İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb

Tayfur Süner

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Nisan 2009 · 1.061 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tayfur Süner (CHP), 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA (S.S.330) KOSGEB); konuşma 1.061 kelime.

Tayfur Süner (CHP, Antalya). “Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tayfur-suner-23-2009-04-22-kucuk-ve-orta-olcekli-sanayi-gelistirme-ve-destekleme-idaresi-baskanli (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TAYFUR SÜNER (Antalya)Teşekkür ediyorum Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 10’uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Gurubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, konuştuğumuz bu madde yürütme maddesidir. Yürütme maddesinde tasarıyla ilgili çok fazla konuşacak bir şey yok. Zaten benden önceki milletvekili arkadaşlarım da tasarının neler getirdiğini ayrıntılarıyla birlikte açıkladılar. Ben bu konuşmamda daha çok esnaflarımızı nasıl rahatlatabiliriz, onların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları nasıl azaltabiliriz, bu konuda sizlere düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

Bu tasarıyla KOSGEB’e yeni görevler veriyoruz, bu kurumun yetkilerini biraz daha genişletiyoruz. Bunlar güzel uygulamalar ancak kurumun görev ve yetkilerini artırmak yerine şu anda siftah yapamadan kapanan iş yerlerimizi ayakta tutmak için geçici kararlar yerine esnafın yararına kalıcı kararlar alınması gerekmektedir. Kapanan iş yerleri sayısına baktığımızda bu önlemlerin acilen alınmasının gerekliliğini çok rahat görebileceğiz. Dört yıl öncesiyle kıyasladığımızda, 2008’de kapanan iş yeri sayısı 2004 yılına göre yüzde 333 artmış durumdadır. Kapanan iş yeri sayısına son on yıllık dönem itibarıyla bakıldığında, 2008 yılında son on yılın rekorunun kırıldığı fark edilmektedir. 1999 yılının tamamında kapanan iş yeri sayısı 10.166 iken 2008 yılının sadece beş ayında 21.335’tir. Bunlar TÜİK’in verileridir. İşin doğrusu kapanan iş yeri sayısı bu rakamların çok fazla üzerindedir. Bunun nedeni, TÜİK bu verileri ticaret sicili kayıtlarına göre derlemektedir. Çok sayıda iş yeri ticaret sicili kayıtlarında faal gözükmekte ama aslında faal değildir. Ekonomik krizden ve durgunluktan etkilenen binlerce iş yeri, faaliyetlerine fiilen son vermekte ama ticaret siciline bildirimde bulunmadığından ticaret sicili kayıtlarında işi terk etmiş sayılmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, bunları da göz önüne alarak gerçek anlamda kapanan iş yeri sayısının 2008’de açılanın da üzerinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çoğu iş yeri siftah yapmadan kapanmaktadır. Kiralar, ücretler, vergiler, SSK primleri ödenememektedir. Bununla birlikte, bonolar protesto olmakta, çekler karşılıksız çıkmaktadır. Esnaf, sanatkâr ve tüccar kepenkleri kapatmaktadır. 2001 krizinde bile kapanan iş yeri sayısının açılan iş yeri sayısına oranı 2008 yılındaki gibi değildir. Kapanan iş yeri sayısının son on yılın rekoru olduğu bir dönemde ekonomik tablo da hiç iç açıcı değildir. Uygulanan yanlış para politikası ülke ekonomisini kısır bir döngünün içine sıkıştırmış durumdadır. İşsizlik tırmanışta olup son yirmi yılın en yüksek oranına ulaşmıştır. Kapanan iş yeri sayısı arttıkça yalnızca o iş yerinin sahibi değil, çalışanlar da işsiz kalmaktadır, bu durum çalışanların ailelerini de etkilemektedir. Bununla birlikte, kapanan iş yerlerine mal satan ya da hizmet yapan firmaların da işleri olumsuz yönde etkilenmektedir. Devletin gelir vergisi, KDV ve sigorta prim kaybı da hâliyle olmaktadır. Böyle bir ortamda, asgari ücret üzerinden gelir vergisi kesintisinin bir yıl süreyle yapılamayacağı, asgari ücreti aşan ücretlerde ise asgari ücret tutarına isabet eden gelirin bir yıl süreyle vergiden muaf olması ve sigortalı çalıştıran özel sektör işverenlerinin SSK prim ödemelerinin kendi paylarına düşen kısmının bir yıl boyunca onar puan aşağıya çekilmesi, hiç olmazsa iş yerlerinin bir yıl süreyle daha ayakta kalmalarına bir nebze yardım edecek bir uygulama olacaktır.

Bununla birlikte, emeklilerimiz de büyük ekonomik sıkıntı içerisindedir. Açlık sınırı olarak açıklanan 750 TL’yi bile bulmayan aylıklarıyla geçinmek zorunda olan emeklilerimiz zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamaz duruma getirilmişlerdir. Emeklilerimizin ekonomik açıdan biraz olsun rahatlaması için maaşlarının en az yüzde 50 artırılması gereklidir. Bu yolla hem emeklilerimiz zorunlu ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecek hem de evindeki bir nevi hapis hayatından kurtularak sokağa çıkacak ve esnafımıza da hatırı sayılır katkısı olacaktır.

Bu konularda Meclis Başkanlığına sunulmuş kanun tekliflerim vardır, komisyonda görüşülmek için beklemektedir. Bu tekliflerimin acilen ilgili komisyonlarda görüşülerek Meclis gündemine alınması ve kanunlaşması, esnafları, emeklileri ve özel sektör çalışanlarını ekonomik açıdan büyük ölçüde rahatlatacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf ve sanatkârlarımızın AKP İktidarından en önemli beklentisi, kapsamlı bir esnaf destek paketinin bir an önce açıklanmasıdır. Esnaf ve sanatkârların vergilerinin, çalışanların maaş ve SSK primi gibi ödemelerinin desteklenmesi ve iş yerlerinde kullanılan doğal gaz, su ve elektrik gibi girdi fiyatlarının konut fiyatlarıyla eş değerde olması gerekmektedir.

İşçimize, memurumuza, SSK’lı, BAĞ-KUR’lu tüm emeklilerimize bir defaya mahsus olmak üzere insanların elini rahatlatacak, esnaftan alışveriş yapmasını sağlayacak harcama çeki veya benzeri bir nakit desteği verilmelidir. Zaten yerel seçimler öncesinde AKP Hükûmeti tarafından vatandaşımıza bu konuda da söz verilmiştir. Bunun bir seçim yatırımı olup olmadığını yakın zamanda anlayacağız. Ayrıca, doğal gazda KDV -zorunlu tüketim malı gibi- yüzde 1 oranına indirilmelidir. Sorunlu kredilere ödeme kolaylığı sağlanarak insanlara nefes aldırılmalı, onlara tekrar alışveriş yapabilme olanağı sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz ekonomisinin 2008 yılının son çeyreğinin büyüme rakamları açıklanmıştır. Bu dönemde ekonomimizde yüzde 6,2 oranında daralma gözlenmiştir. Bu rakamın açıklanması ve 2009’daki gidişata bakarak bu yıl da pozitif büyüme gerçekleşmesini beklemek imkânsız hâle gelmiştir.

AKP Hükûmetinin son üç aydır ekonomi yerine seçime kilitlenmesi krize karşı müdahaleyi oldukça geciktirmiştir. Ekonomik açıdan 2009’u kaybetmiş durumdayız. 2010’da toparlanmanın başlaması için de bugünlerin çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Enflasyon ve cari açık dışında bütün göstergeler kötüye gitmektedir. Enflasyon talep yetersizliğinden dolayı düşmektedir. Şu anda içinde bulunduğumuz durum talebi canlı tutmayı zorunlu kılmaktadır. Bunun için de yeni paketlerin açıklanmasına şiddetle ihtiyaç vardır.

Var olan işsizlik, aralık ve ocak aylarında hızla artmaya başlamıştır. Aralık ve şubat aylarında kendilerine işsizlik sigortası ödemesine başlanan işsizlerin bu ödenekleri sonbahara kadar bitmiş olacaktır. Dolayısıyla, yaz aylarına kadar talep artırıcı her türlü önlemin alınması gerekmektedir. Ben buradan Hükûmeti uyarmak istiyorum: Aksi hâlde, hem bir sosyal buhran yaşanacak hem de ekonominin yeniden büyümesini uzun süre erteleyen bir kısır döngüye girilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar AKP Hükûmeti tarafından beş tedbir paketi açıklanmıştır ve hepsi de olumludur. Ancak, bununla birlikte, halkın yoğun olarak kullandığı peynir, süt, yoğurt, yağ, şeker, makarna, çay, salça, konserve ve sebze gibi ürünler ile sabun, deterjan ile zorunlu tüketim mallarında 2009 yılı sonuna kadar KDV oranları sıfırlanmalıdır. Bugüne kadar otomotiv, beyaz eşya ve mobilya gibi sektörlere yapılan indirimler belli toplumsal kesimleri rahatlatmıştır. Yürürlüğe konulan kısa vadeli tedbirler paketlerinin sosyal boyutu eksik kalmıştır. Piyasaların rahatlaması, dar gelirli toplumsal kesimlere destek ve güven verilmesi için yaklaşık 150 milyar dolarlık bir hacme sahip gıda ve zorunlu tüketim mallarında KDV oranı sıfırlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Antalya’da yapılan şehir tramvayı sonucunda, kısa vadede hat üzerinde, orta vadede bütün şehir esnafını perişan eden ve gününü siftah yapmadan geçiren esnafımızın sorunlarını, daha önce yapmış olduğum konuşmalarımda bu kürsüden dile getirmiştim. Bununla birlikte, yine Antalya’da uygulamaya konulan ancak birilerinin çıkarı gözetildiği için yanlış hesaplamalar sonucu dolmuş ve otobüs esnafını mağdur eden Ankart uygulamasını bilmeyen yoktur. Bu yanlış uygulamalar sonucu, AKP’li Büyükşehir Belediyesi, yerel seçimlerle birlikte Antalya’dan esnafın da onayıyla gönderilmiştir. Yapılan yanlışların üstüne, Antalya’da olduğu gibi yanlışlar eklemeyin.

Sözlerimi bitirmeden önce, tekrar dikkatinizi çekmek isterim: İşçi emeklilerimizin yüzde 83’ü, BAĞ-KUR emeklilerinin yüzde 99’u açlık sınırının altında aylık alıyor. Vermiş olduğumuz kanun tekliflerine desteğinizi bekliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

67 konuşma daha · 22 Nisan 2009

67 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook