İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · SALI

190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararname ile 2985 sayılı toplu konut kanununda değişiklik yapılması (.s.s1138)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 86. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Nisan 2006 · 1.001 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 11 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (.S.S1138)); konuşma 1.001 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararname ile 2985 sayılı toplu konut kanununda değişiklik yapılması (.s.s1138)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 11 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2006-04-11-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname-ile (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben, bu kanunun geneliyle ilgili bir farklı çerçeve getirmek istiyorum size. Değerli arkadaşlar, Toplu Konut İdaresi, geçmişten bu yana, konut üretmek, ürettiği konutla dar gelirlileri konut sahibi yapmak, afet vesaire durumunda devletin o bölgedeki politikalarını yürütmek için kurulmuş bir kuruluş. Ancak, bu görev ve sorumluluğu yerine getirirken, şehrin konumunu ve burada kamu yararını sonuna kadar gözeten bir politika da bunun ana hedefi; ancak, bunu yapabilmesi için bir kurumun, genel yapısı itibariyle enstitü niteliğinde çalışabilecek kadrosunun ve yapılanmasının olması lazım.

Neler yapılacak, bakın, ben, eksiklikleri dile getireyim: İnşaat maliyetlerinin analiz edilmesi, projelerin, satış ve pazarlama tekniklerinin araştırılması, yüklenici firmayla maliyet ekspertizlerinin yapılması, elde edilen, kamudan ayrılan ve ödemeler kısmında elde edilen kaynağın katılımcı lehine verimli kullanılmasını sağlamak; bunların hepsi TOKİ'nin görevidir diyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, pratiğe bir baktığımızda bu mu işliyor… Arkadaşım diyor ki, biz bunun hepsini yapıyoruz. Sayın Başkan da burada; kimsenin şahsıyla ilgili bir şey söylemiyoruz. Türkiye geneline şöyle bir baktığınız zaman, lütfen, gidin, deprem konutlarına bir bakın. Artık, bir bürokrat, bir bilim adamı kanunu bir senede yapıyor, bir siyasetçi kanunun açığını bir dakikada buluyor, Türkiye buraya geldi. Tenzih ediyorum; yani, şu anda birine yönelik bir şey söylemiyorum. Amaç, kanunda açık bulup keyfiyet kazandırmaksa, bunu, biz, maalesef, Türkiye'de en ince ayrıntısına kadar yapıyoruz.

Değerli arkadaşlar, deprem konutlarına bir bakın allahaşkına!.. Yüklenici firmaya, TOKİ, anlaşmasını yapmış, vermiş, TOKİ'nin işi bitmiş. Yüklenici firma taşerona vermiş. Taşeronun taşeronu da var bu ülkede. Denetleme mekanizması kim? Önemli olan işin yapılması. Siz, TOKİ'nin yaptığı konutlara, özellikle deprem konutlarına bakın -Adana'ya da yapıldı konutlar- bir incelediğinizde, başlangıçta çok güzel, boyalı -değerli milletvekili arkadaşım da burada- iki sene sonra konuta gidin, inanın dökülüyor. Neden; çünkü, yüklenici firma birim maliyetlerinin çok altında konutu yaptırmış. Bir de, bu işler yapılıyor diyor. Peki, bu sonuç nasıl çıktı ortaya? Değerli arkadaşlar, bu sonuç nasıl çıkıyor?

Bakın, bir kere, ilçe merkezlerine göre bir planlama yapması TOKİ'nin, ellerindeki arsayı değerlendirmesi son derece yanlış. Kent nereye gidiyorsa, sosyal yapı nasıl bütünlük kazanacaksa, TOKİ'nin toplukonut projelerini ona göre yapması lazım. Örnek il Adana; Adana'da, belediye, Çatalan Barajı'ndan su getirdi. Su getirince, yerden aldığı, pompayla aldığı suyu, artık, çıkarmaz oldu, kapattı o istasyonları, Adana'da yeraltı su seviyesi yükseldi. Dolayısıyla, konutların, aşağıda, tarım arazisinde kalan konutların, yeraltı suyu seviyesi yükselince, zemin katları su altında kalmaya başladı. Yarım metre-1 metre, konutların içerisinde su var değerli arkadaşlar. Şehir kuzeye gelişiyorsa, Toplu Konut İdaresinin görevi, bir ilçede kendine ayrılan, var olan alanı yapmak değil; şehri oraya geliştiriyorsa, kanununda değişiklik yapacak, enstitü gibi çalışacak, insanları oraya taşıyacak.

Az önce bir arkadaşım dedi ki: "Demografik yapı öyle ise veya yoksul insanın bulunduğu yerde, ille müteahhidin yaptığı yere değil, müteahhidin yapmadığı yere hizmet götürsün."

Değerli arkadaşlar, bizim amacımız, sosyal, kültürel bütünlük değil mi; yani, kültürel eğitimini tamamlamaya doğru yönlendirilmiş arkadaşlarımızı alıp, kültürel olarak en üst seviyeye çıkarmayı, şehrin en iyi yerinde yaşatmayı hedeflemek zorunda değil miyiz; o zaman, böyle bir felsefeyle yola çıkarsak, gecekondunun toplukonutunu gecekondu merkezinde yaparsak, kentin gelişim merkezlerini yine gecekonduda oturan insanların bulunduğu yerden ayırırsak, bunlar arasındaki sosyal farklılığı nasıl kaldıracağız? Böyle sosyal devlet anlayışı olur mu?!

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla)Öyle olmuyor zaten.

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Böyle olmuyor... Nerede olmuyor?! Ben uzayda mı yaşıyorum?!

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla)Evet, uzayda yaşıyorsunuz!..

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Benim kentimde, kalmış orada konut, öbür tarafa gelişmiş, kuzeye gelişmiş -işte, orada benim arkadaşım duruyor- şehir kuzeye gelişmiş, Toplu Konut, tam tersi yerde götürmüş konutlarını yapmış.

Değerli arkadaşlar, yani, bir yere bakmadan söylemiyorum; burada kişiye yönelik bir eleştiri ya da kuruma yönelik bir eleştiri yok; birlikte doğru yapmaya çalışıyoruz. Eğer bunu yapacaksa, fizibilitesinin doğru yapılması lazım.

Bir de yetkilendirmeye bakın değerli arkadaşlar. Bakanlar Kurulu bile... Hazine arazilerinin tahsisi Bakanlar Kurulunun kararına bağlı. Çok iyi olabilir, mükemmel çalışabilir bu kurulun yöneticileri, başkanları; onların şahsıyla alakalı bir şey yok; ama, burada, kurul başkanının o kadar büyük yetkisi var ki, salahiyeti var ki, diğer kurumlar arasında farklılık yaratılıyor. Türkiye'de, bir paralellik sağlanmak zorunda.

Deniliyor ki: "Belediyelerle beraber, kentleşmenin sağlanması için çalışmalar yapılmalıdır." Yapılmalıdır; ama, Toplu Konut İdaresi, en gelişmemiş belediyeyle, gidip, bir çalışma içerisine girerse; yani, belediyenin genel yapısını ayağa kaldırmak, burada yeni siyasî rantlar yaratabilmek için oraya konutu tahsis etmeye çalışırsa, şehrin gelişen bölgelerinden halkı uzaklaştırırsa, birini kırsal kesimin insanı, birini şehir merkezinin insanı haline dönüştürürse, buradaki sosyal dengesizliği nasıl kapatacağız? Bırakın; kaliteyi bir kenara bırakıyorum.

Bir de şuna dikkat edilmiyor: Bütün konutları inceledim, en az yüzde 60'ında şehrin genel altyapısı tali kılınmış değerli arkadaşlar. Şehir, diyelim, kuzeye gelişiyor; büyükşehir belediyeleri, şehir oraya doğru geliştiği için, altyapıyı, kolonları oraya doğru yapmış, diğer tarafta, teknik altyapı, kanalizasyon, su şebekesi kaldıracak düzeyde değil. Oraya biz yapıyoruz 5 000 konut. Konutu yapan Toplu Konut İdaresi mükemmel dahi yapsa, ana artere akınca, şehirde problem başlıyor. Suyu veremediği zaman nehre doğru, yine, geliyor, o süzeklerden, su, yaptığımız toplukonutların içinden çıkmaya başlıyor.

Değerli arkadaşlar, şehrin altyapısını düşünmeyecekseniz, şehrin su dağıtım şebekesini düşünmeyecekseniz tek başına, nehre akıncaya kadar takip etmeyecekseniz… Toplu Konut İdaresinin başında oturup "bu insanlar burada oturuyor, konuta ihtiyacı var; verelim konutu, orada kalsınlar" diyerek teknik çalışma yapılmıyor.

Bizden kadro isteniyor. Burada kadro cetveli var. Değerli arkadaşlar, bu kurum -benim şahsî görüşüm- enstitü niteliğinde yeniden yapılandırılmalıdır. Bu kuruldaki kararlar, bireysel yetkiden çıkarılıp, teknik kararlar haline getirilmelidir. İhale Yasasında verme yetkisi vardır, yoktur, o olur; bu olur diye bunu tartışmıyorum. Hep birlikte, bu kurulu tartışılır olmaktan çıkarmak zorundayız; şeffaf, saydam bir hale çekmek zorundayız. Eğer, bunu yapmazsak, Türkiye'de iki kurum çok tartışılır: Birincisi, Bayındırlık, İmar, İskân ve buna bağlı kuruluşlar, TOKİ gibi, inşaat yapan kuruluşlar. İkincisi, Enerji Bakanlığı. Biz, bu bakanlıkları elli yıldır tartışıyoruz.

O halde, iki kurum bünyesinde olan kuruluşların hepsini şeffaf, saydam, enstitü niteliğinde bilimsel çalışan ve aldığı kararları bireysel yetkiyle değil, toplumsal iradeye dönüştürebilecek bir yapıya çevirmemiz lazım. TOKİ'nin bugünkü yapısı buna müsait değil. TOKİ'nin parasını nasıl değerlendireceği konusunda -halktan topladığı parayı- bir açıklık yok, istediğini yapıyor. Yüklenici firmayla anlaşmasında kâr, zarar, denetim yetkisine bakıyorsunuz, burada bir açıklık yok. Her şey iyiydi de -arkadaşım "iyi" diyor- değerli arkadaşlar, Başbakanlık Denetleme Kurulu, bu kadar iddiayı nereden buldu?! Nereden buldu; ben mi yazdırdım?!

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 11 Nisan 2006

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook