Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 1.031 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Suat Kılıç (AK Parti), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.031 kelime.
Suat Kılıç (AK Parti, Samsun). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA SUAT KILIÇ (Samsun)Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; mevcut Anayasa’mızın 148, değişiklik teklifimizin 19’uncu maddesi üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesile ile yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Çok saygıdeğer milletvekilleri, 148’inci maddede öngörülen değişiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni içerisinde yepyeni bir başvuru yolunu beraberinde getirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel vurgular yapmış olduğu bu düzenleme Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânını içermektedir. Bilindiği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mevcut durumda, ülkelerden kendisine yönelik olarak yapılan başvurularda, başvuru sahibinin ülkesindeki bütün hukuk yollarını tüketip tüketmediğine bakmaktadır. Bununla birlikte başvuru sahibinin varsa bireysel başvuru yoluna müracaat edip etmediğini gözlemlemektedir. Türkiye açısından yapılan başvurular nazarı dikkate alındığı vakit bu yönde bir imkânın mevcut olmamasından dolayı, bireysel başvuru yolu bir süzgeç görevini göremediğinden dolayı Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular maalesef olmaması gerektiği kadar yüksek bir rakama ulaşmış bulunmaktadır. Bugün itibarıyla, tabii rakam değişken olmakla birlikte, Rusya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ihlaller konusunda en fazla şikâyet edilen ülkedir, ikinci en fazla şikâyet edilen ülke maalesef Türkiye Cumhuriyeti’dir.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)AKP’nin ayıbıdır bu!
SUAT KILIÇ (Devamla)Bu arada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki bu şikâyetler tazminat davalarına konu olabilmektedir, Türkiye’nin mahkûmiyetleriyle neticelenebilmektedir. Türkiye’nin iç hukuk yolundaki aksaklıklar buna neden olabiliyor olabilir, Türkiye mevzuatında Avrupa hukukuna belli noktalardaki uyumsuzluklar bu başvuru sayısının fazlalığının gerekçesi olabilir ya da temyiz süreçlerinin uzuyor olması bu sürecin gerekçesi olabilir ama her ne olursa olsun önemli olan realitedir. Gerçek şudur ki: Türkiye Cumhuriyeti devleti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine hukuk yolunda en fazla şikâyet edilen ikinci ülke durumundadır.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Çok doğru söylüyorsunuz, çok doğru!
SUAT KILIÇ (Devamla)Anayasa değişikliği teklifinin altında imzası bulunan milletvekilleri olarak arzu ediyoruz ki bu değişikliğin sağlanmasıyla birlikte Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ve Türkiye’nin çağdaş standartları yakalayabilmiş ülkelerdeki uygulamaya ilişkin sakıncalı ya da imajı bozan aksaklıkları ortadan kaldırılabilsin.
148’inci maddede öngörülen değişiklikle, değerli arkadaşlarım “ve bireysel başvuruları karara bağlar” denmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin mevcut görevleri arasına “Kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetler.” şeklindeki anayasal görevlerine ilaveten “bireysel başvuruları karara bağlar” görevi Anayasa Mahkemesine bir görev olarak düzenlenmektedir.
Burada, hemen, aynı madde kapsamında bireysel başvurularla ilgili çerçevenin de dizayn edildiğini sizlerle paylaşmak istiyorum: “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”
Hangi çerçevede başvurulacağına dikkat edildiğinde ve olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gereği dikkate alındığında, bireysel başvuru yolunun açılmasına ilişkin olarak Yargıtayımız tarafından seslendirilen kaygıların da esasında çok kaygı yaratacak düzeyde olmadığı, bu yöndeki endişelerin ifade edilen çerçevede sakıncalar yaratmayacağı görülecektir, gözlemlenecektir.
Hükmün düzenlemesine ilişkin teklife devamla ifade ediyorum: “Bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.” Yani, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruları değerlendirirken bir birinci derecede mahkeme ya da bir temyiz mahkemesi göreviyle hareket etmeyecek, buna ilişkin kayıt, yine, Yargıtayımızın bireysel başvuru müessesesine yönelik itirazlarının beklenen ya da umulan kaygıları yaratmayacağı noktasında önemli bir güvencedir. “Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” Bu, alışık olduğumuz rutin bir düzenleme.
Aynı maddeyle birlikte, değerli arkadaşlar, yargılamada belli makam sahipleriyle ilgili boşluğun giderilmesi amaçlanmıştır. Şu anki düzenlemeye göre, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Başbakanı ya da Bakanlar Kurulu üyeleri görevleriyle alakalı suçlardan dolayı Anayasa Mahkemesinde Yüce Divan sıfatıyla yargılanırlar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının nerede yargılanacağına dair bir düzenleme var mı? Yok. Yeni getirdiğimiz değişiklik teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının da göreviyle alakalı suçlarda Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan yetkisine tabi olmasını öngörmektedir. Bununla birlikte, yargılanmaları noktasında mahkemenin adının netleştirilmesi hususunda boşluk bulunan bir düzenleme de gerçekçi bir adımla nihayete kavuşturulmuş olacak. Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar. Yani, burada, Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve bununla birlikte Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının da Yüce Divan yargısına, yargı yetkisi noktasında yetkilendirilmesine ilişkin düzenleme yapılmış oluyor.
Çok değerli milletvekilleri, düzenleme, gerek bireysel başvuru gerekse yargı merci belli olmayan makam sahiplerinin nerede yargılanacağının dizayn edilmesi noktasında son derece demokratik, Avrupa hukukuna paralel, çağdaş demokrasilerin beklenti ve taleplerine cevap verir mahiyette bir düzenlemedir.
Esasında Anayasa Değişikliği Teklifi’miz muhalif bütün duruşlar, siyasal partiler arasındaki negatif bakış açıları ve olumsuz yaklaşımlar bir kenara bırakılarak değerlendirildiğinde, altında imzalarımızı barındıran bu Anayasa Değişikliği Teklifi’nin Türkiye’de daha fazla demokrasi, daha geniş bir özgürlük alanı ve daha güçlü bir hukuk devleti amaçladığı herkes tarafından görülecektir.
Madde madde incelenip değerlendirildiği zaman bu Anayasa Değişikliği Teklifi’nin Anayasa Mahkemesine ilişkin hükümleri noktasında da, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısına ilişkin değişiklikler bağlamında da, siyasi partilerin kapatılmalarıyla ilgili düzenlemelerin yapılması hususunda da evrensel demokratik kriterlerle birebir örtüşen bir yaklaşım içerisinde hazırlanmış olduğu görülecektir ama maalesef Anayasa Değişikliği Teklifi’ne bugüne kadar hiç kimse gerçekçi bir pencereden bakmayı denemedi. Herkes bulunduğu yerin penceresinden, kendi siyasal görüşleri zaviyesinden ve kendi muhalif bakış açısıyla hapsolduğu yerden bu değişiklik teklifinin hükümlerini mahkûm etmenin gayreti içerisinde oldu. Zaten, bu noktadaki eleştiri zorluğunu, kürsüye gelen hatiplerin yaklaşımlarından da rahatlıkla görebiliyoruz. Ekmek fiyatlarından yalan yanlış rakamlarla bahsedildi; madde üzerinde alınan sözlerde maddenin içine hiç girilmeksizin cümleler sarf edildi; Anayasa Değişikliği Teklifi’nin maddeleri üzerinde gruplar adına sözler alındı, demokratik açılımdan, Habur’dan, şuradan, buradan söz edildi; maddenin özüne giren, maddeleri özünden eleştiriye tabi tutan, “Yarın referanduma gidilmesi hâlinde halkımızın bu maddelere ret oyu vermesini şu nedenle istiyoruz.” diyen herhangi bir açıklama, herhangi bir konuşma sağlıklı bir hukuk zemininde ve inandırıcı bir temelde maalesef kurgulanamadı.
Değerli arkadaşlarım, Anayasa Değişikliği Teklifi’nin uzaktan yakından Habur’la, şurayla, burayla alakası yoktur.
BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Var, var. Nasıl böyle söylersiniz!
SUAT KILIÇ (Devamla)Anayasa Değişikliği Teklifi Türkiye’ye daha fazla demokrasi getirmeyi amaçlamaktadır, doğru; Anayasa Değişikliği Teklifi Türkiye demokrasisini yerel standartlardan evrensel standartlara kavuşturmayı amaçlamaktadır, bu da doğru.
BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Dönüştüremeyeceksiniz.
SUAT KILIÇ (Devamla)Bakınız, “demokratik açılım” dediğimiz şeyi bir bölgeye, bir coğrafyaya, bir soruna hapsedip bırakamazsınız. Evet, biliyorum, terörle mücadele bir istismar aracı olarak birileri tarafından kullanılacaktır…
OKTAY VURAL (İzmir)Ayıp be, ayıp!
SUAT KILIÇ (Devamla)…demokratik açılım süreci bir istismar aracı olarak birileri tarafından kullanılacaktır, Habur meselesi bir istismar aracı olarak birileri tarafından kullanılacaktır ama biz bütün bu istismar arayışlarının…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
100 konuşma daha · 26 Nisan 2010