İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ülkemizdeki vergi oranları ve toplumsal yansımaları konusunda

Ufuk Özkan

Manisa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 30. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Aralık 2004 · 541 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ufuk Özkan (CHP), 9 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDEKİ VERGİ ORANLARI VE TOPLUMSAL YANSIMALARI KONUSUNDA); konuşma 541 kelime.

Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Ülkemizdeki vergi oranları ve toplumsal yansımaları konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2004-12-09-ulkemizdeki-vergi-oranlari-ve-toplumsal-yansimalari-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; şu anda, konuya başka bir konuyla başlayacağım. Dün akşam televizyonda ve bugün basında gördüğüm bazı haberler üzerine, bir üzüntümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

12 Mart 1972'de Türkiye Öğretmenler Sendikasının, 12 Eylül 1980'de de Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneğinin kapatılması, demokrasimize ve öğretmenlerimizin özgür yurttaşlar olarak örgütlenme haklarına zarar vermiştir. Tıpkı, o yıllarda, TÖS ve TÖB-DER'in kapatılması için, gizli bir örgüt olduğu iddiası inandırıcılıktan nasıl uzak bulundu ise, bugün de, aynı zihniyeti temsil edenlerce ulusal bütünlüğe aykırı davrandığı gerekçesiyle Eğitim-Senin kapatılmak istenilmesi de inandırıcı bulunmayacaktır.

Dün, İstanbul'da Eğitim-Senin kapatılma çabasını protesto etmek için bir araya gelen öğretmenlerimizi coplamak, bibergazı sıkmak ve sokak aralarında kovalamak gibi şiddet içeren eylemler, ülkemiz adına utanç vericidir. Ancak, tüm baskı, sindirme, görevden alma ve sürgünlere rağmen, öğretmenlerimiz, inandıkları demokratik, laik, bilimsel, Atatürkçü eğitimden uzaklaştırılamayacaklardır. Öğretmene sallanan cop, aydınlık geleceğimize bir saldırıdır. Öğretmenlerimizin örgütlenme ve sosyal haklarında ilerlemeler sağlamaya çalışmak yerine, Avrupa Birliğine uyum yasalarının çıkarıldığı şu dönemde, örgütlerin kapatılma çabaları, henüz yerleştirmeye çalıştığımız demokrasimize zarar verecektir.

Öğretmene, şiddet kullanarak yanıt veren İstanbul polisini ve ona emir veren yöneticileri ve daha da önemlisi, buna göz yuman siyasal iktidarı kınıyorum.

Değerli arkadaşlarım, söz istemiş olduğum konu, vergi oranlarımız ve vergideki adaletsizlikle ilgili. Değerli arkadaşlarım, ülkemizde vergi veren kesim, hep aynı kesim. Türkiye'deki vergi oranları çok yüksek. Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet vatandaşına bu kadar yüklenmiyor. Bu ağır yük kayıtdışını büyütüyor, o da dürüst esnafı bitiriyor, batırıyor. Devlet, işverenin en büyük ortağı, hem de sermayedar olmadan. İşverenimiz, her an her dakika vergi ödüyor; telefonda, elektrikte, suda, ÖTV, KDV, Emlak Vergisi, Gelir Vergisi, Çevre Temizlik Vergisi ve buna benzer vergilerin altında ağır bir vergi yüküyle istihdamın önünde de en büyük engeli oluşturuyor.

İstihdamda yüksek prim ve yüksek vergi oranı, çalışanı ve çalıştıranı kayıtdışına itiyor. Ankara Ticaret Odasının yapmış olduğu bir çalışmaya göre, devletin yıllık kaybı 14 katrilyon civarında. Ayrıca, son dört yılda, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarına ayrılan kaynakların 34 milyar Amerikan Dolarını aştığı vurgulanıyor.

Değerli arkadaşlarım, asgarî ücretlilerin durumu perişan. Asgarî ücretlilerin SSK primi, işçi ve işverenin katkısıyla 141 705 000 lira. İşsizlik Fonuna ayrılan para 16 488 000 lira, Gelir Vergisine ayrılan para 53 932 000 lira, Damga Vergisi 2 538 000 lira, SSK alt sınır prim farkı 42 421 000 lira. Bu kadar ağır prim ve vergi yükü altında ezilen işçimizin eline ayda geçen para 303 079 000 lira.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sevgili Başkanım; bu, bir sefalet göstergesidir. Yunanistan'da, komşumuzda, işçinin eline geçen para 504 euro iken, ülkemizde bizim işçimizin eline geçen para 159 euro. Bu ağır vergi ve prim oranları aşağı çekilmedikten sonra, ülkemizde sosyal adaletin sağlanabilmesi de mümkün değildir.

Özel Tüketim Vergisi, sözlük anlamı itibariyle şudur: Sadece belirli mal gruplarının vergilendirildiği tek aşamalı, az sayıda yükümlüsü olan bir vergi türüdür.

Değerli arkadaşlarım, bakın "az sayıda yükümlüsü olan bir vergi türüdür" deniliyor; size sorarım: Akaryakıt, doğalgaz, otomobil, motosiklet, sigara, kolalı gazoz, beyazeşya, elektrikli ev aletleri, çok az sayıda insanların kullandığı materyaller midir?! O bakımdan, Özel Tüketim Vergisi amacının dışında, vatandaşlarımıza bir mezalim şeklinde sunulmaktadır.

Toplam vergi geliri içinde dolaylı vergi oranı, 1980 yılında yüzde 37 iken, 2003'te yüzde 67'ye, 2004'te yüzde 70'e, 2005'te de yüzde 73'e yükseliyor. Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran yüzde 35'ler civarındadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 9 Aralık 2004

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook