2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 36. Birleşim · 5. yasama yılı · 14 Aralık 2021 · 754 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yıldırım Kaya (CHP), 14 Aralık 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 754 kelime.
Yıldırım Kaya (CHP, Ankara). “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yildirim-kaya-27-2021-12-14-2022-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2020-yili-merkezi-y (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=102571
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)YILDIRIM KAYA (Ankara)Resmî yazı var Sayın Başkan, resmî yazı var.
CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAYYani ne cami imamlarına veya müezzinlerine ne de bir başkasına herhangi birisinin yazdığı kitabın zorunlu satışı -hele hele Diyanet İşleri Başkanı Sayın Erbaş ve İbrahim Kalın’ın- asla söz konusu değildir ve olamaz da; bunu net bir şekilde ifade etmek isterim.
Yine, Maliye Bakanımız Sayın Nebati’nin bir ifadesiyle ilgili “Ne anlama geliyor?” çerçevesinde bir soru vardı. Bu, aslında Sayın Bakanın, Bakanımızın hep birlikte birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde -hepimiz aynı gemideyiz- Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda ortak mücadeleyi kasteden, sadece iyi niyete dayalı bir ifadedir; onun ötesinde anlamlar yüklemek doğru olmaz düşüncesindeyim.
Yine, kamu görevlileriyle ilgili alınan huzur hakları, ücretlerle ilgili bir soru vardı. Burada da bunu birçok defa ifade ettim aslında, bir kez daha ifade edeyim; hemen hemen her gelişimde mutlaka gündeme geldi ve ben de her defasında bunu Meclis tutanaklarında sayısız defa ifade ettim. Bu, yasal bir çerçevededir ve kamu görevlilerinin yönetim kurulu veya denetim kurulu üyelikleri yaptıkları yerlerle ilgili sadece bir yerden huzur hakkı alabilmeleri söz konusudur, onun ötesi mümkün değildir. Ben bunu bir kez daha ifade ediyorum. Öyle bir şey zaten söz konusu değildir; olsa, zaten fazlasıyla cezai müeyyidelerle bunu iade etmek zorundadır. Böyle bir şeyin olamayacağını, ben, bir kez daha buradan ifade etmek isterim.
Yine, savunma sanayisi şirketlerimizle ilgili sorular geldi. Son zamanlarda da sürekli tekrarlanıyor bu sorular ama ben, şunu yine pozitif bir amaçla ve iyi niyetle tekrar ifade etmek isterim: Savunma sanayisi şirketlerimiz hepimizin göz bebeğidir, elde ettikleri başarılar hepimizin göz bebeğidir; sadece ürünleri itibarıyla güvenlik güçlerimizin veya ordumuzun ihtiyaçlarını karşılaması veya ihracat anlamında destek vermesi çerçevesinde de ekonomi anlamında da değil geliştirdiği teknolojiler ve AR-GE boyutunda da bu milletin gerçekten göz bebeğidir, gurur kaynağıdır; bunları yıpratmamakta fayda var. Özellikle bu şirketlerimizin, hele hele öncü şirketlerimizin Körfez’deki ülkelere veya bir başkasına satılmasıyla ilgili herhangi bir şey gündemimizde değildir, söz konusu değildir, böyle bir şey gündemimize de gelmemiştir.
Yine, tankla ilgili soru ve eleştiriler geldi. Bu da zaten çok ilginç şekilde zaman zaman hep geldi yani hangi alanda ne gelişmeler sağlanırsa sağlansın ısrarla konu bu tanka getirildi. Tankla ilgili çalışmalar, aslında yine hepinizin malumu çalışmalar. Türkiye'nin bu alanda yaptığı çalışmalardan rahatsız olan mecralar var, yerler var; dolayısıyla yine bu amaçla getirilen kısıtlamalar söz konusu, engellemeler söz konusu, ambargolar söz konusu. Bizim yüzde 80’lere ulaştık dediğimiz savunma sanayisindeki gelişmeleri aslında bir anlamda da buna borçluyuz; yani her şeye, her türlü ambargoya ve engellemelere rağmen biz bunu başaracağız derken bunu, genç mühendisimizin ve bu şirketlerde çalışan arkadaşlarımızın, karar vericilerimizin -en tepeden en alttaki kadrolara kadar- her türlü çalışma, azim ve kararlılığına borçluyuz. Tabii ki ayrılan fonlarda da aynı çerçevede milletimizin fedakârlığı vardır; bu kaynak çerçevesinde de biz yine milletimize şükranlarımızı ifade ettik; ben, bir kez daha ifade etmek istiyorum. Tank konusu böyledir yani “Tankın motorunu geliştiremezsiniz.” anlamında kısıtlayanlara ve engel koyanlara buradan çok net bir şekilde ifade ediyorum: Kötü komşu burada da bizi ev sahibi yapacak. Bu alandaki çalışmalarımız çok ciddi şekilde devam ediyor. Yine ifade ediyorum: Alternatif güç paketi temini için çalışmalarımız devam ediyor ama aynı zamanda yerli güç paketinin tasarımı da bitirilmiştir ve prototip testleri devam etmektedir. Seri üretimi yapacak taraf için de güç paketinin temin edilmesi bu anlamda bir mücbir sebeptir. “Yükleniciye ceza var mı?” noktasında da sözleşmede yükleniciden kaynaklanan gecikmelere ilişkin tabii ki cezalar söz konusudur. Ama ülkeden kaynaklı kısıtlamalarla alakalı, onunla alakalı da zaten biraz önce ifade ettiğimiz gayretimiz söz konusudur; bunu da hep birlikte göreceğiz, bunu da aştığımız da, bu engelleri koyanlar da aslında “Keşke yapmasaydık, bu vesileyle bunlar tank motorunun da sahibi oldu.” diyecekler; o da uzak değil.
Yine, iş güvenliği ve sağlığı konusuna yeterince bütçe ayrılmadığıyla alakalı ve hayatını kaybeden, iş kazasında hayatını kaybedenlerle ilgili “Türkiye iş kazalarında Avrupa 1’incisi, dünyada da 3’üncü sırada.” şeklinde bir yorum vardı, ona da yine cevap vermek istiyorum hazır vaktim varken: 2002’den bugüne kadar 100 binde ölümlü iş kazası oranında yüzde 53,7 iyileşme kaydedilmiştir. Yine 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 2012 yılında yayınlanmasıyla birlikte geçen yedi yıllık süreçte de yüzde 40 iyileşme kaydedilmiştir. Dünya ve Avrupa ülkeleriyle kıyaslama sadece verisi bulunan ülkeler üzerinden yapılmakta, tüm ülkelerin iş kazası verilerine erişim imkânı da bulunamamakta. Avrupa ülkelerinden EUROSTAT’ta düzenli iş kazası verisi olanların sayısı sadece 30. Ayrıca verisine ulaşılan ülkelerin de iş kazası ve meslek hastalığı istatistiklerinde tip, kapsam, kaynak, veri toplama ve benzeri hususlar ülkeden ülkeye farklılık göstermekte. Bu itibarla “İş kazalarında dünyada 3’üncü, AB’de 1’inci” sözü gerçeklerden uzak bir iddia olup ülkemizin iş sağlığı ve güvenliği noktasında Avrupa ve dünya ülkelerinde iyi konumda bulunan ülkelere benzer bir seyirde olduğu görülmektedir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
99 konuşma daha · 14 Aralık 2021