Üniversite sınavlarıyla ilgili
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 94. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Mayıs 2005 · 558 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 4 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE SINAVLARIYLA İLGİLİ); konuşma 558 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Üniversite sınavlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-05-04-universite-sinavlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
UFUK ÖZKAN ( Manisa)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 19 Haziran 2005 tarihinde, 860 000'e yakın lise öğrencimizin, gireceği öğrenci seçme sınavı öncesi yaşadıkları rapor sıkıntısını gündeme taşımak için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Bildiğimiz gibi, ilköğretim ve liselerde yönetmelik gereği; bir eğitim yılında, öğrencilerimizin, 20 gün devamsızlık, 25 gün rapor alma hakkı yanında, ayrıca, sağlık kurulu raporuyla daha uzun süre okula devam etmeme hakları vardır.
Şimdi, bu noktada, lise son sınıf öğrencilerimizin, velilerimizin, doktorlarımızın, idarecilerimizin yaşadığı sıkıntıya değinmek istiyorum.
Lise son sınıfta okuyan öğrencilerimiz, ikinci dönem başladıktan hemen sonra, öğrenci seçme sınavının yanlış uygulamalarından kaynaklanan, soru sormada müfredatı yok saymasından dolayı, okulda geçireceği ders saatlerinin boşa gideceğini düşünerek ya zamanlarını dershanede ya da evlerinde, geçmiş yıllara ait öğrenci seçme sınavı sorularıyla, çözümü için ve boğuşarak geçirirler.
Türk Eğitim Derneğinin üniversiteye giriş araştırması sonucunda, öğrencilerimizin yarısına yakınının, okulun son günlerinde rapor aldığı tespit edilmiştir.
Yine, dün, bir gazetemizde, gazeteci-araştırmacı arkadaşımız Hasan Erşan'ın araştırmasından öğrendiğimiz kadarıyla, yaklaşık 400 000 öğrencinin, 80 trilyon liraya yakın para harcayarak, rapor aldığı tespit edilmiştir. Aynı yazıda, sağlık kurulu raporu harcaması, özel dershanelere ödenen ücretler, Millî Eğitim Bakanlığının gereksiz harcamalarıyla, rakamın 198 trilyon liraya çıktığı belirtilmiştir.
Peki, maddî boyutu bu kadarla bitiyor mu? Hani bu rapor peşinde koşan ailenin iş kaybı, hani doktorların boşa geçen zamanı, hani sağlık kuruluşlarının boş ve sahte işlerle uğraşırken kaybettiği zaman, hani öğretmenlerimizin, idaremizin eğitime harcayacağı enerjiyi boş yere -boş sınıflara- yitirmesi; bunların hiç mi maddî değeri yok?
Peki, sadece maddî tarafı mı var? Ahlakî yönünü ne yapmalı? Ahlakî yönünü görmezden gelebilir miyiz? Öğrenci rapor istiyor, idare rapor istiyor; veli rapor arıyor; doktor, raporu versin mi vermesin mi, iki arada bir derede; Bakanlık talimat gönderiyor: "Sakın sahte rapor vermeyin, gereğini yaparım"diyor. Bu sahtekârlığa, herkes, ister istemez karışıyor.
Bana göre, iş, işte burada başlıyor. Parası olan, arkası olan, tanıdığı, sosyal çevresi olan, bu raporu, para karşılığı ya da hatır karşılığı alabiliyor. Kime alıyor; 17-18 yaşında, sağlam, sağlıklı öğrenciye alıyor. Ne raporu alıyor; hasta raporu alıyor. Yarına hazırladığımız çocuklarımıza, sahte, asılsız, gerçek olmayan sağlık raporları alıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu sahte rapor, bu asılsız rapor okul idaresine götürülüyor, sağlam öğrencinin hasta raporu idareye veriliyor, idare de bu raporu doğru kabul ederek hareket ediyor ve biz, bunu, ahlakî kuralların içine sığdırmaya çalışıyoruz.
Aileleri, idareyi, sağlık kuruluşlarımızı bu duruma düşüren Millî Eğitim Bakanlığının uygulamaları değil midir? Bunun sorumlusu, üç yıldır Bakanlık koltuğunu işgal eden Sayın Bakan değil midir? Bunun sorumluluğu, üç yıla yakın hükümet eden hükümetin değil midir?
Peki, rapor alamayan aileler, öğrenciler, sosyal çevresi olmayanlar, parası olmayanlar ne yapmalı? Değerli arkadaşlarım, soruyorum size, ne yapmaları gerekir?
Bu yıl, AKP İktidarının üçüncü senesi, Millî Eğitim Bakanı da üçüncü kez öğrenci seçme sınavını gerçekleştirecek; tek başına iktidar. Problem belli. Çözüm?.. Çözüm maalesef yok. Bunu anlamak mümkün değil. İnsanları sahteciliğe sürükleme; otur, problemi çöz.
Öğrencilerimizin öğrenim yılının sonunda rapor almalarına konulan hastalığın adı, son sınıf hastalığı. Gördüğüm kadarıyla, son sınıf hastalığı iktidara da bulaşmış, sahte raporlarla ömrünü uzatmaya çalışıyor.
Yılın ikinci döneminde, lise son sınıflarımızın, resmen kapanmasa da, doktor raporlarıyla kapandığını az önce sizlere ifade etmiş bulundum.
Değerli arkadaşlarım, tek başına iktidar var, güçlü bir hükümet var; güçlü olduğunu ifade eden bir hükümet var. Milletvekillerimizin yapmış olduğu olumlu ve doğru teklifleri görmezden gelmeseler, bunları değerlendirseler, bugün, bu problemleri yaşama olanağımız olmayacak. İcra makamında olanlar gereğini yapmazlarsa, halk, günü gelince gereğini yapacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 4 Mayıs 2005