Genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında yönetmeliğe ilişkin danıştay kararı hakkında
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 28. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Aralık 2009 · 537 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahap Seçer (CHP), 9 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR HAKKINDA YÖNETMELİĞE İLİŞKİN DANIŞTAY KARARI HAKKINDA); konuşma 537 kelime.
Vahap Seçer (CHP, Mersin). “Genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında yönetmeliğe ilişkin danıştay kararı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2009-12-09-genetigi-degistirilmis-organizmalar-hakkinda-yonetmelige-iliskin-danis (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
VAHAP SEÇER (Mersin)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Öncelikle, saldırı sonucu şehit olan kardeşlerimizi rahmetle anıyorum, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşlarım, 26/10/2009 tarihli, Tarım Bakanlığının çıkartmış olduğu GDO Yönetmeliği’ne ilişkin Danıştayın yürütmeyi durdurma kararı hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım.
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, 26 Ekimden bu yana, genetiği değiştirilmiş organizmalar konusu kamuoyunu meşgul eden önemli bir konu. Bu konu, tabii ki… Aslında 2003 yılından bu yana, Türkiye’nin biyogüvenlik konusunda bir yasal boşluğu, mevzuat boşluğu olduğunu ve bunun bir an önce yasa çıkartılarak doldurulması gerektiğini söylüyorduk ancak Tarım Bakanlığı o yıllardan bugüne kadar inatla bu meseleyi, bu mevzuat boşluğunu ya talimatlarla ya yönetmelikle gidermeye çalışıyor. Bunun ilk denemesini de… 2007 yılının 26 Haziranında Tarım Bakanlığı bir talimat çıkartarak bu konuyu çözme yoluna gitmiş ama o günlerde sivil toplum örgütlerinin ve kamuoyunun baskısı bu talimatnamenin yürürlüğe girmesini engellemişti. Aynı Bakanlık, iki yıl sonra, 26 Ekimde yine burada GDO ile ilgili konuşmalarımızda biyogüvenlik yasa tasarısının artık bir ihtiyaç olduğunu ve ivedilikle yasalaşması gerektiğini, Meclisten çıkması gerektiğini söylerken, Tarım Bakanlığı bu meseleyi yine bir yönetmelikle çözmenin daha uygun olacağını düşündü ama tabii bu iş eline yüzüne bulaşmış oldu.
O günlerde, hatırlayınız, kamuoyunda çokça tartışıldı, televizyonlarda, basında, Mecliste bu konu gündeme geldi. Bu arada, tabii toplumun bu konuda endişeleri arttı. GDO nedir, ne değildir; zararlı mıdır, değil midir, faydalı mıdır; bu konuda endişeler ortaya çıktı, kaos ortaya çıktı. Bir müddet, tüketici tarımsal ürün almaktan, meyve sebze almaktan imtina etti ve o kargaşa içerisinde, o kaos içerisinde ilk yönetmelik çıktıktan yirmi beş gün sonra, Tarım Bakanlığı o yönetmelikle ilgili bir değişikliğe gitme ihtiyacı duydu. Bunu da tabii ki anlamak mümkün değildi ama tabii bunları bizler anlıyoruz. Neydi orada yapılan değişiklik? Özellikle en çarpıcı değişiklik, geçici bir madde eklenmişti ve Yönetmelik’in çıktığı tarih olan 26/10 tarihinden önce izin belgesi almış tarımsal ürünlerin gümrük kapılarından geçişine izin verildi ve Yönetmelik hükümlerinin uygulanması da 1/3/2010 tarihine kadar ertelenmiş oldu. Burada kimlerin etkisi oldu? Bunu kesinlikle söyleyebilirim ki bu konuda, dünyada GDO’lu tarımsal ürün ihracatında söz sahibi olan Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya ve Arjantin gibi GDO’lu üretim yapan ve ihracatında söz sahibi ülkelerin etkin lobisinin tesiri olmuştur diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu süreçten sonra, bir vatandaşımız Danıştaya Yönetmelik’in iptali ve yürütmesinin durdurulması hakkında dava açıyor ve Danıştay bu konuyu görüşüyor. Bizim de o Yönetmelik çıktığında savunduğumuz, önce biyogüvenlik yasasını çıkartalım, bu konunun esaslarını, çerçevesini net olarak çizelim, ona dayalı olarak yönetmelik çıkartalım argümanlarımıza dayalı olarak, aynı gerekçeyi Danıştay göstererek Yönetmelik’in yürütmesinin durdurulması kararı veriyor. Şimdi, tekrar başa dönmüş olduk. Bu konuda, yine Türkiye’de bir mevzuat boşluğu ortaya çıkmış oluyor. Ama bu süreç içerisinde, Türk halkı en azından GDO’yu öğrendi, en çarpıcı olanı da 98 yılından beri Türkiye’ye milyonlarca ton GDO’lu tarımsal ürünün girdiğini öğrendi. Yani henüz masumiyeti kanıtlanmamış, zararlı mı, değil mi belli olmayan bu teknolojiyle, Türkiye’de on yıldır, on iki yıldır geçmiş hükûmetler ve 2002 yılından bu yana da siz AKP İktidarı tarafından Türk halkına bu ürünlerin yedirildiği ortaya çıkmış oldu.
Değerli arkadaşlarım, GDO konusunda dünyada lobi faaliyetlerinin olduğu kesin çünkü GDO’lu üretim ekonomik anlamda, ekonomik olarak gerçekten çok büyük rakamlara ulaşan hem tohumculuk hem tarımsal üretim anlamında bir değere sahip. Dolayısıyla, bu tip lobileri normal karşılamak mümkün ama benim anormal karşıladığım, bu lobi faaliyetlerinden Tarım Bakanlığının kesinlikle etkileniyor olması.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 9 Aralık 2009