Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)
Tekirdağ Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 116. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Haziran 2010 · 1.039 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti), 11 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE 3 MİLLETVEKİLİNİN BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI, EMNİYET TEŞKİLATI KANUNU İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; KONYA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA KALAYCI VE 3 MİLLETVEKİLİNİN; KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ ABDULLAH ÇALIŞKAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ İLE (S.S.: 508)); konuşma 1.039 kelime.
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti, Tekirdağ). “Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tevfik-ziyaeddin-akbulut-23-2010-06-11-kahramanmaras-milletvekili-veysi-kaynak-ve-3-milletvekilinin-bazi-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce Hakkâri’den bir şehit haberi geldi, bir astsubayımız da yaralanmış. Şehidimize Allah’tan rahmet, yaralı subayımıza da acil şifalar diliyorum. Terörle mücadele kuşkusuz Hükûmetimiz tarafından çok yönlü yapılıyor, her yönüyle yapılıyor ve bunun da bir gün sonu gelecek çünkü Hükûmetimiz gerçekten ve güvenlik güçlerimiz gerçekten bu konuda çok kararlı davranıyorlar.
Saygıdeğer milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz yasa teklifiyle 100 bin gencimize yeni bir iş imkânı sağlanıyor. Burası çok önemli. Bunun 30 bini polis memuru olacak, 70 bini öğretmen olacak. Bu, işsizliğin çözümü konusunda da bana göre önemli bir adımdır. Dolayısıyla, Hükûmetimizin imkânları ölçüsünde, böylesine dünyadaki krizlerin devam ettiği bir dönemde 100 bin insanımıza bu teklifle iş imkânı vermesi gerçekten her türlü takdirin üzerindedir.
Saygıdeğer milletvekilleri, bu yasa teklifi üzerinde güzel bir konsensüs var. Cumhuriyet Halk Partisi, AK PARTİ, Barış ve Demokrasi Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, bütün gruplar bu konuda katkı veriyorlar. Gerçekten güzel görüşmeler yapılıyor, ben zevkle, keyifle izliyorum, her zaman Genel Kurulumuzun böyle karşılıklı katkıyla, atışmadan, sataşmadan huzurlu bir şekilde görüşme yapmasını samimane diliyorum.
Değerli milletvekilleri, gerçekten, polis teşkilatımız, asker gibi, jandarma gibi, silahlı kuvvetler gibi ülkemizin son derece önemli bir kuruluşu. Emniyet teşkilatı, vatandaşlarının can ve mal güvenliği ile toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir. Herkese lazımdır. Dolayısıyla, diğer, silahlı kuvvetlerimizin, güvenlik güçlerimizin olduğu gibi polisimizin de yıpratılmaması ve gerçekten polisle ilgili konularda çok duyarlı olunması gerektiği kanaatindeyim.
Bazı konuşmacı arkadaşlarımız, asker ile polis ayrımı yapıldığı gibi Hükûmetimize yönelik bazı eleştirilerde bulundular. Bu gerçekten doğru değil. Polisle ilgili olarak, askerle ilgili olarak hiçbir ayrımcılık, hele hele Hükûmet kanadı tarafından yapılması mümkün değil, hiçbirimizin bunu yapması mümkün değil, hele hele bu mukaddes çatı altında bu konuların konuşulmasının hiç doğru olmadığı kanaatindeyim, kurumları inciteceği kanaatindeyim. “Poliste bazı, şu tipli, bu tipli yapılanmalar vesaire…” diye konuşmalar yapıldı. Bunu doğru bulmuyorum. Ben yirmi altı yıl polisin en üst düzeyde amirliğini yaptım, doğuda, güneydoğuda vali olarak, kaymakam olarak, müfettiş olarak. Gerçekten onların sorunlarını çok iyi biliyorum, yaşantılarını çok iyi biliyorum, fedakârlıklarını çok iyi biliyorum. Terörle mücadele konusunda bütün güvenlik güçleri olduğu gibi polisimiz de yüzlerce şehit verdi. Onları da burada rahmetle anıyorum, geride kalan yetimleri var, eşleri var, onları da saygıyla anıyorum.
Dolayısıyla, 80 öncesinde, çok iyi hatırlıyorum, polisin içerisinde Pol-Der, Pol-Bir gibi kurumlar, dernekler, yapılanmalar vardı. O günkü zararları, o gün topluma bu ayrımcılığın getirdiği zararları, inanın, şimdi çok iyi hatırlıyorum. Böyle kurumlarda, böylesine hassas kurumlarda böyle bir ayrımcılık kesinlikle söz konusu olamaz. Polisimiz de bu tür ayrımcılığın karşısındadır, dışındadır. Dolayısıyla, konuşmalarımızda bu konular üzerinde hassasiyet göstermemiz gerektiği kanaatindeyim.
Çok değerli milletvekilleri, 30 bin kadro polisimize veriliyor. Bunun 10 bin kadrosu yeni bir görev unvanıyla, başpolis unvanıyla 10 bin polis, 20 bin polis de polis memuru kadrosu olarak veriliyor.
Bütün arkadaşlarımız aynı konuyu, muhalefetiyle iktidarıyla ifade ettiler, ben bir kez daha uzun, ayrıntılı değinmeyeceğim ama gerçekten polisimizin, kendini süratle çağın şartlarına uydurmakta olan ve dünya polis teşkilatları içerisinde mukayese ettiğimiz zaman çok başarılı bir yere gelmiş olan; çağdaş yöntemleri, hukuka bağlılığı, yasaya bağlılığı son derece hassas olan bu kurumun tabii ki -her yıl binlerce emekli veriyor- 30 bin kadro dahi ihtiyacını tam anlamıyla karşılamayabilir ama Hükûmetimizin imkânları ölçüsünde, bu, gerçekten Plan ve Bütçe Komisyonunda da bir 10 bin artışla… İyi bir yaklaşımdır. İnanıyorum, daha etkin, terörle mücadele konusunda ve hizmetlerini verebilme konusunda, inanıyorum, çok daha yararlı hizmet verilmesine bu kadrolar vesile olacaktır.
Sayın Bakanımız da ifade etti, gerçekten polis son yıllarda işkenceye sıfır toleransla artık polis karakollarında böyle, insan haklarına yönelik ihlal hareketleri olmuyor; oluyorsa bile üzerine süratle gidiliyor.
Öte yandan, faili meçhuller konusunda, ülkenin kanayan bir yarası olan -yıllar önce- faili meçhuller konusunda çok yetkin bir mücadele yapılıyor, veriliyor.
Türkiye’de en önemli, çok büyük çapta olaylar meydana geldi, yirmi dört saat içerisinde polisimiz faillerini buldu. Tabii ki, yapılması gereken önce önlemek ama olduktan sonra olayın faillerini süratle bularak adalete teslim etmektir. Bu, polisimizin gerçekten son yıllardaki çok önemli bir başarısıdır.
Burada arkadaşlarımız eleştirdiler “Niye başpolis kadrosu getiriliyor?” tarzında.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu, bir yöneticilik olayı. Yönetimden, zorunluluktan kaynaklanan bir olayın çözümü. Çünkü yurt dışında birçok ülkede 4-5 polise bir amir düşerken, bu sayı bizim polis teşkilatımızda 35 kişilere kadar çıkıyor. Ee, ne oluyor? Yönetici polis ile yani amir polis ile polis memuru arasında, ki yüzde 90’ı kadrolarımızın polis memuru durumunda… Bu yüzde 90’lık polis memurunun daha iyi yönetilmesi açısından üzerlerinde kıdem olarak başpolis unvanıyla sınav kazanarak bazı kadroların verilmesi hâlinde, o zaman 5-6 polise bir amir vererek, polisin daha düzenli müdahale etmesi, daha iyi zapturapt altına alınması ve kendisini de “Ben mesleğe girdim, polis memuruyum. Efendim, işte yirmi yaşında girdim ama elli iki yaşında…” Şimdi elli beş yaşa çıkartıldı, o da güzel bir gelişme; elli beş yaşında emeklilik hakkı getiriliyor bu teklif ile. Hep polis memuru olarak kalması bir insanı bir yerde hâliyle moralsiz kılıyor, ona şevk ve heyecan vermiyor. Ama sekiz on yıl sonra başpolis olması, daha sonra kıdemli başpolis olması, meslekte bir kademe alması ve bir grubun üzerinde amir olması gibi yönetimden kaynaklanan daha iyi bir motivasyon kazandırılması açısından polisimize bence çok yararlı bir düzenlemedir. “Neden başpolise ihtiyaç var?” diye eleştiri konuları yapıldı. Bana göre ihtiyaç var ve dediğim gibi polisin kendisini yenilemesi, hazırlaması ve geleceğe yönelik, mesleğe bakış açısından daha şevkli, heyecanlı olması bakımından bence çok yararlı.
Artık bugün, değerli arkadaşlarım, polisimizin neredeyse yüzde 90’ı yüksek tahsil yaptı. Bu çok güzel bir gelişme. Benim kaymakamlık yaptığım yıllarda yüksek tahsilli polis sayısı çok çok azdı, hep ilkokul ve ortaokul mezunu -en iyi, ortaokul mezunları idi- polislerle muhatap oluyorduk ama bugün artık bunlar tarihe karıştı. Çağın gelişmelerine, bilimin gelişmelerine, dünyadaki gelişmelere polis teşkilatı çok güzel ayak uyduruyor ve çok kısa bir zamanda on beş-yirmi yılda neredeyse teşkilatın yüzde 90’ı yüksek tahsilli -dışarıdan eğitim-öğretim vererek- hâle getirildi. Bu da bana göre gerçekten yeni bir, polisin bakışını, ülkemiz insanıyla münasebetini, halkla ilişkilerini geliştiriyor.
Bazı münferit olaylar olabilir yani doğuda, güneydoğuda polis çok önemli ve… Bir insandır nihayet, bazı münferit olaylar olabilir; “Bana şöyle davrandı, böyle davrandı…” Bu bizim polisimiz, hepimizin polisi yani lisanımünasiple kaymakamına, valisine, emniyet müdürüne bu münferit olayı söylemek lazım. Yani burada, kamuoyunda, Mecliste, gazetelerde, basında, “Polis şunu yaptı, bunu yaptı.” demenin bir yararı olmadığı kanaatindeyim. Bilakis, o teşkilatın moralini bozuyor ama münferit şikâyeti ilgili kaymakama, valiye, yetkilisine bildirmek lazım, söylemek lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 11 Haziran 2010