Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 30. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Aralık 2005 · 467 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 13 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 467 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-12-13-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; yeniden karşınızdayım; bu kez, kişisel görüşlerimi açıklamak için.
En baştan bir noktaya değineyim. Sayın Fatsa -Grup Başkanvekilimiz- biraz önce, Başbakanımızın, yurtdışı gezileri nedeniyle eleştirildiğinden söz etti. Ben, Başbakanımızın o tür yurtdışı gezileri konusunda bir değerlendirme yapmayacağım. Kuşkusuz, Türkiye'yi tanıtmak için, Türkiye'nin kabuğunu kırmak için, Türkiye'yi güçlendirmek için yapılan gezilerdir bunlar diye düşünüyorum. Ancak, bu tür gezilerin -ben iktisatçıyım- çok masraflı olması, iki uçakla yapılması filan gibi noktalara da değinmeyeceğim; ama, bir noktaya değineceğim, Sayın Fatsa izin verirse, o da şudur: Sayın Başbakanımız, Yeni Zelanda'da bir hafta evvel bir üniversiteyi ziyaret etti ve o ziyaretinde üniversitenin çiftliğine gitti, hayvanları gördü ve "keşke, benim ülkemin rektörleri de böyle çalışsalar" dedi. Sayın Başbakanımızın, Türkiye'deki rektörlere Yeni Zelanda'dan mesaj göndermesini ben doğru bulmuyorum. Eğer, Sayın Başbakanımız burada ziraat fakültelerini ziyaret etseydi, devlet üretme çiftliklerini ziyaret etseydi, üniversitelere bağlı pek çok ziraat fakültesinin, bu arada Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesinin Ziraat Fakültesinin çiftçiyle nasıl bütünleştiğini, ne kadar güzel işler yaptığını, üretime nasıl katkı yaptığını çok yakından görebilecekti.
Bu ülkenin üniversitelerini sahiplenmek zorundayız. Bu ülkenin üniversiteleri de bizim üniversitelerimiz. Kimi arkadaşlarım, benim demin Van Rektörüyle ilgili sözlerimi çelişkili buldular, eleştirdiler. Değerli arkadaşlar, biz, eğer, bu ülkenin ilerlemesini, güçlenmesini ve cumhuriyetin az önce belirttiğim değerlerini hep birlikte sahiplenmek istiyorsak, bu ülkede eşitliği, doğruluğu, dürüstlüğü, dayanışmayı, çağdaş düzlemde ortaklaşa paylaşmak istiyorsak, yapmamız gereken, o birliğe giden yolda elbirliğiyle çalışmak olmalıdır. Van Üniversitesi hepimizin üniversitesidir. Sayın Bakanımız, yalnızca Van'ın Bakanı değildir. Türkiye millî eğitiminin Bakanıdır. Gün geçmiyor ki millî eğitimle ilgili bir yönetmelik değişikliğiyle ortalık allak bullak edilmesin, gün geçmiyor ki bir yerlerde öğretmenler sürgüne gönderilmesin, gün geçmiyor ki okullarla ilgili, eğitimle ilgili en temel sorunlar çözümlenmemiş olarak gündeme gelmesin.
Şimdi, böyle bir ortamda Millî Eğitim Bakanının kendisini bir Van Bakanı gibi görmemesini istiyorum. Onun yerine, tıpkı cumhuriyetin kuruluş yıllarında olduğu gibi, Vasıf Çınar gibi, Mustafa Necati gibi, Hasan Âli gibi olması düşünülemez, o zor iş; ama, o tür saygın bir bakan olarak tarihe geçmesini dileyenlerden biriyim, onu isteyenlerden biriyim; ama, yapılan çalışmalar hiç o doğrultuda olmuyor.
Bakın, Tevhidi Tedrisat Yasasının çıktığı günlerde, okullarda parasız kitap dağıtımı temel ilkedir. Sayın Bakan "bu uygulamayı biz başlattık" diyor. Bu uygulama cumhuriyetin kuruluş yıllarında başlatılmıştır. Bizim, hepimizin kendi birikimimizden, ulusal değerlerimizden, eğitimdeki birikimimizden yararlanmamız gerekir.
Bir şey daha söyleyeyim kopya olsun diye: Biliyor musunuz cumhuriyetin kuruluş yıllarında cumhuriyetin danışman olarak getirdiği Amerikalı ünlü filozof John Dewey, Türkiye eğitiminin yapmaya, uygulamaya, eyleme, üretmeye dayanması gerektiğini ve o felsefeye yönelik olması gerektiğini, pozitif düşünceden, uygulamalı düşünceden esinlenmesi gerektiğini vurgulayarak bu işin temellerini oluşturmuştur. Aslında hiç uzağa gitmeye gerek yok, çözümü başka yerlerde aramaya da gerek yok. Cumhuriyetin kuruluş felsefesini, düşüncesini, anlayışını benimsediğimiz takdirde, hep birlikte bu ülkeyi ileriye götürürüz. Eğer böyle yapmaz da birbirimizi, kurumlarımızı yerin dibine batırırcasına çalışırsak, başarılı olamayız diye düşünüyorum. Hükümetimizi o doğrultuda uyarmak istedim.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 13 Aralık 2005