2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur
Şanlıurfa Milletvekili ·
Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2005 · 629 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Turan Tüysüz, 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 629 kelime.
Turan Tüysüz (Şanlıurfa). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turan-tuysuz-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA TURAN TÜYSÜZ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığının 2006 malî yılı bütçeleri üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Sosyal hizmetler, bilindiği gibi, bakıma, korunmaya ve yardıma muhtaç kişi ya da ailelerin karşı karşıya kaldıkları maddî, manevî ve toplumsal yoksullukların giderilmesini, gereksinimlerin giderilmesini, muhtaçlık nedenlerinin önlenmesini ve çözüme kavuşturulmasını hedefleyen hizmetlerin bütünüdür. Ayrıca, muhtaç kişi ve ailelerin yaşam düzeylerinin iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaç edinen hizmetlerdir.
Bir sosyal hukuk devleti olan devletimiz, Anayasamızın 61 inci maddesinde açıklandığı gibi, özürlülere, muhtaç yaşlılara, muhtaç çocuklara ve ailelerine sosyal hizmetleri götürmekle yükümlüdür.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde uygulanan sosyal güvenlik sistemi iki farklı programdan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, sistemin esasını teşkil eden, prim ödenerek desteklenen programlardır.
Konumuzla ilgili olan ikinci program ise, muhtaç insanlarımıza karşılıksız olarak verilen sosyal hizmetleri içerir. Sosyal güvenlik harcamaları içinde, ne yazık ki, yüzde 3'lük bir paya sahip olan bu görev, 2828 sayılı Yasayla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna verilmiştir. Laik, demokratik cumhuriyetimizin ilk kurumlarından biri olan Çocuk Esirgeme Kurumu, Ulu Önder Atatürk'ün çocuklara verdiği değerin bir göstergesidir.
23 Nisanın çocuklarımıza bir bayram olarak armağan edilmesi ve 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesinin 1928 yılında imzalanması da bu düşüncemizi destekleyen öğelerden diğerleridir.
Değerli milletvekilleri, kurumun verdiği hizmetlerin odak noktası insanlardır, hem de devletimizin, bakmak, korumak ve desteklemekle yükümlü olduğu insanlardır. Bunlar, muhtaç ailelerdir, muhtaç yaşlılardır, muhtaç çocuklar ve özürlülerdir. Kurum, bu görevlerini 286 kuruluşuyla yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu güzide kurumumuzda verilen hizmetler, aile sıcaklığı, sevgi, şefkat, hoşgörü ve saygı ortamında verilmesi gereken hizmetlerdir; ancak, uygulamadan ve basından öğrendiklerimiz, ne yazık ki, kurumun hizmet birimlerinde insanlıkdışı uygulamaların varlığını göstermektedir. Çocuklara baskı, hatta, işkence yapıldığı görsel basının görüntüleriyle kamuoyuna yansıtılmıştır. Sayın Bakandan, bu insanlıkdışı uygulamaların sona erdirilmesini ve sorumluları adalet önüne çıkarmasını istiyoruz.
Ayrıca, kurumda verilen hizmetlerin, çocukların, yaşlıların ve özürlülerin psiko-sosyal düzeylerine ve bedensel ihtiyaçlarına uygun olmadığını düşünmekteyiz.
Her konuda olduğu gibi, sosyal hizmetler konusunda da ulusal bir politikamız olmadığı için, kalıcı, kararlı, geliştirici ve ileriye dönük bir kurum politikası saptanamamıştır. Böylece, kurumun hizmetleri siyasî otoritenin istemine göre yönlendirilmektedir. Gerçekten, politika dışı kalması gereken bu kurumdaki politik uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir.
Çocuk Esirgeme Kurumu raporlarında, 750 000 civarında muhtaç çocuğumuz olduğu ifade ediliyor. Gerçekten bu sayı çok daha yüksektir. Dağılan aile çocukları, kimsesizler, terk edilen yaşlılar, bakıma muhtaç sakatlar ve özellikle son yıllarda terör nedeniyle meydana gelen göçler dolayısıyla bakıma muhtaç insanlarımız çığ gibi büyümüş, milyonlarla ifade edilen rakamlara ulaştığı bir gerçektir. Hatta, bazı araştırmalara göre, 15 000 000'un üzerindeki insanımızın açlık sınırının altında olduğu ifade edilmektedir.
Türkiye'de, devletin sunduğu koruma hizmetinden yararlanan 20 000 dolayında insan bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle, sunulan hizmetler, ihtiyaç grubunun ancak yüzde 3'ünü karşılayabilmektedir.
Ana veya babasız veya her ikisi de belli olmayan veya her ikisi tarafından terk edilen, anne ve babası tarafından ihmal edilip, fuhuş, dilencilik, alkol, uyuşturucu madde kullanma gibi sosyal tehlikelere veya kötü alışkanlıklara karşı savunmasız, başıboş bırakılan çocuklar için ne yapıyoruz? İtiraf edeyim ki, bu anlamda duyarlılıklarımız bir hiç mertebesindedir.
Hükümetin sosyal hizmet anlayışı, kurumdan hizmet alanların ve hizmeti sunan personelin sorunlarını çözecek nitelikte değildir. Üç yılı geçen hükümet süreleri de bunu açıkça göstermiştir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı yurtlarda kalanların sorunları bu dönemde azalmamış, çözümler getirilmemiş ve gittikçe artmıştır.
Tüm kamu kurumlarında olduğu gibi SHÇEK'te de demokratik, şeffaf bir yönetim anlayışı yok. Bilgi, beceri ve liyakate dayanmayan atama ve görevlendirmeler yapılıyor. Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği değiştirilmiş olup, başka kurumlardan, sosyal hizmetlerle ilgili olmayan idareciler transfer ediliyor. Çalışanların çalışma alanları istekleri dışında değiştiriliyor. Şu anda, siyasî iktidar, kendi kadrolarına yer açmak amacıyla geçici görevlendirmeler yapıyor. Alanda çalışanlar ile üst düzey yöneticiler arasındaki yabancılaşma daha da artırılıyor. Bu da, kurumda sistemli personel kıyımı yapıldığının göstergesidir. Görevden alınanların…
Sayın Başkanım, gerçekten, bir uyarı yapsanız…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 18 Aralık 2005