İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 51. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kıbrıs'taki son gelişmelerle ilgili

Süleyman Sarıbaş

Malatya Milletvekili ·

Genel Kurul, 51. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Ocak 2005 · 578 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Süleyman Sarıbaş, 13 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KIBRIS'TAKİ SON GELİŞMELERLE İLGİLİ); konuşma 578 kelime.

Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Kıbrıs'taki son gelişmelerle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-01-13-kibris-taki-son-gelismelerle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kıbrıs'taki son gelişmeleri bir kez daha kürsüye getirmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, son günlerde kamuoyunu en çok meşgul eden konulardan biri Kıbrıs meselesidir; çünkü, Kıbrıs'ta, iki ayrı halk olarak, eşit egemenliğe dayalı, iki kesimli ve taraflarca kabul edilmiş kalıcı bir çözüm, bugüne kadar, maalesef bulunamamıştır. Birleşmiş Milletler tarafından Rumlara ve Türk tarafına çözüm olarak getirilen önerilerin tamamı Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmiştir. Birleşmiş Milletlerin sunduğu planların hiçbiri de, bugüne kadar Güvenlik Konseyi kararı haline getirilememiş, aksine, 541 sayılı Güvenlik Konseyi kararıyla Kıbrıs Türk Devletinin tanınması engellenmiştir.

Bütün dünyaca ve Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından, Kıbrıs'ta iki ayrı halk, iki ayrı millet olduğu ve bu iki halkın 1960 anlaşmasıyla kurdukları Kıbrıs Devletinin, 1963 yılında, Rum tarafınca enosis ideali uğruna yıkıldığı, yok olan bir devletin temsilinin söz konusu olamayacağı gerçeği bilinmesine rağmen, Kıbrıs Rumlarını Kıbrıs'ın temsilcisiymiş gibi gören ve Kıbrıs'ta sorunu "Türk Ordusunun Kıbrıs'ta bulunması" olarak tarif eden ve bu yalanını bütün dünyaya kabul ettiren Rumların bu tavırları, çözümsüzlüğün temel sebebidir. Eğer, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, bizzat Rumlar tarafından yıkılan Kıbrıs Devletinin temsil edilmediği gerçeğini kabullenselerdi, bugün, Kıbrıs sorunu diye bir meselemiz kalmamış olacaktı.

Değerli arkadaşlarım, Kıbrıs Rumları, bugün, Kıbrıs'taki Türklerin egemenlik hakkını gasbederek ve uluslararası anlaşmalara aykırı olarak, dost saydığımız Avrupa Birliği ülkeleri tarafından AB üyesi yapılmadan çözüme zorlansalardı, yine, mesele çözülmüş olacaktı.

Bütün bunlar yapılmamış, tam aksine, nasıl ki, İsrail, Amerika'nın "şımarık çocuğu" olarak korunmuşsa, Rum tarafı da Avrupa Birliğinin şımarık çocuğu olarak devamlı suretle korunmuş, dahası, bugün, Türkiye'nin tanımasına zorlanılan ve AB müzakere sürecinde önşart olarak masaya konulan konuma gelmiştir. Bunu sağladıklarında, Türk askerinin Ada'dan çekilmesi istenecek ve böylece Rum ideali olan enosis de gerçekleşmiş olacaktır. Bu sebeple, Rum tarafının, artık, hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceği gerçeğini görmemiz ve yeni bir konsept belirlememiz gerekir.

Rum, yıllardır, uluslararası kamuoyunu kandırmış, şimdiye kadar Birleşmiş Milletlerce çözüm olarak ileri sürülen bütün plan ve projeleri reddetmiştir. Buna rağmen, uzlaşmayan tarafın Türk tarafı olduğu yalanını da kabul ettirmiş olacak ki, birçok köşeyazarımız, profesörlerimiz, eski emekli büyükelçilerimiz, Denktaş'ın çözüm istemediğini, çözümsüzlüğün çözüm olmadığını koro halinde dillendirir hale gelmişler ve Rum'un ekmeğine biraz daha yağ sürer duruma düşmüşlerdir.

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Sizin parti politikanız da öyle beyefendi!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)Onlara göre, Rumun isteğini kabul etmek, Adayı Rumlara verip kurtulmak, belki de bir çözüm yoludur. Bunlar "Kıbrıs'ta iki halk vardır, eşit egemenlik ve iki kesimlilik dışında çözüm noktası olamaz" durumunda düşünüyorsanız, o zaman, globalleşmeyi anlamayan, AB sürecini tıkayan damgasını da hemen vururlar.

Değerli arkadaşlarım, Annan Planı referandumu öncesinde "evet" dememiz için olmadık vaatte bulunanların Rum tarafının "hayır"ı karşısında suspus kesilmeleri bir tarafa, vazgeçtik vaatlerinden, pişkinlik gösterip 17 Aralıkta Rum tarafını tanımayı önşart olarak önümüze koymalarının sizce izahı ne olabilir?! Eğer, dünyada, hak, adalet, hukuk gibi temel kavramlar hâlâ geçerliyse ve insanlık onuru bir erdemse, kendi verdikleri sözleri unutup, bizden söz isteme ikiyüzlülüğü karşısında, içimden pes demek geliyor doğrusu. Milletin huzurunda, bütün dünyaya hatırlatmak istiyorum ki, hani uçaklar inecek, ambargolar kalkacak, malî yardımlar gelecekti?! Dostlarımız sözlerini mi unuttular, yoksa bizi mi aldattılar?! Annan Planında uzlaşma adına verdiklerimizi Rumların hanesine artı 1 olarak yazmış olmasınlar! Uçuş yasakları kalkmadan, ambargolar sona erdirilmeden, vaat edilen malî yardımlar yapılmadan ve dahası, iki kesimliliğe, eşit egemenliğe ve iki halkın kurucu ortak olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği Konseyince karar altına, alınıp, yaptırımları da içeren teyitler alınmadığı müddetçe, hiçbir cumhuriyet hükümeti, benim hükümetim de dahil, "Kıbrıs" ve "Rum" kelimesi geçen hiçbir belgeyi paraf edemez ve etmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 13 Ocak 2005

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook