İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · SALI

Anayasa değişikliği

Tuncay Ercenk

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 14. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Aralık 2002 · 928 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tuncay Ercenk (CHP), 24 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 928 kelime.

Tuncay Ercenk (CHP, Antalya). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tuncay-ercenk-22-2002-12-24-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, tümünüzü, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Bilindiği gibi, anayasalar, bir devletin işleyişini, kurallarını, kişiler ve kurumlar arasındaki ilişkileri, hak ve hukuk yetkilerini düzenleyen, onlar arasındaki irtibatı sağlayan kurallar bütünüdür. Böyle önemli bir düzenlemeyi yapmak, öyle sanıyorum ki, aynı önemde olması gerekir. Bu Anayasanın içinde yer alan devletin kurumları ve kişilerinin birbirleriyle uyumlu, sağlıklı bir diyalog içinde olmaları gerekir. Bu açıdan baktığınız zaman, bu diyalog ve uyum, devletin işleyişine, yönetimin istikrarına, kişilerin ve kurumların rahat ve huzur içinde yaşamasına yol açar. O nedenle, devletin tüm kurumları, anayasal kurumlar ve kişiler, birbirleriyle uyumlu ve dengeli bir ilişki içinde olmalıdırlar. Bunların uyumsuz ve diyaloğa kapalı bir biçimde ortada yer alması ve değerlendirilmesi, yönetimde istikrarsızlığa yol açar diye düşünüyoruz. Hele, bu, devletin temelini oluşturan iki temel güç arasında olursa, öyle sanıyorum ki, istikrar ve işleyiş daha da fazla kendini gösterir. Bu bağlamda, Sayın Cumhurbaşkanının tekrar görüşülmek üzere Yüce Meclise göndermiş olduğu anayasa değişikliğini kısaca tartışmak istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, yapılan değişikliklerin, öznel, somut ve kişiye özgü olduğunu söylemektedir. Bunun tartışmasına girmek istemiyoruz; ancak, bu aşamadan sonra, Sayın Cumhurbaşkanının bu istemine, bir daha incelenmek üzere talebine alelacele karşı çıkmak, hemen, gelir gelmez iade etmek "buyurun, onaylayın" demek, öyle sanıyorum ki, yukarıda açıkladığım kurumlar arasındaki ilişkinin zedelenmesine yol açabilir diye düşünüyoruz.

Böylesine alelacele gönderilmek istenen yasanın, sanki yangından mal kaçırırcasına, tekrar Sayın Cumhurbaşkanının onayına sunulmak istenmesinin gerekçesini, gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. Acaba, bir yerlere mi yetişilmek isteniyor, yoksa, somut olarak belirlenmiş bir tarihe mi yetiştirilmek isteniyor?! Bu çabalar, bu anlayışlar, bu düşünceler, öyle sanıyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanının "kişisel düzenlemedir" gerekçesini haklı kılabilecek bir noktaya taşımaktadır, yasanın, tekrar, aniden görüşülüp gönderilmesi konusunda. Hele, bugün, komisyon görüşmelerinin üzerinden 48 saat geçmeden Yüce Mecliste görüşülmeye başlanılmaması konusundaki önergemizin reddi, bu gerekçeyi biraz daha haklı kılmaktadır diye düşünüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı bir şeye daha dikkat çekiyor. Bu kadar önemli anayasa değişiklikleri maddeler olarak önümüzde dururken -neden- bunların arasından 76 ncı maddenin çekilerek ve sadece bir tek kişiye dönük izlenimini verebilecek bir anlayış içinde değerlendirilmesini anlamakta, gerçekten, biz de güçlük çekiyoruz. Şimdi, Anayasada dokunulmazlık gibi, Anayasada seçim süresi gibi, Anayasada yargı bağımsızlığı gibi önemli değişiklikler yapmaya ihtiyaç da varken, ortada dururken ve bütün uyarılarımıza rağmen, Sayın Genel Başkanımızın bütün önerilerine ve uyarılarına rağmen, bir paket olarak getirilmemiş olmasını da, Sayın Cumhurbaşkanının "kişisel düzenlemedir" gerekçesine -belki- haklılık kazandırabilir şeklinde düşünmek lazım; fakat, bu uzlaşma dönemini, bu uzlaşma zeminini, hep birlikte, sonuna kadar, Türkiye adına yaşatacağız, yaşatmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. (AK Parti sıralarından alkışlar) Eğer, böyle bir paket halinde gündeme getirilmiş olsaydı anayasa değişiklikleri -öyle sanıyorum ki- böylesine bir iadeyle karşılaşmayacaktık diye düşünüyorum; ama, öneri karşıdan geliyor diyerek reddetmek, öyle sanıyorum ki, yukarıda açıkladığım, devletin kurumları arasındaki ilişkileri zedeler bir noktaya taşıma kuşkusunu yaşıyoruz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, her şeyde uzlaştık, öyle görünüyor; dernekler Kanunu, Dilekçe Kanunu, 76 ncı madde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve şu anda aklıma gelmeyen daha değişik konular. Demokratik açılımlar anlayışımız gereği, bu konularda uzlaştık. Bu, güzel, hoş, elbette şık; ancak, bir de şu 65 milyonun gözü önünde, televizyonlardan, canlı yayınlarda verdiğimiz sözü de bir tutabilsek, öyle sanıyorum ki, daha şık olacak. (CHP sıralarından alkışlar) Yani, demokratik açılım açısından, Dilekçe Kanununda yapılan değişiklik -öyle sanıyorum ki- dokunulmazlığın kaldırılması konusu, en az o yasada yapılan değişiklik kadar önemlidir diye düşünüyorum. Bu açıdan baktığımız zaman, anayasaların, bir uzlaşma, bir denge içinde, danışılarak değerlendirilmesi ve yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Şimdi, bu sırada, hükümet programına çok kısa değinerek geçmek istiyorum. Hükümet programının 12 nci sayfasında, aynen şöyle: "Yeni bir anayasa hazırlayacağız." Cümle aynen böyle, kısa, açık; "yeni bir anayasa hazırlayacağız." Geçiyoruz 13 üncü sayfasına; "Siyasî Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu bütün kesimlerin mutabakatı aranarak gerçekleştirilecektir." Yani, Anayasa konusunda geniş kesimlerle mutabakat değil de, sadece Siyasî Partiler Kanununun ve Seçim Kanununun geniş kesimlerle mutabakat aranarak değiştirilmesi anlayışına da katılmadığımızı burada arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepiniz biliyorsunuz, bizim demokratik açılımlara karşı çıkmamız mümkün değil. Yasaklı bir anayasa, bizim kabul edeceğimiz bir şey değil. Elbette, ideolojik nedenle hüküm giymiş olanların, ebediyen, milletvekili seçilmesini önlemek, bizim düşüncemizde yoktur. Ancak, bunların düzenlenmesi aşamasında daha dikkatli olunmasında, daha paylaşımcı, daha katılımcı bir şekilde yapılmasında Türkiye adına büyük yarar görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakın, ilk değişiklik metninde, 76 ncı maddede bir hüküm vardı. İşte, "hırsızlık, dolandırıcılık, zimmet, ihtilas, ihaleye fesat karıştırma suçlarından" ifadesinin aşağısına geçtikten sonra -öbür cümleye- altında "affa uğramış olsalar bile" tabiri çıkarılmaya çalışıldı. Buna gerek yoktu; yani, birbirimizin arkasına dolanarak iki puan alma anlayışı yanlış. Buna dikkat çektik, uyardık; buna gerek yok... Yani, bu Meclis, gerçekten, yüce bir meclis. Bu Meclisin çatısı altında sahtekâra, dolandırıcıya, hırsıza yer yoktur; aynı zamanda, işkenceciye de yer yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu konuda 13.12.2002 tarihinde verdiğimiz önerge, Genel Kurul tarafından reddedildi; ancak, inanıyorum ki, böyle bir suçu işleyen kişinin, bu Yüce Meclisin çatısı altında yer almasını çoğumuz istemiyoruz. Bu doğru; ama, bunun gereğini yapmıyoruz. Bakın, bizim o önergemiz kabul edilseydi, Sayın Başbakan, 13 Aralıkta, Kopenhag Zirvesine başı daha dik olarak giderdi diye düşünüyorum. Eğer o önergemiz kabul edilseydi, başı daha dik olarak giderdi diye düşünüyorum. Bunlara dikkat etmek lazım.

Şimdi, siz, bir şahsın malını alan, malını çalan, bardağını alan bir kişinin, Yüce Meclisin çatısı altında bulunmasını önlüyorsunuz; doğrudur. Yani, hırsızın milletvekili olmasını önlüyorsunuz, malı çalan şahsın milletvekili olmasını önlüyorsunuz, doğrudur; ama, malı çalınan şahsa işkence yapıyorsanız, bu Meclisin çatısı altına girebilirsiniz. Böyle bir anlayışa katılmak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, inanıyorum ki, bundan sonraki çalışmalarımızda iki parti grubu olarak, devletin, milletin yararına olan her hususta yine dayanışma içinde olacağız; ama, lütfen, doğru olduğu halde karşıdan geliyor diye birtakım önerilerimizi reddetmeyiniz.

Yüce Meclise sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

5 konuşma daha · 24 Aralık 2002

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook