Son günlerde meydana gelen olaylar ve gündemi teşkil eden gelişmeler hk.
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Nisan 2005 · 903 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Gündüz (AK Parti), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SON GÜNLERDE MEYDANA GELEN OLAYLAR VE GÜNDEMİ TEŞKİL EDEN GELİŞMELER HK.); konuşma 903 kelime.
Süleyman Gündüz (AK Parti, Sakarya). “Son günlerde meydana gelen olaylar ve gündemi teşkil eden gelişmeler hk”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-gunduz-22-2005-04-13-son-gunlerde-meydana-gelen-olaylar-ve-gundemi-teskil-eden-gelismeler-h (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde son günlerde meydana gelen olaylarla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlarken, Sayın Başbakanımıza Norveç'in Başkenti Oslo'da yapılan saldırıyı huzurlarınızda kınıyorum.
Bundan birkaç hafta önce Mersin'de, birkaç gün önce de Trabzon'da ve dün de Sakarya'da meydana gelen olaylar, geçmiş dönemleri hatırlatan film kareleri gibiydi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; suyun akıp yatağını bulması gibi, Türk Milleti, Orta Asya'dan gelerek, bu toprakları, dünyanın en güzel coğrafyasını kendilerine son vatan yapmıştır. Temmuz sıcağında bir fırına düşen ekmek gibi atıldık bu topraklara, bu toprakların kaderine. Atalarımız, dünyaya, imparatorluk nasıl kurulur, yetmişiki millet bir arada nasıl yaşar, bunun dersini de verdiler.
Lübnan asıllı bir Ermeni yazar olan Amin Maalouf "Ölümcül Kimlikler" adlı kitabında "hiçbir din hoşgörüsüzlükten soyutlanmış değildir; ama, bu iki rakip dinin bir bilançosu yapılacak olsa, İslam hiç de fena görünmez. Eğer, atalarım, Türk orduları tarafından fethedilen bir ülkede Hıristiyan olmak yerine, Hıristiyanlar tarafından fethedilen bir ülkede Müslüman olsalardı, onların inançlarını koruyarak, ondört yüzyıl köy ve köylerinde yaşayabileceklerini sanmıyorum.
Gerçekten, İspanya'daki Müslümanlara ne oldu? Ya Sicilya'daki Müslümanlara? Yok oldular, tek kişi kalmamacasına katledildiler, sürgüne zorlandılar ya da cebren Hıristiyan edildiler" diye yazar.
Bizler, aynı zamanda dünyaya bir medeniyet dersi verenlerin de çocuklarıyız, bu ülkenin çocuklarıyız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, sizlere, tarihimizin gizli kahramanlarından birinden, Zenci Musa'dan bahsedeceğim. Aslen Sudanlı olan, Girit'te dünyaya gelen Zenci Musa, Osmanlı İmparatorluğu için, Trablusgarp'tan Balkan Savaşına, Çanakkale'den Kudüs'e, Yemen'den İstiklal Harbine kadar, yangın neredeyse oraya koşmuş yüzbinlerce kahramanlarımızdan birisidir. 300 000 altını Yemen'de Tevfik Paşa'ya teslim etmeyi başaran Musa'ya, işgal kuvvetleri komutanı General Harrington'un "sen, Osmanlı için değil bizim için çalışırsan, seni altına boğarım" sözlerine karşı, Zenci Musa: "Her teklif herkese yapılmaz. Bu sözleriniz beni rencide eder; benim bir devletim var; bir bayrağım var, ay yıldızlı bayrak; bir kumandanım var, Eşref Bey" cevabını verir. Daha sonra, Anadolu'daki Millî Mücadeleye destek için İstanbul'a gelen Zenci Musa, Galata gümrüğünde hamallık yapıp, gece Anadolu'ya silah kaçırırken, bu arada, vereme yakalanır. Onun bu durumunu gören Ali Paşa ona emekli maaşı bağlamak ister; ama, o, ihtiyaç içerisinde olmasına rağmen "Paşam, ben bu fakir milletin emekli maaşını alamam" diyerek teklifi geri çevirir. Sanatoryum hastanesine yatmayı kabul etmeyen Zenci Musa veremden bir tekkede öldüğünde, bavulundan; bir Osmanlı haritası, Eşref Kuşçubaşı'nın resmi, bir de kefen çıkar. Merhum Mehmet Âkif, Zenci Musa için:
"Eşref Beyin emir eri zenci Musa,
Omzundan arşa yükseldi nebi İsa" mısralarıyla onu destanlaştırır.
İşte, biz, bu asil insanların inanç ve azimleriyle buralara geldik. Musa zenciydi; ama, milleti, bayrağı ve vatanı için kendini adamış bir zenciydi. Zenci Musa tekil bir örnek değildir. Bu ülkenin değerlerine sahip çıkan Kürt Mehmet vardır, Ermeni Sarkis Balyan vardır, Çerkez Eşref Kuşçubaşı vardır, Çanakkale Savaşında kolunu kaybetmiş Rum avukat Kaludi Laskarı vardır, Hilali Ahmer İkinci Reisi Ermeni Berç Keresteciyan (Türker) vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, üniter bir devlettir ve bu devleti oluşturan en temel unsur, milletin birlikte ve bir arada yaşama iradesidir. Hiçbir provokasyon, tahrik, bizim bir arada yaşama irademizi zedeleyemeyecektir. Bu millet, farklılıklardan zenginlik yaratmıştır; bu farklılıklar üzerine, kültür ve medeniyet inşa etmiştir. Birlikte yaşama iradesi, cebren sağlanan bir sonuç değil, bin yıllık bir kültürün eseridir. Tarihin imbiğinden geçerek gelen bu milleti bir arada tutan, müşterek değerleridir. Bu altın coğrafyaya ayaklarını basıp, burayı vatan yapan bu asil milletin evlatları, dikensiz gül bahçesinde değiller elbet.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Gündüz.
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla)Bu kıskanılan vatanın bedelini ödedik, gerekirse, Türkü, Kürdü, Çerkezi, Abazası, Gürcüsü, Lazı, Boşnağı, Arnavudu, Rumu, Ermenisi ve Musevisiyle birlikte yeniden öderiz. Çanakkale'de kanlarımız bir ve beraber aktı. Tarih sahnesinde, az önce saydığım unsurlarla birlikte, bir bayrak ve buyruk altında bir millet olarak kalma iradesini gösterdik. Bizim ülkemizi ve insanlarımızı bir laboratuvar ortamında değerlendirip plan yapanların bu planları boşa çıkacaktır. Bizim gönlümüz var. Onlar, bunu çözemezler. Camdan kalbi olanların, bizi karşı karşıya getirmek isteyenlerin planları tutmayacak! Bizler, ete ve kemiğe bürünmüş insanlarız; camdan kalbi olanların yanıldığı nokta bu. Bizim ayrımız gayrımız yok. Biz, komşumuzun halinden anlayan insanlarız. Ekmeğin parçası yere düşünce kaldıran ve öpüp alnına koyan, düğünlerde halay çeken, ölü evlerinde yas tutan, bayram sabahları yüreği sevinçle dolan, bir çocuğun kahır yüklü bakışından etkilenen, tarlasında komşusunun ekinine yardım eden, büyüklerin ellerinden öpen, dua eden "Burası Muş'tur" türküsünde "Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı" marşında gözleri dolan insanlarız. Bunlar biziz!
Kardeşlerim, ülkemiz üzerinde planlar olabilir, raporlar hazırlanmış olabilir, her türlü istihbarat en küçük hücremize kadar teknik analizler yapmış olabilir; ancak, bu milleti bir arada tutan ruha nüfuz edemezler! Bu millet, okuma-yazma öğrenmeden önce gönül alfabesini öğrenir. Bu, bin yıllık bir sürecin sonucudur. Gönül alfabemizin oluşturduğu destanlar, bu milletin her ferdinin birbirine karşı ortaya koyduğu fedakârlık üzerinedir. Bu destanlar, hiçbir istihbarat raporuna ve kriptolara sığmaz. Hiçbir düğme, birlikte ve bir arada yaşama iradesinin can alıcı yerini bulamaz, bir arada yaşama iradesine kısa devre yaptıramaz! Bu millet, Anadolu'da yaşama başarısını, her türlü ayrılıkları, farklılıkları, düşmanlıkları törpüleyerek, aşırılıkları bünyesinde eriterek bugünlere gelmiştir. En geniş anlamıyla, envanteri çıkarılmamış olsa da, Türk kültürü, kendi ruhuyla hayat verdiği, kendisinden önceki Anadolu kültür ve medeniyetlerini de temsil kabiliyetiyle Avrupa'nın hem geçmişi hem de geleceğidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiç kimse bu milletin kutsal değerleri üzerinden siyaset yapmamalı ve bu milletin kutsal değerlerine olan bağlılığını ölçmeye kalkışmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir demokratik hukuk devletidir. Eğer bu ülkede demokratik bir toplum ve siyaset talebine olan inancımızda bir şüphemiz yoksa, herkesin, demokratik kurum ve kuralların işlemesine saygı duyması gerekir. İdrak mükellefiyeti herkes içindir; çünkü, herkesin vazifesi, bu topraklarda işleyen bir demokrasiyi hâkim kılmaktır. Allah bu milletin birlik ve dirliğini bozmasın.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 13 Nisan 2005