Bosna-hersek srebrenica'da yapılan soykırımın 10 uncu yıldönümü münasebetiyle
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 116. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Haziran 2005 · 898 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Gündüz (AK Parti), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOSNA-HERSEK SREBRENİCA'DA YAPILAN SOYKIRIMIN 10 UNCU YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 898 kelime.
Süleyman Gündüz (AK Parti, Sakarya). “Bosna-hersek srebrenica'da yapılan soykırımın 10 uncu yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-gunduz-22-2005-06-23-bosna-hersek-srebrenica-da-yapilan-soykirimin-10-uncu-yildonumu-munase (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temmuz ayında büyük bir ihtimalle Meclisimiz kapalı olacağından, Bosna-Hersek Srebrenica katliamının 10 uncu yılı olması dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bu konu, önümüzdeki ay dünyada en çok tartışılacak bir konu olacak; dolayısıyla, hepinizin bunu ilgiyle dinlemesini istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Alman Parlamentosunun sözde Ermeni soykırımı tasarısını kabul ederek Avrupa'da birçok parlamentonun uygulamasına katılmasını, bu kararı şiddetle kınayarak başlıyorum.
Yugoslavya'nın dağılma sürecine, Bosna-Hersek'te masum halka yönelik Sırp saldırılarını ve bunun sonucunda çekilen acıların tümünü yaşayan bir arkadaşınız olarak huzurlarınızdayım.
11 Temmuz 2005 tarihinde, Bosna-Hersek'in Srebrenica Kentinde Sırp saldırganların saldırıları sonucu soykırımına uğramış 8 000 Boşnak'ın katledilmelerinin 10 uncu yılını anacağız. Avrupa kıtasının İkinci Dünya Savaşında Nazi Almanyasının Yahudilere uyguladığı soykırımın dışında gördüğü en büyük soykırım, şüphesiz Bosna-Hersek'te yaşananlardır. Uluslararası Kızılhaç Örgütünün verilerine göre, 1992-95 tarihleri arasında Sırp saldırıları sonucu Bosna-Hersek'te 312 000 kişi ölmüştür. Savaş esnasında Srebrenica süreci nasıl oluştu; kısaca bunu anlatmalıyım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1991'de Yugoslavya sorunu başladığı andan itibaren, bölgede olası Alman nüfuzuna karşı Fransa, İngiltere ve Rusya Sırpların yanında yer aldılar; bunu, Bosna-Hersek savaşında da sürdürdüler. Bosna-Hersek'te 27 Şubat - 1 Mart 1992'de yapılan bağımsızlık referandumunda halkın yüzde 64'ü bağımsızlığı oylarken, 4 Nisan günü, Yugoslavya Federal Ordusu desteğinde Sırp Çetnik saldırganlar Başkent Sarajevo başta olmak üzere, Bjeljina, Foca, Zvornik ve Banja Luka gibi diğer kentlere saldırarak savaşı başlattılar.
Savaşın durdurulması için Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç -onu, burada, rahmetle yâd ediyorum- Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Amerika Birleşik Devletlerinden ısrarla müdahale talep etmekteydi. Boşnaklar, Sarajevo kuşatmasını yarmak ve havaalanını kontrol altına almak üzere oldukları bir anda; 28 Haziran 1992'de Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand -ki, o gün Kosova Meydan Muharebesinin (1389) yıldönümüydü- Sarajevo'ya bir ziyarette bulunarak, kuşatma altındaki şehri gezdi; Sarajevo'da savaşı hissetmediğini, dolayısıyla müdahaleye gerek olmadığını açıkladı. Uluslararası müdahalenin tartışıldığı bir ortamda ziyaretin yapılması savaşın gidişatını etkiledi. Fransa Cumhurbaşkanı Mitterrand'ın gelişinin ertesi günü Sarajevo Havaalanı Birleşmiş Milletler Barış Gücünün kontrolüne verilerek, Boşnakların eline geçmesi engellendi. Bu, Sarajevo kuşatmasının dört yıl sürmesine ve 312 000 kişinin ölümüyle sonuçlanan büyük bir trajedinin yaşanmasına sebebiyet verdi.
21 Nisan 1993'te Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNPROFOR) Komutanı Fransız General Phillip Morillion'un girişimiyle Srebrenica silahtan arındırılarak Birleşmiş Milletler tarafından korunan 6 güvenlikli bölgeden biri ilan edildi. Güvenlikli bölge olmasına rağmen Sırp saldırganlar zaman zaman ağır silahlarla kente saldırmaktaydılar. 5-11 Temmuz 1995'te Doğu Bosna'yı tamamen ele geçirmek için saldırıya geçen Sırplar, Birleşmiş Milletler Barış Gücünden, Hollandalı askerlerin koruması altında bulunan ve silahtan arındırılmış Srebrenica'yı 11 Temmuz günü ele geçirerek 8 000 kişiyi katletmenin yanı sıra 40 000 kişinin de kenti terk etmesine yol açtılar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Washington'da askerî konularda araştırma yapan BASIC adlı kuruluş tarafından yayımlanan bir raporda, çeşitli kaynak, belge ve New York'taki Birleşmiş Milletler Merkezine çekilen kriptolara dayanılarak "Srebrenica katliamının Fransa'nın tutumu sonucu yaşandığı" görüşü savunuldu. Katliamların sorumlusu Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac olduğu savunulan raporda, UNPROFOR komutanı Fransız General Bernard Janvier'in, 24 Mayıs 1995'te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kapalı oturumunda, Bosna'da güvenlikli bölge ilan edilen Srebrenica, Zepa ve Gorazde'nin, Sırplara karşı artık savunulmaması görüşünü ortaya attığı ifade edildi.
Bu gizli oturumdan bir ay sonra, Fransa istihbaratının, Sırpların Srebrenica ve Zepa'ya saldırı için hazırlandığını öğrendiği bildirildi. Bu bilgilerin General Janvier'e, UNPROFOR komutanı olarak değil, Fransa'nın subayı olarak iletildiği bildiriliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlayın efendim.
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla)5-11 Temmuz tarihleri arasında, Srebrenica'yı korumakla görevli UNPROFOR'un Hollandalı askerlerinin komutanı, UNPROFOR Komutanı Fransız General Janvier'den, 5 kez NATO'nun duruma müdahale etmesini istediler. UNPROFOR Komutanı Fransız General Bernard Janvier bu taleplerin tümünü geri çevirdi.
Ayrıca, raporda, General Janvier'in Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'tan gelen talimat sonucu, NATO'nun müdahalesinin reddedildiği kaydedildi. Bu bilgiye kaynak olarak, Fransa ve BM yetkilileri gösterildi.
Raporda, Lahey'de, 11 Temmuz 1995'te çok gizli bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda, UNPROFOR'da görevli Hollandalı subaylar, Sırpların kısa süre içerisinde başta Srebrenica olmak üzere, bu bölgeye saldıracaklarını ilettiler. Toplantının yapıldığı günün akşamı, General Janvier'in, saat 20.15'te, Paris'ten bir telefon aldığı belirtildi. General Janvier telefon görüşmesi yapıp döndükten sonra, Sırp kasabı Ratko Mladic'in kenti ele geçirmeyi planlamadığını ve NATO'nun müdahalesine gerek olmadığını bir kez daha söyledi; ancak, Srebrenica onaltı saat sonra Sırpların eline geçti. Ardından, iki gün sonra da Zepa düştü ve Sırplar Gorazde'ye dayandılar.
BM'nin o günkü Genel Sekreteri B. Butros Ghali, UNPROFOR komutanlarının kendi emirlerini dinlemediğini, sadece kendi başkentlerinden aldıkları talimatlara göre hareket ettiklerini söylemişti. BASIC'in ele geçirdiği, Srebrenica düşmeden haftalar önce, BM'nin eski Yugoslavya eski Özel Temsilcisi Yasuşi Akaşi'nin, New York'ta, merkeze, Genel Sekreter Yardımcısı (şimdiki Genel Sekreter) Kofi Annan'a çektiği 1 Haziran 1995 tarihli kriptoda, NATO'nun müdahalesiyle ilgili kararın Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a ait olacağı ve Chirac'ın da müdahaleye karşı olduğu yolundaki düşüncelerini iletti.
Raporda, Fransız resmî kaynaklarına dayanılarak, 11 Haziran 1995 günü, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç arasında telefon görüşmeleri yapıldığı kaydedildi. Bu görüşmelerden sonra, Sırpların bir NATO saldırısı halinde insan kalkanı olarak kullanma amacıyla rehin tuttuğu 40 Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerini serbest bıraktığı ifade edildi. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Slobodan Miloseviç'e, NATO'nun müdahalesi konusunda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bill Clinton'ın da Fransa'nın istediği şekilde hareket edeceğini kabul ettiğini söyledi. Srebrenica'da toplu mezarlar ortaya çıkarken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan "Srebrenica'da sadece Birleşmiş Milletler değil, insanlık ailesi iflas etti" yorumunu yaptı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Srebrenica Sırp saldırganların eline geçmeden önce, Dayanışma Vakfı olarak bizler, o devrin Cumhurbaşkanını, Başbakanını, Dışişleri Bakanını, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve tüm siyasî partilerini ve Batılı devlet adamlarını, 5 Temmuz 1995'te gönderdiğimiz mektuplarla uyarmıştık.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 23 Haziran 2005