İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 83. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Son günlerde meydana gelen olaylar ve gündemi teşkil eden gelişmeler hk.

Vahdet Sinan Yerlikaya

Tunceli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Nisan 2005 · 843 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SON GÜNLERDE MEYDANA GELEN OLAYLAR VE GÜNDEMİ TEŞKİL EDEN GELİŞMELER HK.); konuşma 843 kelime.

Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP, Tunceli). “Son günlerde meydana gelen olaylar ve gündemi teşkil eden gelişmeler hk”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahdet-sinan-yerlikaya-22-2005-04-13-son-gunlerde-meydana-gelen-olaylar-ve-gundemi-teskil-eden-gelismeler-h (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yirmi yirmibeş gün önce Mersin'de bir bayrak yakma olayı, girişimi olmuştu; tabiî, bunun bir nevruz gününde olması, birtakım kafalarda istifhamlara meydan vermişti, hepimiz tepki duymuştuk, üzülmüştük; çünkü, bu bayrak bir kesimin bayrağı değil, bu bayrak hepimizin bayrağı, Türkiye Cumhuriyetinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bayrağı. Hassasiyetimiz tabiî ki vardı, üzüntümüzle beraber tepkimizi de koyduk; ama, Türkiye'nin bir hukuk devleti olması nedeniyle, bu tür suçluların yakalanıp adalete teslim edileceğini, gereken cezaların verileceğini biliyorduk. Nitekim, bu bayrak yakma olayı Türkiye'de ilk defa cereyan etmemişti, daha önceleri de bu bayrak yakılmıştı, indirilmişti bir partinin kongresinde. Orada da yine hukuk, kanun devreye girdi, o eylemi yapan kişi yargılandı, cezalandırıldı, hâlâ cezasını çekiyor.

Tabiî, bu hassasiyet, hepimizce önemli bir hassasiyet; ama, değerli arkadaşlar, anladığım kadarıyla, bu hassasiyet biraz abartıldı, bir başka düzleme, bir başka alana kaydırıldı; işte, ırkçı, milliyetçi bir temelde, bu bayrağı sahiplenme duygusu hâsıl oldu. Bu, tabiî ki çok yanlış bir olaydır. Bu, hepimizin hassasiyetidir, Türk Milletinin hassasiyetidir; bir grubun, bir partinin veya kendisine ülkücü denilen bir grubun hassasiyeti olamaz, bunun abartılması ve başka mecralara çekilmesi de son derece yanlıştır.

Bu nedenle, bir kez daha tekrar ediyorum; Türk Bayrağı hepimizin bayrağıdır, onu korumak, kollamak hepimizin görevidir. (Alkışlar) Ona bir yanlış yapıldığı zaman da, bir hukuk devleti ilkesi içinde, bir demokratik devlet oluşumu içinde, yasalarımız, kanunlarımız, hukukumuz buna gereken cezayı verecektir, nitekim de öyle oluyor.

Değerli arkadaşlar, bu bayrak yakma olayı orada kalacak zannettik, orada duracak zannettik; yani, zaten yasalar da devreye girmişti. Galiba, ceza ehliyeti olmayan 2 vatandaş, 2 genç çocuk bulundu; bunlar da sonradan üzüldüler, özür dilediler. Bu eylemi yapan bir genç bayrağı öptü -televizyonlarda gördük bunu- buna da sevindik. İnsanlar hata yapar; ama, hatasını anlayınca geri döner, bu da güzel bir olay oldu; ama, bir bakıyoruz ki, Trabzon'da, demokratik hakkını kullanan 5 genç bildiri dağıtmak istiyor, bu bildirilerin de karşısına bir grup çıkıyor, bunları sille tokat dövüyor, kan revan içinde bırakıyor; hatta, izlemişsinizdir, o saldırgan gruptan bir kısmı, polisin araçlarının üzerine çıkarak, polisin araçlarını tekmeliyor değerli arkadaşlar. Yani, düşünün, Türkiye'de, artık, hiç yasal bir güç kalmamış; Türkiye'nin demokrasisi, hakları hukukları bu insanlara kalmış... Böyle şey olmaz.

Dün de, bunu, biz, Adapazarı'nda gördük. Adapazarı'nda da böyle bir olay oldu. Yine, orada da aynı grup sahneye çıktı; yani, bu bildiri dağıtmak isteyen gruba karşı sille tokat, kan revan... Tabiî, bunun karşılığında polisimiz görevini yaptı. Ne yaptı; bildiri dağıtan, kan revan içinde kalan insanlar karakola götürüldü. Trabzon'da, kan revan içinde kalan o gençler karakola götürüldü, tutuklandı, içeri atıldı. Buraya kadar güzel. Peki, bundan sonra ne oldu; yani, bu eylemler devam mı edecek arkadaşlar? Bu millet, bu insanları, bu gençleri kan revan içinde bırakan kişilere karşı bir müeyyide yapılamayacak mı, bir tedbir alınmayacak mı? Şimdi soruyorum ben buradan; bu yasal bir şey midir? İnsanlar, haklarını artık sokaklarda mı alacaklar? Bir yanlışlık olduğu zaman -kabul edelim ki bir yanlışlık oldu- bu yanlışlığın cezasını, kan revan içinde bırakarak bir grup mu yapacak?!

Değerli arkadaşlar, böyle olmaz; yani, böyle olmayacağını siz de biliyorsunuz; böyle hiçbir şey kabul edilemez. Orada, bugüne kadar bir tek kişinin sorguya alınmamış olmasını, bir tek kişinin içeriye alınmamış olmasını da biz hayretle karşılıyoruz, ben hayretle karşılıyorum! Ben bir avukatım, hayretle karşılıyorum; nasıl oluyor bu?! Döveceksin, kan içinde bırakacaksın "efendim bu bildiri dağıtmış..." Neymiş; F tipi cezaevlerinin bir bildirisini dağıtmış "ee, bunlar PKK'lı, bunlar..." Olabilir, PKK'lı da olabilir; yani, içerideki insanların haklarını da arayabilir. Bunun karşılığı suçsa, zaten kanun var, içeri alınıyor, tutuklanıyor; ondan sonra, yaptıkları eylem doğru mu yanlış mı; bildiri yasal mı değil mi, talep nedir; ona bakılıyor. Zaten bunlar bir örgüte mensupsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Yerlikaya.

VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Devamla)... bir örgüte mensup olduğu zaman da, biliyorsunuz, cezasını da alıyor.

Değerli arkadaşlar, bunlara prim vermememiz lazım; bunlar, Türkiye'nin görünümünü, hakikaten, hem içeride hem dışarıda zedeliyor. Biliyorsunuz, bir tarihte terörle mücadele ediyorduk; o terörle mücadele safhalarında, birtakım yasal olmayan işlere başvuruldu; Yeşiller yaratıldı, Kırmızılar yaratıldı, Reisler yaratıldı, Başkanlar yaratıldı; kimlikler, pasaportlar ganimet gibi dağıtıldı; ülkenin egemenliği, ülkenin bağımsızlığı, korunması, birtakım yasal olmayan güçlere tevdi edildi. Sonradan ne oldu; Susurluklar oldu, mafyalar oldu, ülke soyuldu soğana çevrildi. Bunlara prim vermemeliyiz.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir; biz, hukukun üstünlüğünü, hukukun bağımsızlığını Anayasaya derç etmiş bir ülkeyiz. Böyle bir ülkenin, bu tür olaylara seyirci kalmaması lazım. Bu işler, yarın öbür gün başımıza büyük işler açar; ayırımcılığı, kışkırtıcılığı kabul etmeden, bunlara karşı koymalıyız. Bunlar, hiçbir partinin, hiçbir kitlenin, hiçbir kesimin yararına, güzel şeyler getirmez, çirkin şeyler getirir.

Bu nedenle, bu görüntüler hakikaten bizi üzüyor, yanlış oluyor; bunlara bir son vermek durumundayız. Nasıl son vereceğiz; yasalarımızı çalıştırarak vereceğiz. Yani, bu tür insanların böyle aymazlığına, kışkırtıcılığına, ayrımcılığına, kanun tanımaz, yasa tanımaz hâkimiyetine biz seyirci kalırsak, bunun önünü alamayız, yarın daha çok vahim olaylar olur.

Bunu beraber yapmalıyız tabiî, beraber yapacağız; Türkiye Cumhuriyetinin selameti için, geleceği için beraber yapmalıyız. Artık, eski filmlere dönmemek lazım, eski plakları çalmamamız lazım. Bunun çok cezasını çektik değerli arkadaşlar. Buna bir önlem alınacağına ben inanıyorum. Bu Parlamento çatısı altında, bütün milletvekili arkadaşlarımızın, grubu olsun olmasın bütün siyasî partilerimizin, buna, beraberce katkı koyarak bir çözüm bulacağını düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 13 Nisan 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook