İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 40. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Süleyman Latif Yunusoğlu

Trabzon Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 40. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2009 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP), 23 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 870 kelime.

Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP, Trabzon). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-latif-yunusoglu-23-2009-12-23-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının 17’nci maddesinde, yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan sağlanacak imkânların Türk lirası karşılıklarının bütçeleştirilmesi, dış kaynaklardan bağış ve yardım yoluyla gelen malzemelerin tertibinde mevcut ödeneklerin yetmemesi hâlinde navlun bedelleri ve gümrük vergileri karşılığının bütçelere ödenek kaydı mevcuttur. Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaçları için yabancı devletlerden askerî yardım yoluyla sağlanacak malzeme bedellerinin bütçeye kayıt şekliyle ilgili hükümlere yer verilmektedir.

Yine, Bütçe Kanunu Tasarısı’nın bu maddesinde, Türkiye-Avrupa Birliği mali iş birliği kapsamında sağlanacak mali imkânların karşılığı olarak ilgili idarelerin bütçelerine konulan tutarların ulusal fona ödenmesine ve kullanılmasına ilişkin esaslar belirlenmektedir. Biz, bu maddeyle, Maliye Bakanına yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan hibe ve bağış yoluyla gelecek imkânları bütçeye gelir-gider kaydetmeye yetki veriyoruz.

Maddenin diğer hükümlerinde ise, Türkiye ile Avrupa Birliği mali iş birliği kapsamında sağlanacak imkânların ulusal fona aktarılmasına ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan hazine işlemleri raporlarında, Hazine Müsteşarlığı tarafından dış finansman kaynaklarından hibe şeklinde sağlanan kaynakların, dış finansman bilgi sisteminde, anlaşma tutarları ve ne kadar kullanıldığına ilişkin bilgiler yer almaktadır. Bununla birlikte, hibe şeklinde sağlanan kaynakların, elde edildikten sonra kullanım amaçları ve şartlarına uygun kullanılıp kullanılmadığının kontrolü ve takibine ilişkin bir mekanizma mevcut değildir. Mevcut durumda, anlaşma ve kullanım bilgilerinin sistemde izlenmesiyle hibe anlaşmalarına ilişkin dokümanların dosyalanması dışında, izleme ve kontrol anlamında bir işlem gerçekleştirilememektedir. “Dış proje kredilerinde olduğu gibi, özellikle proje finansmanı amacıyla alınmış hibelerin de amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının kontrolü ve takibinin yapılmasını sağlayacak bir sistem geliştirilmelidir.” şeklinde ifadeler yer almıştır. Hükûmetin, dış finansman kaynaklarından sağladığı hibelerin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığına ilişkin bir sistem geliştirip geliştirmediği konusunu doğrusu merak ediyoruz. Maliye Bakanı ve dolayısıyla Hükûmet, bağış ve hibe almaya yetkili olduğu kadar, bu milletten, işsizliği çözmek, yoksulluğu yok etmek ve yolsuzlukla mücadele için de yetki almıştır. Bu yetkiyi millet için kullanıp kullanmadığına bakmak gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nı görüşüyoruz. Bütçe kanunları hükûmetlerin tercihlerini de ortaya koyar. AKP hükûmetlerinin 8’inci bütçesi olan bu bütçede, önceki bütçelerde olduğu gibi Adalet ve Kalkınma Partisinin tercihleri de ortaya konuluyor. Ne bu bütçe ne de önceki AKP bütçeleri, yaygınlaşan yolsuzluğa, işsizliğe, üretimsizliğe, yoksulluğa, yatırım azlığına, gelir dağılımı adaletsizliğine, vergi adaletsizliğine çare arayan; büyümeye, kalkınmaya, refaha yönelik hedefleri olmayan bütçelerdir. AKP, yedi yıldır Türkiye’yi boş vaatlerle, makyajla, rakam cambazlığıyla yönetmiştir. Bugün geldiğimiz nokta, bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Krizin teğet geçtiği iddiaları doğru ise, eğer teğet geçiyorsa bu millet neden sıkıntı çekiyor, neden fabrikalar kapanıyor, neden insanlarımız işini kaybediyor, akşam evine neden ekmek götüremiyor.

ENGİN ALTAY (Sinop)Kötü yönetim…

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Devamla)Sanayici, esnaf zor durumda, turizm sıkıntıda, tarım bitik, narenciye, çay, fındık, hayvancılık sıkıntıda, emekli, memur, işçi geçinemiyor, sağlık ve eğitim sistemleri çökmüş.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin açıkladığı orta vadeli programda yer verdiği büyüme öngörüleriyle birlikte Türkiye’nin 2003-2012 yılları arasında ortalama büyüme hızı yüzde 4,23 olacaktır. Buna rağmen 1963 ile 2002 yılları arasındaki ortalama büyüme hızı yüzde 4,38’dir. Siz kırk yıllık süre içerisinde yaşanan onca sıkıntıya rağmen, koalisyonlara, ara dönemlere, müdahalelere rağmen bu kırk yılın büyüme ortalamasını bile yakalayamayacaksınız. Sizin ekonomide anlattığınızın, ballandıra ballandıra anlattığınızın artık rakamlarla bile değerleri kalmadı. İktisadi varlıklarımız satıldı, cumhuriyet tarihinin en fazla borçlanan hükûmeti oldunuz ama bu millet hâlâ sıkıntı çekiyor.

2002 yılı sonunda 180,3 milyar dolar olan kamu iç ve dış borç stoku 2008 yılı sonu itibarıyla 287,7 milyar dolara yükselmiştir. 2008 yılı sonu itibarıyla bile kamu borç stoku yüzde 60 oranında artmıştır.

Özel kesim borç stokunda da AKP döneminde hızlı bir artış yaşanmıştır. 2002’de 44,5 milyar dolar olan özel kesim dış borç stoku 2008 yılı itibarıyla 185,1 milyar dolara ulaşmış olup artış oranı yüzde 316’dır.

Türkiye’nin özel kesim dış borcu dâhil toplam borç stoku 2002’deki 224,8 milyar dolar düzeyinden 2008’de yüzde 107 oranında artışla 466,8 milyar dolara yükselmiştir. Temel hedef olan borçların azaltılmasında tam bir başarısızlık söz konusudur. Yüksek faiz ve faiz dışı fazla hedeflerine ve bu çerçevede vatandaşın katlandığı fedakârlığa rağmen borç stoku azalmamakta, aksine artmaktadır.

Değerli milletvekilleri, AKP İktidarının en başarısız olduğu sektörlerden biri de tarım sektörüdür. 2002 yılında tarımın gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı yüzde 13,4 iken, bu oran 2008 yılında yüzde 7,6’ya gerilemiştir. Tarıma ayrılan bütçe yetersizdir. Tarıma 2002’de millî gelirin yüzde 6,6’sı ayrılırken 2009 bütçesinde bu oran binde 4,8’e düşürülmüştür. Yaklaşık 20 milyon kişinin tarımla uğraştığı ülkemizde uygulanan politikalar tarımın hızla çökmekte oldu-ğunu, çiftçinin unutulduğunu göstermektedir.

Benim bölgem Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en önemli ürünleri çay ve fındıktır. Çayda yaşanan olumsuzluk, çay üreticisinin feryatları ve çayın en önemli üretim yeri olan ÇAY-KUR’un hazırlanan kanun taslaklarıyla özelleştirilmeye çalışılması ve orada beklenen üretim yetersizliğinden sonra birtakım çevrelerin çay ithal ederek kendi ceplerini doldurmaları, ama çay üreticisine ve çay imalat sektörüne vuracağı darbe şimdiden görülmektedir.

Fındıkta, fındık üreticisi, maalesef, üretimde çabasının karşılığını, alın terinin karşılığını alamamakta, büyük sıkıntı çekmekte, dünyanın en fazla üretimine sahip olan Türkiye’de yapamadığı ihracatla istediği geliri alamamaktadır. Bütün bu göstergeler, AKP İktidarının başarısızlığının bir göstergesi olarak önümüzdedir.

Diğer taraftan, çok önemli bir konuyu da sizlere arz etmek istiyorum: Biliyorsunuz -basına da yansıyan şekliyle- Türk firmalarının sahip olduğu ticaret gemileri Karadeniz’de, Gürcistan’ın sahil güvenlik güçleri tarafından korsanlık yapılarak kaçırılmakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

114 konuşma daha · 23 Aralık 2009

114 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook