtlü ittifaklar gerçekleşiyordu içinde İran’ın, Irak’ın, Suriye’nin bulunduğu. Her gidişte, giden aktörler, buradaki Kürtlerin yüreği ağzına geliyordu: “Acaba yeniden Kürtlerle ilgili bir felaket olacak mı?” Bu telaşlarımız vardı. Geçmişten bugüne kadar biraz, bir miktar kırıldı ama son dönemlerde bu ikili ve üçlü görüşmelerden sonra İran’da demokrat, aydın insanların ne yazık ki idam edildiğini ve Türkiye'nin buna seyirci kaldığını görüyoruz, üzülüyoruz; insanlık adına üzülüyoruz. Yani hâlen İran’da idam devam ediyor ve bu konuda Türkiye de seyirci kalıyor ve dün Suriye’de 400’ün üzerinde Kürt vatandaş gözaltına alındı. Yani bu ittifaklarla siz Kürt sorununu çözemezsiniz. Suriye’deki yönetim ceberut bir yönetimdir, İran’daki yönetim ceberut bir yönetimdir. Bu yönetimleri halkın üzerine kışkırtarak oradaki insanların malına mülküne… Çünkü orada toprağın bile bir şeyi yok, orada toprak sadece Esat ailesine aittir, Kürtlerin yaşadığı o alanda. Tehdit ediliyorlar ve diyorlar ki: “Siz, eğer burada kimliğinizle ilgili bir şeylere sahip çıkarsanız sizin toprağınıza da el koyarız.” Burada bizim kafamızdaki soru işaretleri: Acaba siz gerçekten oraya gittiğinizde Kürt sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesi için oturup bir proje mi yoksa Kürtleri yeniden zapturapt altına almak için topraklarına el koymak, İran’da idamı gerçekleştirmek gibi bir şeyi tetikliyorsanız yazık edersiniz. Bunlar söyleniliyor, konuşuluyor, tartışılıyor. Bunları sizlerden, birinci ağızdan duymak istiyoruz ve gerçekten eğer Türkiye’de Kürt sorununu çözerseniz artık İran’a, Irak’a gitmeye, oralara sefer düzenlemeye hiç mi hiç gerek yok. Kürt sorunu Ankara’nın sorunudur, Kürt sorunu İstanbul’undur, Kürt sorunu Diyarbakır’ın sorunudur. O vesileyle bizim aktörlerimiz başka bir coğrafyada Kürt sorunun çözümüyle ilgili diplomasi yapmasınlar. Diplomasi yapacaksanız burada Barış ve Demokrasi Partisiyle oturur konuşursunuz. Kürtlerin değerleri vardır, Kürtlerin uğruna emek ve bedel ödedikleri kurumları vardır, onlarla konuşunuz. Yoksa burada Ahmedinecad, yoksa efendim Esad ailesi, geçmişte Saddamlar… Bunların hepsinin ellerinde Kürtlerin kanı vardır, bunların ellerinde ret ve inkâr politikaları vardır. Yani bizim ülkemiz de onları kendisine örnek almamalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 2 Temmuz 2010