Çalışma saatleri ve konuları hk.
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 87. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Nisan 2010 · 1.078 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Suat Kılıç (AK Parti), 15 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.078 kelime.
Suat Kılıç (AK Parti, Samsun). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-23-2010-04-15-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SUAT KILIÇ (Samsun)Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; AK PARTİ grup önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, “AK PARTİ Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş” imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan AK PARTİ grup önerisindeki ifade şudur: “Genel Kurulun 19 Nisan 2010 Pazartesi günü saat 13.00’te toplanarak gündemde bulunan ‘Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler’ kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve çalışmaların saat 24.00’e kadar sürdürülmesi önerilmiştir.”
Dolayısıyla buna ilişkin yetkimiz İç Tüzük’ün 54’üncü maddesinde vardır. “Danışma Kurulunun teklifi üzerine Genel Kurul, toplantı hafta, gün ve saatlerini değiştirebileceği gibi, diğer günlerde de toplantı yapılmasına karar verebilir.” Bu konu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda ilk defa olarak düzenlenen bir konu değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu gündemde yer alan işlerin görüşülmesini zaman zaman çabuklaştırmak, zaman zaman işlevselliği artırmak, belli durumlarda çalışma saatlerinin uzatılmasına duyulan ihtiyaç nedeniyle benzer grup önerilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuştur. İktidar grubundan daha fazla grup önerisi muhalefet grupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmaktadır, görüşmeleri yapılmaktadır. Özellikle yeni araştırma komisyonlarının kurulmasına ilişkin önergeler görüşülmekte, konuşulmakta ve üzerinde işlemler icra edilmektedir. Bazı durumlarda muhalefetin grup önerisiyle önermekte olduğu hususlar, iktidar grubu tarafından da kabul görmekte ve pek çok araştırma komisyonu özellikle bu doğrultuda kurulmaktadır. Meclisimizin geleneğinde, uygulamasında var olan bu hususlar, iktidarıyla muhalefetiyle bütün grupların zaten takdirinde bulunan hususlardır. Dolayısıyla bugün gelmiş bulunan AK PARTİ grup önerisi de aynı istikamette şekillenmiştir.
Önümüzdeki hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, gündemdeki sıralı işlerin görüşülebilmesi amacıyla çalışmalarına pazartesi günü saat 13.00’te başlaması hedeflenmiştir. Burada garipsenecek, yadsınacak bir durum söz konusu değildir. Başta da ifade ettiğim gibi yetki, Anayasa’dan alınan bir yetkidir. Kararı verecek olan yer Genel Kuruldur. Genel Kurul kendi gündemine hâkimdir.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Sayın Başbakan kararını verdi Sayın Kılıç.
SUAT KILIÇ (Devamla)Pazartesiden itibaren nelerin görüşüleceği hususu, elbette ki herkesin takdirinde olan hususlardır. Sırada ne varsa onunla elbette ki görüşmelere başlanacaktır. Ancak grup önerisinin aleyhinde söz alan milletvekillerinin ifade ettikleri noktadan gidecek olursak, Anayasa’nın tümü üzerindeki görüşmelere pazartesi günü başlanacağı ve pazartesiyi çalışma günü ilan etmek suretiyle Anayasa değişikliklerinin ivedilikle görüşülemeyeceği hükmünün bu vesileyle ihlal edileceği tezi, doğru bir tez değildir, doğru bir yaklaşım değildir. Eğer Anayasa değişikliği teklifinin altında imzası bulunan milletvekillerinin Anayasa değişikliği teklifini ivedilikle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımak gibi bir yaklaşımları söz konusu olsaydı, pazartesi gününü beklemeye gerek olmaksızın cuma günü de görüşmelere başlamak mümkün hâle getirilebilirdi.
HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Pazartesi günü Meclisin çalışma günü mü?
SUAT KILIÇ (Devamla)Anayasa değişikliği teklifinin altında imzası bulunan milletvekilleri tam aksine ivedilikle görüşme aceleciliği içerisinde kesinlikle bulunmamıştır. Anayasa değişikliği teklifinin görüşmeleri çok kapsamlı, çok önemli, çok ciddi bir meseledir. Dolayısıyla aceleye getirilmesi, takvimin olağan dışı bir şekilde yoğunlaştırılması ve sıkılaştırılması, bizim tarafımızdan düşünülen, değerlendirilen bir husus değildir. Tekraren ifade edeyim, anlaşılmadı galiba birileri tarafından: Bu görüşmelerin pazartesi günü başlaması hâlinde bile “ivedilikle görüşülemeyeceği” ilkesine yönelik bir ihlal durumu kesinlikle mevzubahis değildir, böyle bir şeyin olması da mümkün değildir.
Değerli arkadaşlar, anayasa değişikliği teklifleri milletvekillerinin imzalarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulur. Gereken asgari imza sayısı 184’tür ve bu sayı bulunduğunda değişiklik teklifi vermek için gereken şekil şartı yerine getirilmiş olur.
Usulüne uygun verilen bir Anayasa değişikliği teklifi vardır. Bu değişiklik teklifi usulüne uygun bir zamanlamayla Anayasa Komisyonunda ele alınmıştır, usulüne uygun bir takvim içinde görüşmeleri tamamlanmıştır, nihayete erdirilmiştir ve bastırılıp dağıtılmıştır. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemindeki yerini İç Tüzük’ün gereği olan çerçeve içerisinde alacaktır ve elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu pazartesi günü saat 13.00’ten itibaren çalışma kararı alması durumunda, Anayasa değişikliği teklifinin de pazartesi gününden itibaren görüşmelerine başlanabilmesi mümkün olacaktır. Yani şekil odaklı bir tartışma yaratma çabasına girmenin, İç Tüzük açısından da, Anayasa’mızın amir hükümleri açısından da hiçbir geçerliliği söz konusu değildir.
Benden önceki konuşmacıların anayasa değişikliği teklifinin hazırlanması ve Anayasa Komisyonunda görüşülmesi sürecine ilişkin eleştirilerine de kısaca temas etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, şu tespit doğrudur: Anayasa değişikliği çalışmaları yapılırken, Parlamentoda bulunan milletvekilleriyle ve siyasi parti gruplarıyla, Parlamentoda temsil imkânına kavuşamayan siyasi partilerle, bir kısım sivil toplum örgütleriyle, üniversitelerle, aydınlarla, medyayla, kamuoyunun kanaat önderleriyle ve kamuoyu kanaatlerinin oluşmasına tesir eden etkenler ve faktörlerle temas kurulması, yani anayasa değişikliği teklifinin geniş bir toplumsal tabanda ele alınması, bu işin gereğidir, doğru olanıdır, normal olanıdır.
Anayasa değişikliği çalışmaları yapılırken “uzlaşma” önemli bir kavramdır, “mutabakat” önemli bir kavramdır. Ama eğer “mutabakat” anlayışını “mutlak bir mutabakat arayışı” şeklinde algılayacak olursanız Türkiye’de anayasa değişikliği yapılabilmesi mümkün olmaktan çıkar. Mutabakat arayışı, mutlak bir mutabakat arayışı olarak görülemez. Mutabakat aranır, uzlaşı aranır, değişik kesimlerin desteği aranır, Parlamento içinde destek arayışları yapılır, desteğin sağlanmasına gayret edilir, ana muhalefet partisine de diğer muhalefet partilerine de gidilir, Parlamentoda grubu bulunmayan muhalefet partilerinin milletvekilleriyle de temas kurulur. Bütün bunlar, bu Anayasa değişikliği sürecinde imza sahibi milletvekilleri tarafından özenle ve dikkatle yerine getirilen, gözetilen hususlardır. Biz, herhangi bir partinin üyesi olmayan 11 bağımsız milletvekiline de tek tek odalarında ulaşmak suretiyle değişiklik teklifinin taslak metnini ulaştırdık, görüş ve önerilerini alma cihetine gittik. Dolayısıyla bu yönüyle bakıldığında, uzlaşı arayışı adına, “mutabakat” arayışı adına göz ardı edilen, ihlal edilen bir ilke söz konusu değildir, ihlali söz konusu olan bir prensip varit değildir. Anayasa yapma geleneğimizde her ne varsa, biz o geleneğin gereği olan hususları yerine getirmeye özenle gayret ettik, büyük bir çabayı bu yönde sarf ettik.
Ha, buna rağmen, muhalefetin paketin özünü muhafaza etmek kaydıyla uzlaşı beklentisine olumlu cevap vermemesi hâlinde, teklif sahibi milletvekilleri olarak bizim yapabileceğimiz çok fazla bir şey söz konusu değil.
Başından itibaren ifade ediyoruz, 265 milletvekilinin imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen -ki, sonradan 20’ye yakın milletvekili katılım imzalarına ilişkin dilekçelerini Başkanlığa arz ettiler- bu Anayasa değişikliği teklifinin özü vardır, ruhu vardır. Anayasa değişikliği teklifinin özü, daha fazla demokrasidir, özgürlük alanının genişletilmesidir, hukuk devleti prensibinin kuvvetlendirilmesidir, insan odaklı bir hayatın Türkiye’de egemen kılınmasına katkı sağlamaktır ve bireyin hukukunu ön plana çıkarmaktır. Bu Anayasa değişikliği teklifi özü bakımından değerlendirildiğinde şu görülecektir: Türkiye’de istediğimiz demokrasi, yerel değil evrensel bir demokrasi anlayışıdır. Türkiye’de istediğimiz hukuk devleti, yerel değil evrensel bir hukuk devleti anlayışıdır ve Türkiye’de insan haklarının, özgürlüklerin gelmesini istediğimiz çizgi, bize göre, yerel bir özgürlük çizgisi değil, evrensel bir özgürlük ve insan hakları anlayışıdır. O nedenle biz, bugüne kadar Anayasa değişikliği paketinin özüne zarar vermeyen, bütünlüğünü bozmayan her türlü uzlaşma arayışına açık olduk, bunu bizzat Sayın Başbakanımız da ifade etti, grup yöneticilerimiz de ifade etti. Genel Kurul sürecinde de paketin özünü, demokrasisini, özgürlük ve hukuk anlayışını koruyan her türlü destek arayışına ve katkı verme çabasına açık olacağımızı beyan ediyorum.
AK PARTİ grup önerisinin lehinde görüşlerimi sizlerle paylaşıyor ve saygılarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 15 Nisan 2010