İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 2. BİRLEŞİM · SALI

Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)

Tansel Barış

Kırklareli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 2. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Ekim 2008 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tansel Barış (CHP), 7 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ VE SU KAYNAKLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ KONUSUNDA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (S.S: 138)); konuşma 860 kelime.

Tansel Barış (CHP, Kırklareli). “Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)”. TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tansel-baris-23-2008-10-07-kuresel-isinmanin-etkileri-ve-su-kaynaklarinin-surdurulebilir-yonetimi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TANSEL BARIŞ (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 138 sıra sayılı küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunun araştırılması amacıyla kurulan araştırma komisyonu raporu hakkında ilk önerge sahibi olarak söz almış bulunuyorum. Bu duygularla yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, konuya girmeden önce, ben de Aktütün Karakoluna yapılan saldırı sonucunda şehit olan askerlerimizi, 17 askerimizi rahmetle anıyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum, ailelerine sabırlar ve yüce Türk ulusunun başı sağ olsun diyorum.

Değerli arkadaşlar, 22’nci Dönemde bu komisyon yine kurulmuştu, raporunu hazırladı ama dönem sonu geldiği için rapor Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanmamıştı. Bu nedenle, 23’üncü Dönemde de bu komisyon tekrar kuruldu ve arkadaşlarım çok yoğun bir çalışma sonucunda beş yüz sayfayı aşan bir rapor hazırladılar. Ben emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ve umarım ki Hükûmet de bu raporun gereğini yerine getirir.

Değerli arkadaşlarım, bugünlerde dünyayı ve insan hayatını tehdit eden, düzenini altüst edebilecek seviyeye ulaşan küresel ısınma konusu dünya kamuoyunu gerçekten çok meşgul etmektedir haklı olarak ama maalesef, bizim ülkemizde konu henüz daha çok net olarak ortaya çıkmamış, halkımız bu konuda aydınlatılmamış, medya gerektiği gibi konuya eğilmemiş ve tabii ki ilgili bakanlıklar da konu üzerinde gerek milletvekillerini gerekse kamuoyunu yeterince bilgilendirmemiştir. Hatta ilgili bakanlıklar kendi aralarında bile “Küresel ısınmanın sonuçları nasıl olacak?” diye bir koordinasyon dahi yapmamışlardır veyahut da yeterli yapmamışlardır. Devlet Planlama Teşkilatı ve birkaç bakanlığımız, Enerji ve Sanayi Bakanlıklarımız konuya pek de olumlu yaklaşmamışlar. Tabii ki gelinen aşamada belki tüm bakanlıklar artık bir araya gelmiş ve küresel ısınmanın önemini kavramışlardır ama zaman da geçiyor doğrusu. Bu nedenle ben, -Çevre Bakanı da yanımızda- bu konunun çok daha ciddi olarak ele alınacağı ve alınması gerektiği konusunda -onun da destekleriyle- bu küresel ısınma sorunu daha da net bir şekilde gündeme gelecektir.

Değerli arkadaşlarım, basit bir şekilde “Küresel ısınma ne?” diye sorduğumuz zaman, soğuk bir havada, karlı bir günde ve güneşli bir havada bir araba içerisinde bulunuyoruz. Güneş ışınları arabanın içerisine giriyor ama yüksek frekansta giren güneş ışınları çıkışta frekansları düştüğü için araba içerisinde kalıyor ve dışarıdaki ısı sıfır derece olduğu hâlde içerisi bir saat içerisinde 20 dereceye ulaşabilmektedir. İşte küresel ısınma da bu demektir. Sera gazlarının atmosferimizi sarması ve bunun neticesinde de güneş ışınlarının geriye dönememesi nedeniyle dünyamız ısınmakta ve küresel ısınma işte bu nedenle ortaya çıkmaktadır değerli arkadaşlarım.

Dünyada kendi doğal dengesi içerisinde yaklaşık kırk bin yılda bir küresel ısınma, küresel soğuma oluşmaktadır ancak bunlar düşük boyutlu olduğu için pek fazla etki yapmamaktadırlar. Başka bir anlatımla yıllık ortalama ısı farkı 1 derece dolayında olduğundan bunlar net bir şekilde ortaya çıkmamaktadır. Ancak sanayileşmenin, fosil yakıtların acımasızca kullanımı sonucunda günümüz dünyasında maalesef küresel ısınma ciddi boyutlara doğru adım atmaktadır.

Dünyanın bu sıra dışı ısınmasının insanlığı kısa ve orta vadede çok ciddi sıkıntılara sokacağı, çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya bırakacağı açıkça görülmektedir. İnsanlığın karşılaşacağı bu felaketleri düşünmek bile ürkütücü gelebiliyor değerli arkadaşlarım. Örnek verecek olursak: Bangladeş, Hollanda, Güney Hindistan gibi sahil ülkelerinin yüzde 80’i deniz içerisinde kalabilecektir. Yani bunlar belki bir felaket senaryosu arkadaşlar ama elli yıl, altmış yıl sonra neler olabileceğini kestirmekte şu anda güçlük çekebiliyoruz. Akdeniz ve daha güneyindeki bazı ülkelerin susuzluk sonucu kuraklıkla karşı karşıya kalacağı, bunun sonucu da kıtlık başta olmak üzere toplu insan ve diğer canlıların ölümleri ve tabii ki inanılmaz göçler ortaya çıkacaktır.

İnsanlığı ve dünyamızı bu kadar tehdit eden, adına “küresel ısınma” dediğimiz insanlık ayıbını dünyamızın başına kim bela etmiştir değerli milletvekilleri? Elbette ki tekelci kapitalizm ve emperyalizm. Küresel ısınmanın oluşmasında Amerika’nın içinde bulunduğu sanayileşmiş 7 ülkenin yüzde 65 oranında sorumluluğu olduğu ifade edilmektedir. Dünyada bu zararlı sera gazlarının engellenmesi için 178 ülkenin bir araya gelerek Kyoto Sözleşmesi’ni imzalamasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri bu sözleşmeyi imzalamıyor ki bu oranın tek başına yüzde 36’sını oluşturuyor. Küresel ısınmayla birlikte denizlerdeki su seviyesinin yaklaşık yirmi yıl sonra ne kadar olacağı bilinmemekle beraber bazı adaların sular altında kalabileceği iddia edilmektedir.

Bir taraftan küresel ısınmaya karşı ne gibi tedbirlerin alınacağı tartışılırken diğer taraftan da zaten dünyada kıt olan içilebilir su kaynaklarının daha dikkatli ve tasarruflu kullanılması konusunda tedbirlerin alınması zorunlu hâle gelmiştir. Bugün dünya nüfusunun dörtte 1’i içme suyu sorunuyla karşı karşıyadır ve her yıl 25 milyon insan temiz sudan mahrum kaldığı için hayatını kaybetmektedir.

Hepimizin çok iyi bildiği gibi, dünyadaki su kaynaklarının ancak yüzde 3’ü içilebilir sudur. Ülkemize baktığımızda, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değiliz. Devlet İstatistik Kurumunun verilerine göre 2030 yılında nüfusumuz 100 milyona ulaşacak, bugün itibarıyla yıllık kişi başına düşen su miktarı 1.642 metreküp iken 2030 yılında bu miktar bin metreküpe inecektir.

Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre Türkiye’nin 2025 yılından itibaren su sıkıntısı yaşayacak bir ülke olacağı söylenmektedir. Demek ki Devlet İstatistik Kurumunun da raporları bu doğrultuda ve bu raporlar da doğrulanmaktadır. Bugün çok ciddi su sıkıntısı yaşayan Orta Doğu, gözünü Türkiye’nin suyuna dikmiş. Bu durum da ileride bu bölgede su savaşlarının yaşanacağının işaretleri olabilir mi acaba?

Değerli milletvekilleri, Kyoto ile ilgili bir mesaj vermek istiyorum: Gelecek kuşaklarımıza karşı çağından sorumlu Türk halkı olarak dünyayı tehdit altına alan küresel ısınmaya karşı toplumun bilinçlendirilmesini sağlamak adına kullanılabilecek tüm iletişim araçlarından yararlanmalıyız. Eğitim ve öğretim kurumlarımızda konunun önemine binaen ders konusu olarak okutulmasını sağlamalıyız. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Kyoto Sözleşmesi’ni bir an önce gündemimize alarak küresel ısınmada ödevini yerine getiren duyarlı ülkeler kervanını kaçırmadan sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmeliyiz diyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 7 Ekim 2008

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook