İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PAZAR

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Süleyman Nevzat Korkmaz

Isparta Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2010 · 1.079 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP), 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.079 kelime.

Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP, Isparta). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-nevzat-korkmaz-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP anayasası değişiklik metnindeki 18’inci madde hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Sayın Özok’u Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak saygıyla ve rahmetle anıyoruz, ailesine ve Barolar Birliği camiasına da başsağlığı diliyoruz.

Değerli milletvekilleri, hukuk devletinin en önemli ilkelerinden birisi yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatıdır. Demokrasilere meşruiyet kazandıran güç de budur; haksızlığa uğradığını düşünen herkesin, hakkını adaletin şaşmaz terazisinde alabileceğine olan inançtır. “Ben yüzde 47 oyla geldim, arkamda milletin çoğunluğu var, o hâlde hukuku da,mahkemeleri de ben dizayn ederim.” diyemezsiniz. Ülkeyi yönetenlerin hukuka uymada kendilerini de bağlı gördükleri bir rejimin adıdır demokrasi.

Yeri gelmişken, ibret verici bir çelişkiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Başbakan 23 Nisan’da bu kürsüden konuşurken “Demokrasi öyle bir rejimdir ki profesörün de, dağdaki çobanın da oyu birdir.” dedi. Çok doğru, öyle olması da lazım ancak Sayın Başbakan, oy toplamaya gelince böyle de mahkeme önünde hesap vermeye gelince neden Başbakan, milletvekilleri ve dağdaki çoban bir olmuyor? Bu, siyasi dürüstlüğe ve demokratlığa uyar mı?

Değerli milletvekilleri, AKP mağdurları oynayarak, vatandaşın acıma ve merhamet duygularını istismar ederek iş başına gelmiş; gücü eline geçirdikten sonra şikâyetçi olduğu Deli Dumrulluğa soyunmuş, uluslararası gücün karşısında süt dökmüşleri oynarken zayıfın, mağdurun tepesine inmeyi, onları sindirmeyi bir maharet saymıştır. Kendisine yönelik muhalefetin tasfiyesi için her tarafa baskılar yapmaya başlamış ve korku imparatorluğunun temelini atmıştır. Bu ceberutluğun karşısında sesini yükselten tüm güçleri ortadan kaldırma planlarını uygulamaya koymuştur. Ülkenin binlerce yıllık kurumları hırpalanmış, birbirine düşürülmüş, gazete sahiplerinden muhalif yazarların kovulması talep edilmiş ve yargı, mahkemeler sindirilerek mutlak iktidarlarının perçinlenmesine çalışılmıştır.

Kuvvetler ayrılığını paramparça edecek, sistemi kilitleyip bilinmezler ve koyu gölgeler yaratacak yeni bir yasal düzenleme var önümüzde. Hem de Anayasa gibi millî birliğimizin tapusu olan en üst hukuk normunda yapılmak isteniyor bu değişiklik. Anayasa Mahkemesinin ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı değiştiriliyor. Bu yapılırken de demokratikleşme ve sivilleşme projesinin bir gereğiymiş gibi sunuluyor. “Ben milletimden aldığım iradeyi kullanıyorum, yargı da bana tabi olmalı.” gibi bir gerekçe ileri sürülüyor.

Arkadaşlar, bizler millî iradenin temsilcileriyiz de yargı kim adına karar veriyor? Yüce Türk milleti adına. Sivilleşme ve demokratikleşmenin gereği, kamu yetkisini, kamu kaynaklarını kullanan yürütmenin de hesap verebilmesidir. Adınıza “AK PARTİ” deyince ak olmuyorsunuz. Sütten çıkmış ak kaşık gibi herkese hesap sormaya yeltenenlere diyeceğimiz odur ki hesap sormak üzere ortaya çıkanların yarın kendilerinden hesap sorulduğunda bu hesabı verebilecek durumda olmasıdır.

Değerli milletvekilleri, popülist, bazı çevrelere hoş gelecek, ayakları yere basmayan tekliflerin yaraya merhem olmayacağını düşünüyoruz. AKP, Anayasa değişiklik metninin 18’inci maddesi Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi hususunu düzenliyor. Bir sonraki madde de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını getirmekte. Sözde güzel, özde ise derde deva olmayacak bir değişiklik. Vatandaşın hak arama süresini uzatıyor. Adalette kararın adil olması kadar çabuk olması da önemlidir. Bu değişiklikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak başvuruların tamamının tazminatla sonuçlanacağını ve devletimizi büyük zararlara uğratacağını söylersek kâhinlik olmayacaktır yani bunun adına “Kaş yapayım derken göz çıkarmak.” denir.

Bu değişiklik ile Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının da Yüce Divanda yargılanması hükmü getirilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak hiç kimsenin, en üst askerî makamlar da dâhil, yargı denetimi dışında kalmasını istemeyiz.

Değerli milletvekilleri, “hiç kimse” derken komutanlar gibi, Başbakan, bakanlar ve milletvekillerini, kendimizi de kastediyoruz. Kanun önünde herkesin eşit olduğu ilkesine ve kamu kaynağı kullanan makamların eylem ve işlemlerinden dolayı sorumlu tutulması gerektiği prensibine açık aykırılık teşkil eden Anayasa’nın 83’üncü maddesi bir ibret abidesi olarak önümüzde durmaktadır. Bu konuyu ne zaman gündeme getirsek AKP olarak ya konuyu değiştirirsiniz ya da duymamış gibi davranırsınız. Adınız gibi alnınızın da ak olduğunu düşünüyorsanız kaldırın dokunulmazlığı. Zimmet, ihtilas, irtikâp, evrakta sahtecilik, kamu ihalelerine fesat karıştırma gibi birçok ağır iddialar var ortada. Çıkın mahkemelerin önüne, aklanın. Ondan sonra “Başkaları da hesap versin.” diye ortalığa çıkacak yüzünüz olsun.

Yargının kontrol altına alınması arzusu ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesinin arkasında yatan asıl gerekçe, bu hesabı verecek olanların, başta Sayın Başbakan ve arkadaşları olmak üzere kendileri için hissettikleri kaygı ve korkulardır. “Yoktur” diyorsanız hodri meydan. Kaldıralım milletvekili dokunulmazlığını. Dünyanın neresinde olursa olsun böyle bir meydan okuma karşısında Başbakan aslanlar gibi Parlamentonun önüne çıkar dokunulmazlığının kaldırılmasını kendisi ister. Neden bunu yapamıyor değerli milletvekili arkadaşlarım? Kendisini aklayıp milletin huzuruna daha güçlü olarak neden çıkmak istemiyor? Acaba kendisiyle ilgili şüpheler mi var diye sormadan edemiyor insan. Ama merak etmeyin, inşallah onu Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yapacağız. Milletimizden destek istiyoruz. Sayın Başbakan ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarını biz kaldırıp, inşallah Yüce Divana biz sevk edeceğiz.

Bu Anayasa değişikliğinden AKP’nin muradı açıktır: Kendisine bağlı, bağımlı yargıçlar yaratmak, yargıyı kontrol etmek.

Kıymetli arkadaşlar, asırlık bir gerçeği sizlere yeniden hatırlatmak istiyorum. Her iktidar yıpranır, mutlak iktidar mutlaka yıpranır. İnşallah ilk seçimde milletine tuzaklar kuran, kendisini soyup soğana çeviren hükûmetlere yaptığı gibi AKP Hükûmetini de al aşağı edecek ve hesap soracaktır.

Demiyoruz ki adalet mekanizmasında, yargıda sorunlar yok, elbette yargının sorunları vardır. Bu sorunlar zaman zaman bireylerin haksız ve adaletsiz kararlara maruz kalmasına yol açtığı gibi kamu vicdanını da derinden yaralamaktadır. Teklifte bu sorunların çözüme kavuşturulması yönünde ve yargının etkin, süratli çalıştırılması için en küçük bir düzenleme yoktur. Teklif kamuoyuna söylendiğinin aksine bir yargı reformu da değildir, aksine getirilen değişiklikler ile yargı siyasetin tahakkümü ve yönlendirmesine açık hâle getirilmektedir. Bu düzenleme gelecekte yargının sorunlarını daha da artıracak, içinden çıkılamaz bir hâle getirecektir. Mülkün temeli olan adalet, AKP Anayasa metniyle birlikte daha çok tartışılır hâle gelecektir.

Hazırlanış itibarıyla, Milliyetçi Hareket Partisi, tekçi bakış açısıyla çoğulculuğu değil, Meclisteki sayısal çoğunluğun tahakkümünü esas kılma, geçmişte yapılanlara öfke duyan bir tepkisel metin ortaya koyarak rövanş alma, herhangi bir uzlaşı arayışını hissetmeden, milletin değil de AKP’nin önceliklerini gündeme getirme gibi özellikler taşıyan Anayasa değişikliğinin AKP’nin Anayasa değişikliği olduğunu bilmektedir.

Görüşme usulü itibarıyla, Milliyetçi Hareket Partisi, telaşa ve aceleye boğulmuş, neredeyse yangından mal kaçırırcasına zamana karşı yarışılarak, konuşulmasına saatlerle müsaade edilmiş bir metin olduğunu, kendi fikir ve katkılarının, sivil toplum kuruluşlarının düşüncelerinin bu metne yansıtılmadığını görmektedir.

İçerik itibarıyla, Milliyetçi Hareket Partisi, bu değişiklik metninin güçler ayrılığı ilkesine aykırı olduğunun, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatını ortadan kaldıracağının, Başbakan ve yol arkadaşlarının Yüce Divanla yargılanma ve hesap verme korkularını gidermek üzere Anayasa Mahkemesini yeniden şekillendirmek gibi Türk demokrasi ve hukuk hayatında onulmaz yaralar açacağının, devletimiz ve cumhuriyetimizin temel değerlerini korumak üzere hükmedilmiş maddelerini, adına “demokratik açılım” denilen yıkım projesinin lehine zafiyete uğratmak gibi örtülü hedeflerinin bulunduğunun, Sayın Başbakanın 17 Nisanda Kanal 24’te de bunu açıkça dile getirdiğinin, insanımızın hiçbir problemini çözmeyen aksine yüz otuz dört yıllık anayasa tartışmalarını sistem krizine çevirme tehlikesini içinde barındırdığının, yargının kontrol altına alınması hedefinin gizlenmesiyle içine serpiştirilen bir kısım hayati konuların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

85 konuşma daha · 25 Nisan 2010

85 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook