24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)
Bayburt Milletvekili ·
Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Nisan 2005 · 824 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ülkü Gökalp Güney, 21 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)); konuşma 824 kelime.
Ülkü Gökalp Güney (Bayburt). “24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2005-04-21-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kısa bir süre önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 5321 sayılı Emniyet Teşkilatı Yasasında değişiklik yapılarak en az 4 yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasında yapılacak seçme sınavında başarılı olanların, en az altı ay süreli polis meslek eğitimine alınacakları hükmü getirilmişti. Şimdi, Sayın Reisicumhurumuz tarafından Yüce Meclise iade edilen bu Kanunla ilgili fikirlerimi söylemek istiyorum.
Tabiî, muhterem arkadaşlarım, bugün yoğun bir gün geçirdik, oldukça elektrikli bir gün geçirdik. Bunun sonunda konuşmanın dezavantajını bilen bir arkadaşınızım, bu bakımdan fazla vaktinizi almak istemiyorum; ama, umuyorum ve diliyorum ki, Yüce Meclisin değerli üyeleri ve çok Değerli Bakanımız, benim, polemik yapmadan, siyaset yapmadan, tarafsız bir gözle, buradaki tepkilerimi, katkılarımı dikkate alırlar.
Bu kanunda amaç neydi; bu kanunda amaç, eksik polislerimizin yerine 10 000 polis alalım, bunların ilk 2 000'ini de bu yıl alalım. Peki, eksik polislerimizi dört yıl yükseköğretim görmüş ve onu bitirmiş insanlarımızdan temin ederken ne yapıyorduk; biz, bunları, altı ay bir eğitime tabi tutup polis olarak kullanacağız, hizmet verecekler; amacımız buydu.
Bundan önce de benim eleştirilerim olmuştu. Bu eleştirilerimi, yine, içtenlikle ve katkıda bulunmak için yapmıştım, dikkate alınmadı; ama, Sayın Reisicumhurumuz, aşağı yukarı, bizim burada, Meclis kürsüsünde söylediklerimize bazı ilaveler yaparak, bu kanunu iade etti.
Değerli arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, kamu düzenini sağlamak yönünden toplum yaşamında önemli yer tutan kolluk hizmetlerinde etkinliğin ve kaliteli hizmet sunmanın, ancak nitelikli eğitimle gerçekleşebileceği açıktır; yani, polislerimize, bizim, çağa uyan eğitimi vermemiz şarttır. Batı ülkelerinde bu asgarî iki yıldır ve biz bu nedenledir ki, 4652 sayılı Polis Eğitim Yasasını çıkardık. Sayın Bakan bu konunun içindedir ve kendileri de bunda büyük gayret sarf ettiler ve çok doğrudur. Dokuz ay eğitim gören polislerin eğitimini iki yıla çıkardık. Doğru. Şimdi hal böyleyken, ne yapıyoruz; altı ayda biz bunlara bir eğitim verelim, polis olsunlar...
Yine, burada, açıkça ifade ediyorum, Sayın Bakan bir zaruret sonucu bunu buraya getirmiştir; bunun farkındayım, bunu biliyorum, bunu anlayışla da karşılıyorum; fakat, bana göre, çare bu değildir; bu, yarayı pansuman etmektir, ameliyat etmek değildir. 2 000 polis alacaksınız, 2 000 polisi altı ay içerisinde hazırlarsan, beline tabancayı takar şeye verirsen, İstanbul'daki gasp olayları veya şunlar, bunlar... Yok böyle bir şey. Sayısal olarak belki artar; ama, nitelik olarak iş görmez. Bu bakımdan, temelden bu yanlıştır; temelden bu yanlıştır.
Şimdi, gerekçemizde diyoruz, işte, Avrupa Birliği ülkelerinde 250 kişiye 1 polis düşüyor, Türkiye'de bu sayı 320, 350. Doğrudur; bunu düzeltmemiz lazım; son zamanlarda, toplumdaki suç niteliğinde çok büyük değişmeler oldu, bunlara yetişmemiz lazım; ama, onlar için de iyi eğitim vermiş olacağımız polis artı uzman polis lazım. Artık, sadece karakolu bekleyen, hırsız kovalayan yok. Artık, şimdi, suçların nitelikleri çok değişti. Bu bakımdan, bizim yetiştireceğimiz polislerin çağa uyması lazım, bunun için eğitim vermemiz lazım, çok iyi eğitim vermemiz lazım. Önerimde onun ne olduğunu da size burada ifade edeceğim.
Şimdi, Sayın Reisicumhur, bizim buradaki tespitlerimize kendileri de bazı ilavelerde bulunmuşlar ve demişler ki: "Eğitime alınacak öğrencilerde aranacak koşulların ve mezun oldukları okulların niteliklerinin kanunda yer almadığı..." Doğru. Dolayısıyla, polis meslek eğitim merkezlerinde eğitime alınacak öğrencilerde aranacak koşulların, bu öğrencilerin bitirdikleri yükseköğretim kurumlarının niteliklerinin sınav ve disiplin konularının açıklıkla, yasayla düzenlenmesi gerektiğini ifade ediyor ve doğru. Anayasaya da uyuyor, şart, yapmamız lazım, bunu belirtmezsek, bu, Anayasadan da geri döner.
Değerli arkadaşlarım, bir başka husus daha var. Biz, 4 yıllık fakülte, yüksekokul mezunlarını polis olsunlar diye yetiştiriyoruz; ama, bir düşünün, bu 4 yıllık üniversite mezunu ve yüksekokul mezunlarının polislikle ilgili, o dört yıl içerisinde okudukları herhangi bir ders, herhangi bir yardım, böyle bilgi, ilgi, hiçbir şey yok. Biz, bunlara, doğrudan doğruya polis unvanını vereceğiz altı ayda; yani, birdenbire haşlayacağız. Bu, ne zaman oldu; hepiniz çok iyi biliyorsunuz, 1960'lı yılların sonunda, öğretmen yetiştirmek için biz bunu yaptık. Bu salondaki öğretmen arkadaşlarım bunu çok iyi bilir. Öğretmen okullarını kapatarak, lise mezunlarını, bir ayda, iki ayda öğretmen yaptık. İşte, o, Türkiye'de millî eğitimin felaketi olmuştur. Hâlâ kendimizi toparlayamadık. Bu bakımdan, hiçbir art düşüncem olmadı, katkıda bulunmak için ifade ediyorum. Bu yanlış, bu 2 000 polisi alıp hiçbir şey yapamayız. Bununla bir noktaya varamayız.
Gelin, şöyle düşünelim: Polis meslek yüksekokullarımızın sayılarını artıralım. Benim memleketimde de, Sayın Bakan, bir okul açtı ve çok başarılı öğrenciler var. 200 öğrencisi var, bu sene 400 öğrenci alalım, alabiliriz, onu yapar, yapacağına da inanıyorum; yani, kontenjanlarını da artıralım diye söylüyorum burada.
Ayrıca, bunlara, özellikle çağa uyan yeni dersler koyalım, eğitim standartlarını biraz daha yükseltelim. Bu gayretin içine girelim.
Değerli arkadaşlarım, şu anda, Türkiye'de, 1 124 amir, 3 030 polis askerliğini yapmamış, yapamamış; yani, 4 000 küsur da böyle polisimiz var. Ben, buradan öneriyorum; bu polislerimiz silah taşıyorlar, silah kullanmasını biliyorlar, polis eğitimi görmüşler. Sadece bunlara münhasıran 1 maddelik bir kanun çıkarırsak, kısa dönem -iki aylık, üç aylık, dört aylık- bir askerî eğitimden sonra bunların da Emniyet Teşkilatından ayrılmamalarını, orada bir boşluk bırakmamalarını sağlamış oluruz. Bunu hazırlayalım. Bu arada fazla zaman kaybetmiş olmayız.
Ve tekrar ediyorum; benden önce konuşan değerli milletvekilinin dediği gibi, işte, şeyin önüne yığılacak, bu öğrenciler gelecek, torpiller başlayacak, sıkıntılar olacak... Ben bunları söylemek de istemiyorum, düşünmek de istemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Nisan 2005