Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)
Kırklareli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Mart 2010 · 581 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Turgut Dibek (CHP), 31 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 581 kelime.
Turgut Dibek (CHP, Kırklareli). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2010-03-31-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
TURGUT DİBEK (Kırklareli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasanın 2’nci maddesinde verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım Cumhuriyet Halk Partisi adına. Öncelikle saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yasayla Türkiye ile Almanya arasında bir üniversite kurulacak. Aslında bu hafta, Türkiye ile Almanya ilişkileri arasında yoğun bir hafta olarak değerlendirilebilir. Sayın Almanya Başbakanı da ülkemizi ziyaret etmişti. Almanya’da bir lise açılması konusunda tartışmalar vardı. Üniversite Türkiye’de, lise Almanya’da açılacak diye düşünüyorum ama liseyle ilgili bir sorun vardı, inşallah o sorun çözülür. Ama Almanya ile Türkiye arasında başka bir mesele daha var arkadaşlar yani ben o konuda söz aldım, aslında o konuda söylemek istediğim birkaç şey var. Ne var Türkiye ile Almanya arasında? Bir Deniz Feneri meselesi var.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta, bu konuda yine basında yer alan, Almanya’da bir soruşturma, hatta ikinci Deniz Feneri soruşturması, davasıyla ilgili olarak iddianamenin hazırlandığı, tanzim edildiği, yargılama aşamasına geçileceği ama Türkiye’den talep edilen birtakım bilgilerin, belgelerin gelmediği, bu nedenle de henüz yargılama yapılmadığına yönelik bir haber vardı. Ben de, daha önce bu konuyu takip ettiğim için, bir soru önergesi vermiştim Sayın Adalet Bakanına, onunla ilgili, bana, geçtiğimiz hafta bir cevap verdi ve “Alman makamlarının bu talepleri niye yerine getirilmedi?” diye sormuştum ben. İki ülke arasındaki uluslararası anlaşma gereği adli yardım taleplerinin karşılanması gerekirken niye bu talepler yerine gelmedi? Ek olarak, Alman makamları, Türkiye’den, Türkiye’deki asli fail olarak belirttiği kişilerle ilgili olarak, onların burada ifadelerini almak, onların burada, Alman savcı, Alman polisi ve Türkiye’deki yetkili savcıların huzurunda ifadelerini almak üzere talepte bulunduklarını ama bu konuda kendilerine “ret” yanıtı verildiğini ve “ret” yanıtı içerisinde herhangi bir gerekçenin de belirtilmediğini söylemişti. Ben de “Niye ‘ret’ yanıtı verdiniz? İki ülke arasındaki anlaşma gereği Almanya’nın -Türkiye'nin de aynı şekilde- böyle bir hakkı varken, niye Alman makamları gelip burada bu haklarını kullanamıyorlar, gerekçesi nedir?” diye sordum. Sayın Bakan herhangi bir gerekçe açıklamadı, sadece “Konu reddedilmiştir.” dedi.
Değerli arkadaşlar, tabii hâlâ merak ediyorum. Hatta bu konuyu takip etmek üzere, ben adliyeye de gittim. Tabii, konu üzerinde, biliyorsunuz, gizlilik kararı olduğu için yani ben sadece hangi gerekçeyle izin verilmediğini öğrenmek üzere, o kararın bir nüshasını alabilir miyim diye sorduğumda, savcılık makamı “Konu üzerinde gizlilik kararı var. Dolayısıyla, biz bunu size veremeyiz.” dediler. Tabii, bu gizlilik kararı da ayrı bir mesele.
Değerli arkadaşlar, burada hukukçu arkadaşlarımız var. Hangi mantıkla, hangi hukuki değerlendirmeyle bu dosya üzerinde gizlilik kararı olduğu veya konduğu da tartışılır. Yani sakıncası nedir? Türkiye’de diğer yargılamaları biliyoruz, diğer soruşturmaları da biliyoruz. Bilirkişi bir rapor hazırlıyor, daha ilgili savcılığa gitmeden yolda, yola dahi gitmeden -ilgili bu rapor- bir bakıyorsunuz bir gazetede manşet olarak yer alabiliyor. Şimdi, böyle soruşturmalar var Türkiye’de ama bu Deniz Feneri meselesi her nedense özel bir koruma altında değerli arkadaşlar.
Bugün Sayın Kılıçdaroğlu’nun Mecliste yaptığı bir basın toplantısı var. O basın toplantısı metni de benim elimde değerli arkadaşlar. Orada, Sayın Kılıçdaroğlu, bu iki ülke arasında gidip gelen paralar var… Yani Almanya’da toplanan, yurt dışında toplanan, birçok reklam verilerek -özellikle bir televizyonda, Kanal 7’de o dönemlerde çok sayıda reklamlarla vatandaşların iyi niyetle yardım ettiği- toplanan yaklaşık 42 milyon euro. Yani bunun 26 milyon euro’sunun Türkiye’ye özel kuryelerle aktarıldığına yönelik, biliyorsunuz, ilk kararda da hükümler, açıklamalar vardı. Bununla ilgili, kendisi on sekiz adet teslim tesellüm makbuzunu, değerli arkadaşlar, bugün basın toplantısıyla kamuoyuna açıklamıştı. Hatta bunlardan iki tanesi de değerli arkadaşlar, ıslak imzalı, yani belgelerin aslı. Yani Almanya’daki savcılığın ilk soruşturma sonucundaki mahkûmiyet kararında belirttiği “Asli failler Türkiye’de.” dediği 16 kişi içinde yer alan bu şahısların aralarında imzaladıkları teslim tesellüm belgelerini bugün kamuoyuna açıkladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
65 konuşma daha · 31 Mart 2010