İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 55. BİRLEŞİM · SALI

2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 919 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 919 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-7-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi ve Yüce Meclisimizi izleyen yurttaşlarımızı ben de saygıyla selamlıyorum. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın 2003 yılı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım.

Sayın milletvekilleri, dünya hızla değişiyor; dünya bilimsel ve teknolojik devrimle yeni dönüşümler, yeni aşamalar kaydediyor. Günümüzün ekonomik ve toplumsal gelişme alanında büyük değişimler yaşanıyor; yeni sanayi devrimiyle teknolojik yenilik, Adem'in Havva'ya dediği gibi, biz, farkında olsak da olmasak da dünyayı bütünüyle kucaklıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu dönüşümün, bu değişimin, bu teknoloji devriminin kanıtladığı bazı gerçeklerin altını çizmek gerekiyor.

Teknolojik yenilik, ekonomik ve toplumsal yapıları bütünüyle ve kökten değiştiriyor. Bugün, gelişmiş ekonomilerde, ekonomik büyümenin yarısı ya da üçte 2'si bilimsel yenilikten, teknolojik yenilikten kaynaklanıyor; işgücünün, üretimin niteliği değişiyor ve daha çok üretmenin, daha çok artık değer yaratmanın, daha çok fazla yaratmanın yolu, buradan geçiyor; Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için, ileride gidenlere yetişmenin, çok daha fazla sermaye yatırımı yapabilmenin, yatırımı çekmenin, özellikle dışpazarlarda nitelikli ürünlerle rekabet edebilmenin ve -iyi dinleyiniz- küreselleşmenin yararlarından ulus olarak yararlanabilmenin yolu, buradan geçiyor ve günümüzde, devletin ekonomideki yeri ve rolü, yeniden tanımlanıyor, yeni gelişmelere kucak açıyor.

Günümüzde, unutmamamız gereken bir gerçek var: Ulusların zenginliğinin kaynağı, artık, teknolojik yeniliktir. Peki, bu süreçte Türkiye ne yapıyor: Türkiye, üzülerek vurgulamak gerekir ki, sanayileşmeden elini ayağını çekmiş bulunuyor. Türkiye, birinci sanayi devrimini kaçırdı; Türkiye, cumhuriyetle sanayileşmede atılımlar yapmak istedi; ama, geldiğimiz noktada, özellikle araştırma, geliştirmeye kaynak ayrılmaması, bütüncül bir politika üretilmemesi sonucu, Türkiye'de bugün, araştırma, geliştirmeye ayrılan kaynaklar Avrupa'nın ayırdığının üçte 1'inin çok daha altındadır. Avrupa'da kişi başına sabit sermaye ya da araştırma yatırımı, dolar olarak, Türkiye'nin 10 katı dolayındadır. Bu, insan gücüne de yansıyor. Bugün Türkiye'de araştırmacı sayısı her 10 000 çalışana 1 kişidir; üyesi olmak istediğimiz Avrupa'da bunun 10 katıdır.

Değerli arkadaşlar, bu süreç, son yıllardaki yanlış politikalarla sanayiciyi üretimden uzaklaştırdı, sanayiciyi rantiye yaptı, rantlaştırdı. Türkiye, bunu düzeltmek zorundadır. Tam bu sırada, tam bu dönemde işbaşına gelen Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti ne yapıyor?.. Baktığımızda, başından bu yana, ne parti programında, ne hükümet programında, ne de bütçe anlayışında sanayileşmeye önem verdiğini, üzülerek belirteyim, göremiyoruz.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ayrılan bütçe ödeneği, bütçenin toplam ödeneklerinin binde 1'inin bile altına çekilmiş bulunuyor. Bütçe toplamı yüzde 49,7 artırılırken Bakanlığın bütçesi yalnızca yüzde 8,5 artırılıyor. Bu, büyük bir yanlıştır; bu yanlış, başka yanlışlarla besleniyor. Birinci yanlış şudur: Sanayileşmeyi tamamıyla özel sektöre bırakmak istediğinizde bile, bütüncül, bütün ülkeyi kapsayan bir makro sanayileşme politikası yapmak zorundasınız; bu yapılmıyor.

İkinci yapmanız gereken, hükümet, ihracata önem veriyor; ama, ihracatı (dışsatımı) ucuz işçilik anlayışıyla destekliyor. Türkiye, ucuz işçilikte ipin sonuna geldi. Türkiye'nin dış rekabeti için yapılması gereken teknolojik yeniliktir. Bu, yalnız partinin programında, gelişmelerinde, bütçe ödeneklerinde görülmüyor. Bu yaklaşım, bu anlayış, bu, bilimsel üretimden, teknolojik yenilikten uzaklaşma anlayışı, örneğin, eğitime ayrılan paylarda, örneğin, üniversitelerin dönersermayelerinin gelirlerinin genel bütçeye irat kaydedilmesinde de kendini gösteriyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, bu haliyle, yeni bir sanayileşme hamlesini yapacak gücü taşımıyor. Peki, bu durumda ne yapılabilir; bu durumda yapılabilecek bazı noktalara değineyim.

Her sorunun çözümü için mutlaka para gerekmiyor. Bakanlık, öncelikle, ülkenin bütüncül, kalıcı, büyük sanayileşme politikasını oluşturmak zorundadır. Yine, ülkenin koşullarına uygun teknolojik yeniliklerin geliştirilmesine çaba harcanmalıdır. Ticaret ve sanayi odaları yeniden yapılandırılmalı, KOSGEB ve KOBİ'ler buna ayak uydurmalıdır. Patent, marka konularında yapılacak çok şey vardır. Ölçüler ve standartlar yasası bir an evvel çıkarılmalıdır.

Çok önemli bir nokta daha var. Türkiye sanayiinin Kopenhag ölçülerine uyarak, Avrupa Birliği üyeliğinin yolunun açılmasında katkısını sağlamak için, firmaların rekabet gücünün geliştirilmesi gerekiyor. Bu amaçla da, sektör politikaları ve benzeri uygulamalara ihtiyaç var. Örneğin, "Türkiye'de üretileni satın alın" kampanyalarına ihtiyaç var, bölgesel gelişme odaklarını güçlendirmeye ihtiyaç var ve bu çerçevede, kimi, bölgesel, yoğun araştırma-geliştirme faaliyetlerinin sergilenmesine gereksinim var.

Değerli arkadaşlar, asıl yapılması gereken nedir; asıl yapılması gereken, eğitimden, toplumsal yapıdan başlayarak, bir yenilik, bir bilgi toplumuna geçiş projesini somut öğeleriyle uygulamaya koymaktır. Bunun başında, Türkiye'deki işletmelerin, girişimcilerin, mal ve hizmet üreticilerinin yenilik bilincine varmaları ve bu alana pay ayırmaları, kaynak ayırmaları gerekiyor. Bu yapılırsa, Türkiye'nin nitelikli işgücü talebi artacak, Türk mühendis ve teknisyeni, kendi ülkesinde, daha nitelikli üretim, daha verimli üretimle kendini kanıtlayabilecektir.

Yine, kamunun elindeki çok sayıdaki araştırma geliştirme birimleri, MTA'dan Hıfzıssıhha Enstitüsüne kadar, tarım araştırma birimlerinden, şimdilerde bürokrasinin sürgün yeri olan APK'lara kadar -araştırma, planlama, koordinasyon birimlerine kadar- her yönüyle bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç var gibi görünüyor ve bu arada, günümüzde, artık, sivil-asker teknoloji ayırımı giderek yok oluyor. O nedenle, Türkiye'nin, teknoloji yaratma kapasitesinde tüm olanaklarını kullanırken, bu gerçeği gözardı etmemesi gerekiyor.

Bütün bunların ötesinde, pazar araştırmaları yapılması, katılımcı bir anlayışla stratejik sektörler saptanması, özellikle de bilişim, gen teknolojileri ve biyoteknoloji, yeni malzemeler ve benzeri alanlarda atılımlar yapılması, politikalar üretilmesi, bir zorunluluk oluyor.

Bütün bunların ötesinde, toplumun, bütünüyle, eğitimden başlayarak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAKUP KEPENEK (Devamla)Sayın Başkan, bitiriyorum; izninizle...

BAŞKANBuyurun.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Toplumsal yapının, bütünüyle, aileden başlayarak, eğitimden geçerek, yediden yetmişe kadar dediğiniz biçimde, yenilik kavramıyla, yaratıcılık kavramıyla, eleştirel bakışla bütünleştirilmesi, bunu özümsemesi gerekiyor. Çocuklarının ve gençlerinin yaratıcı yeteneklerini geliştiremeyen toplumların geleceğinin olamayacağı bilinciyle, böyle bütüncül bir politikayı, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak öneriyoruz. Bu yapıldığı takdirde, bu yapıldığı ölçüde, Türkiye'nin düzlüğe çıkacağı bilincini taşıyoruz. Bu önerilerimiz yaşama geçtiği zaman, insanımız, kendi ürettikleriyle, ürettiklerinin niteliğiyle, sanatın tüm dallarında, bilimde, kültürde ve sporun bütün dallarında, beyin gücüne dayalı üretimiyle tüm dünyaya kafa tutabilecek, dünyada söz sahibi olabilecek, onurlu bir kişiliği sergileyebilecektir.

Konuşmamı, Mustafa Kemal'in bir sözüyle noktalamak istiyorum: "Efendiler, medeniyet yolunda muvaffakiyet yenileşmeye bağlıdır."

Sanayi ve Ticaret Bakanımıza, Bakanlığın tüm çalışanlarına, yeni dönemde, bu bütçeyle başarılar diliyorum.

Ben, sanayileşmeyi gözardı eden, çok küçülten, binde 1'lere düşüren, gerekli kaynakları ayırmayan, bilime, teknolojiye önem vermeyen bu bütçenin reddedilmesin öneriyorum; hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 25 Mart 2003

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook