İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Vahap Seçer

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 506 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Vahap Seçer (CHP), 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 506 kelime.

Vahap Seçer (CHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

VAHAP SEÇER (Mersin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Anayasa Değişikliği Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesinde verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten üç haftadır yoğun bir çalışma temposuyla Anayasa değişikliği görüşmelerini devam ettiriyoruz. Değerli arkadaşlarım, tabii ki ben hukukçu bir milletvekili değilim ama burada bu üç haftadır bu müzakere sürecinde… Aslında buna müzakere de denmez; nihayetinde müzakere tarafların kendi niyetlerini, önerilerini ortaya sürerek ortak bir akılda buluşmasıdır, bir konsensüstür ama burada maalesef taraflardan birinin dayatmasını üç haftadır burada milletvekilleri olarak izliyoruz. Anayasa bir toplumsal uzlaşma mı, toplum sözleşmesi mi? Eğer böyleyse, bizim burada yaptığımız çalışma bir Anayasa değişikliği çalışması değil. Burada, nihayetinde devletin tüm kurumlarının, toplumun tüm kesimlerinin, dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun, hangi mezhepten, hangi kökenden olursa olsun, bir arada yaşamanın, ortak bir ülkede, ortak bir ülküyle, ortak bir şiarla, ortak bir düşünceyle yaşamanın ana sözleşmesini yapıyoruz ama burada görüyorum ki iktidar, maalesef “Ben yaptım, oldubitti.” mantığıyla bir Anayasa değişikliği çalışmasını Türkiye Büyük Millet Meclisine dayatmış durumdadır.

Değerli arkadaşlarım, sokaktaki vatandaşın sizin özellikle üzerinde durduğunuz 8’inci madde, 17’nci madde ve 23’üncü maddede yani parti kapatma, HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesiyle ilgili herhangi bir derdi yok. Onun derdi farklı. Akşam yatağına yattığı zaman “Acaba sabah işsiz oğluma iş bulacak mıyım, aç karnımı doyuracak mıyım.” diye düşünüyor.

Değerli arkadaşlarım, tabii demokrasi, insan hakları, temel hak ve özgürlükler, bireysel hak ve özgürlükler, kolektif hak ve özgürlükler lafta olmuyor, zihniyette oluyor. Eğer siz ülkenizde sosyal adaleti sağlayamamışsanız, gelir dağılımında adaleti sağlayamamışsanız, eğitim düzeyini yükseltememişseniz, sizin yapacağınız birtakım yasal değişiklikler ya da uygulamaya koyacağınız anayasal değişiklikler bir şey ifade etmiyor, demokrasi zihinlerde oluyor.

Bakın değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde eğer insanların karnını doyurabilirsek, insanların eğitim düzeyini yükseltebilirsek demokrasi anlayışını o topluma çok daha rahat oturtabiliriz. Yoksa, o insanların “demokrasi” diye, “demokrasi kavramı” diye, düşüncesi diye bir şey olma şansı yok; fiziki olarak da yok, doğal olarak da yok.

Onun için, bakın, yolsuzluk, arsızlık, açlık, sefalet kol geziyor. Bu ülkenin, gerçekten, seksen yıldır alın teriyle, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkıyla, ödediği vergilerle, fakirin fukaranın ödediği vergilerle oluşturulmuş kurumlar, tesisler yok pahasına iktidar yandaşlarına, bazı karanlık iktidar yandaşlarının olduğu gibi sermaye odaklarına peşkeş çekiliyor bu ülkede değerli arkadaşlarım.

Bakın, yurdun muhtelif yerlerinde çocukların istismarıyla ilgili, cinsel istismarla ilgili haberler geliyor. Geçtiğimiz günlerde üniversite sınavı oldu, binlerce öğrencimiz, evladımız sıfır çekti ama Millî Eğitim Bakanından ya da aileden sorumlu Sayın Devlet Bakanından tık yok. Bu insanların bu olumsuzluklar karşısında istifa etmesi gerekiyor. Eğer demokrasiyse, gelişmiş demokrasiyse bir bakanın, kabinedeki bir bakanın, sorumlu bir bakanın bu olumsuzluklar karşısında istifa etmesi gerekiyor. Siz ne demokrasisinden bahsediyorsunuz? Neyi kandırıyorsunuz? Kimi kandırıyorsunuz?

Bakın, bir Tarım Bakanımız var. Üç yıldır 2 kez gıda krizine sebep oldu. 2008 yılında Türkiye’de buğday bulunamadı, mısır bulunamadı, pirinç bulunamadı. Bugün et fiyatları fakirin fukaranın, garibin gurebanın tüketemeyeceği miktarlara geldi. Nerede Tarım Bakanı? Kim bu işin sorumlusu?

Geçtiğimiz günlerde bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi bir grup önerisi verdi Türkiye’de bu sorunların yani hayvancılık sorunlarının araştırılmasıyla ilgili. Tenezzül buyurup Sayın Tarım Bakanı şu kürsüden milletvekillerine bu konuda bilgi vermedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook