İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · CUMA

Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

Vezir Akdemir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Haziran 2005 · 1.070 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Vezir Akdemir (CHP), 24 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.070 kelime.

Vezir Akdemir (CHP, İzmir). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vezir-akdemir-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA VEZİR AKDEMİR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığınca hazırlanan, Bakanlar Kurulunca 14.2.2005 tarihinde kararlaştırılan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geçici 3 üncü maddesi hakkında CHP Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu nedenle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Hükümet, Türkiye'nin ulusal varlıklarını satışa çıkarma işini o kadar önemsemektedir ki, alıcıların bu varlıkları satın almak için öne sürdükleri hemen bütün şartları yerine getirmektedir; yani, ulusal varlıklarımızı alıcı için daha da kârlı hale getirmek için, alıcının satış işinden sonra da herhangi bir sıkıntı yaşamaması için elinden geleni yapmaktadır.

TÜPRAŞ, Petkim, Türk Hava Yolları ve diğer özelleştirme çabalarında gördüğümüz gibi, ortada garip bir satış ilişkisi vardır. Hükümet, Türkiye'nin en kârlı işletmelerini en ucuz fiyattan satmaya; yani, bir an önce elinden çıkarıp uluslararası baskılardan kurtulmaya çalışmaktadır; çünkü, büyük çoğunluğu uluslararası tekel olan alıcılar, hükümeti bu kadar gevşek bulmuşken, bu kadar bağımlı hale getirmişken dahasını da istiyorlar. Sadece işletmeyi almakla yetinmiyor, işletmeyi çevreleyen hukuku da kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmeye çalışıyorlar. İşte, şimdi üzerinde konuşmakta olduğumuz tasarı da böyle bir tasarıdır. Türk Hava Yollarının özelleştirilmesinden önce, sivil havacılık kurumuyla ilgili böyle bir düzenlemenin gerekli olduğunun da doğrusu şart olduğu, hükümete IMF tarafından bildirilmiştir. Zaten kârlı bir işletme olan Türk Hava Yollarını, özelleştirmeden sonra daha da kârlı ve devlet denetiminden de bağımsız hale getirecek olan bu düzenleme, aslında, hükümetin özelleştirme programında olan bir düzenlemedir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının, az önce bahsettiğim konuyla da bağlantılı bir başka yönü daha vardır. Küreselleşme sürecinde, ulusal hava sahalarında hâkim olmaya başlayan uluslararası büyük havayolu tekellerinin baskılarıyla ulusal havayollarının tasfiyesi, denetimlerinin kaldırılması yönünde politikalar, özelleştirmeci, IMF'ci hükümetlerin temel politikaları haline gelmiştir.

Yine aynı hükümetler, aynı tekellerin baskılarıyla, istihdamda esneklik ve toplu iş sözleşmelerinin etkisinin azaltılması için, sendikasızlaştırma sürecini hızlandırmışlardır.

1980'li yıllarda başlayan bu emek karşıtı neoliberal politikalar, sivil havacılık sektöründe uçuş güvenliğini hiçe sayan uygulamalara, işten çıkarmalara, çalışma koşullarının kötüleşmesine, çalışanların reel ücretlerinin düşürülmesine yol açtı, sivil havacılık alanında çalışan emekçilerin hakları gasbedildi.

Yine aynı süreçte, acımasız rekabet koşullarında, büyük havayollarının dayattığı koşulların belirleyici olduğu havayolları ittifakları oluşmaya başlamıştır. Böylelikle, dünya pazarı 4-5 büyük havayolu tekeli arasında yeniden paylaşılmaya başlandı. Bu gelişmelerle, küçük veya orta ölçekli ulusal havayollarının taşeron şirketler durumuna düşürülmesi hedeflenmiştir. Büyük rezervasyon sistemleri oluşturularak bu tekeller denetime alındı, böylelikle pazar tamamen kontrol edilmeye başlandı.

İşte, üzerinde konuştuğumuz bu yasa tasarısını, bu tekelleşmeye uyum yasa tasarısı olarak da düşünmek gerekmektedir. Zaten Türk Hava Yolları özelleştirmesi de, aynı sürece uyum için aynı tekellerin baskılarıyla yapılmak istenmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarı, havayolları çalışanlarını iş güvencesinden iyice yoksun hale getirdiği gibi, bu alandaki sendikal yapıyı da tasfiye etme yönünde maddeler içermektedir. Bu tasarıda, belirtilen kurulda, sendika temsilcisi yoktur, sendika adı bile geçmemektedir. Bu temel mantık, yukarıda bahsettiğimiz sivil havacılıktaki uluslararası gelişmelerle, yani çokuluslu tekellerin karşılarında önemli bir engel olarak gördükleri sendikal haklardan kurtulma çabalarıyla örtüşmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz sivil havacılığında karmaşık, düzensiz bir yapı vardır. Bunun en büyük nedeni, yıllardır uygulanan yanlış politikalarla, çarpık, kapitalist bir mantıkla, zoraki bir özel sektör yaratılmak istenmesi olmuştur. Bir yandan aşırı teşviklerle kurdurulup, aynı yıl batan havacılık şirketleri, bir yandan ikram yer hizmetlerinde özelleştirme adı altında, bu hizmetlerin yabancılara devredilmesi, sivil havacılığımızı düzensiz, kalitesiz, karmakarışık bir yapı haline getirmiştir.

Son on yıl içinde batan özel sektör havacılık şirketlerini hatırlayalım. Bunlara ne kadar teşvik kaynak aktarılmıştır; devlet ne kadar zarara uğratılmıştır; bu alandaki özelleştirme uygulamalarından dolayı ne kadar kaynak israfı olmuştur; bunların sayısı meçhuldür. Örneğin, çok yüksek kâr elde ettiğimiz, ulusal gelirimize önemli bir katkısı olan, ikram kuruluşumuz USAŞ, blok olarak SAS'a satılmış, daha sonra da tümünü Swissair almıştır.

Yer hizmetlerinde Avrupa'yla boy ölçüşebilecek kapasitedeki HAVAŞ, yine özelleştirme adı altında yok pahasına Turgay Ciner'e âdeta ikram edilmiş, Turgay Ciner de daha iki yıl dolmadan şirketin hisselerinin büyük bir bölümünü Swissair'e devretmiştir.

Bütün bunlar bize gösteriyor ki, sivil havacılığımızın çarpık bir kapitalist anlayışla serbestleştirilmesi ve bu alandaki özelleştirmeler, devletin ve elbette halkımızın yararına değil, uluslararası havayolları tekellerinin yararına olmuştur.

Değerli arkadaşlar, burada, bu tasarıda hiç dikkate alınmayan, önemsenmeyen bir konuya, sivil havacılık çalışanlarının çalışma koşullarına da değinmek istiyorum.

Sendikaların da ısrarla vurguladığı gibi, havayollarındaki uçuş güvenliği için çalışma koşullarında iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir. Diğer çalışanlardan farklılıklar gösteren uçucu personelin çalışma koşullarını belirleyen bir yasal düzenlemeye acilen ihtiyaç vardır.

Hükümetin, özelleştirmeyi, dolayısıyla iş güvencesini ve sendikasızlaştırmayı kolaylaştırmak için yasa tasarısı hazırlamak yerine, yolcu güvenliğini de doğrudan ilgilendiren çalışma koşullarını iyileştirmeyi sağlayacak kapsamlı bir düzenleme yapması gerekmektedir. Oysa, bu yasa tasarısı, sivil havacılığımızı istikrara kavuşturacak, çalışma koşullarını iyileştirecek, uçuş güvenliğini sağlayıp, kalitesini yükseltecek bir tasarı değil, IMF'nin ve çokuluslu havayolu tekellerinin istekleri doğrultusunda alelacele hazırlanmış bir tasarıdır. Türk Hava Yollarının özelleştirilmesini kolaylaştırmak ve tekeller için daha ballı hale getirmek için hazırlandığı da açıktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu yasa çıkacaktır, eminim. Çünkü, büyükleriniz IMF'ye söz vermiştir. Bu konuda da sözünüzde duracağınıza inanıyorum. Allahaşkına, IMF'ye söz vermeden, önce, siz, Türk Halkına söz vermediniz mi?! Bir de o sözü hatırlasanız ne olur! Ülkemizin güzel insanlarına verdiğiniz sözü lütfen hatırlayın.

Bu ülkede 20 000 000 yoksul insan vardır. 12 000 000 işsiz insanımız vardır. 1,5 milyon insanımız, gencimiz üniversite sınavlarının kapısında beklemektedir. Bu gençlerimizi düşünmeliyiz. Toprağa küsen köylülerimizi düşünelim. Çiftçilerimiz toprağına küsmüş artık, tarlaya gitmek istemiyor. Bu insanlarımızın çektiği sıkıntıları düşünelim. Sizin bunlara sözleriniz yok muydu?!

BÜLENT BARATALI (İzmir)- Traktörlerde mazot yok.

VEZİR AKDEMİR (Devamla)- Arkadaşım doğru söylüyor. Traktöre mazot bulamıyor belki. Değil mazot, traktörü yok ki, traktörü sattı. Traktörü hacizle kaybetti.

BÜLENT BARATALI (İzmir)- Haraç mezat sattı.

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak)- Eskidendi o, eskiden.

VEZİR AKDEMİR (Devamla)- Eskisi yenisi var mı?! Bugün eski mi?! Bugün, tabiî ki, size göre çok eskidir. Bugün gidin köylere, tarlasını eken var mı, tarlasında ürettiği ürününü satabiliyor mu?! Ürün tarlada çürüyor, haberiniz var mı bundan?! Tabiî ki haberiniz olmaz, tuzunuz kuru, tuzunuz kuru…

RECEP KORAL (İstanbul)Sivil havacılığa gel.

VEZİR AKDEMİR (Devamla)Söz verdiğiniz yerlere tabiî ki yaparsınız, eminim ki… Tabiî ki haklısınız.

Sayın Başbakanın bir konuşmasına değinmek istiyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Değineceğim tabiî ki.

Sayın Başbakan diyor ki "başı kapalı olan da, kapalı olmayan da benim kardeşimdir, canımdır, ciğerimdir." Şimdi, Sayın Başbakana soruyorum; o köylü acaba kardeşi midir, işçi de kardeşi midir, aç kalan, sefil kalan kardeşi midir?! Onlar kardeşi olamaz. Kimin kardeşinin kim olduğu çok iyi bilinmektedir. Sayın Başbakanın kardeşi, hayalî ihracatla uğraşanlardır. (AK Parti sıralarından gürültüler)

EYÜP FATSA (Ordu)Hayır!..

FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Ne biçim konuşuyorsun?! Hakaret ediyorsun!

VEZİR AKDEMİR (Devamla)Hayalî faturayla uğraşanlardır. (AK Parti sıralarından gürültüler)

FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Ne alakası var?!

VEZİR AKDEMİR (Devamla)Bunlardır evet… Tabiî ki kardeşi bunlardır. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 24 Haziran 2005

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook