İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 101. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Yılmaz Hun

Iğdır Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 101. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Haziran 2026 · 535 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Yılmaz Hun (DEM Parti), 11 Haziran 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 535 kelime.

Yılmaz Hun (DEM Parti, Iğdır). “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-hun-2026-06-11-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-celtik-kanunu-ve-bazi-kanu (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=145882

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

YILMAZ HUN (Iğdır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de gelenek hâline getirilen bir durum söz konusudur. Bütün sorunların çözümü ağır cezai yaptırımlarla görülmektedir. Öncelikle şu açıkça ifade etmek gerekir: Kaçak üretimin, sahte alkolün, kayıt dışı ticaretin ve halk sağlığını tehdit eden uygulamaların karşısında olmak hepimizin ortak sorumluluğudur ancak sorunları çözmenin tek yolu cezaları artırmak değildir, olmamalıdır. Eğer her toplumsal ve ekonomik sorunun çözümünü daha yüksek para cezalarında, daha fazla yasakta ve daha fazla idari yetkilerde arıyorsanız aslında sorunun nedenini değil sonuçlarını hedef alıyorsunuz demektir.

Türkiye'de milyonlarca insan derin bir ekonomik kriz içerisinde. Esnaf ayakta kalmaya çalışırken küçük işletmeler borç yükü altında eziliyor. Üreticiler artan maliyetlerle mücadele ediyor. Böyle bir dönemde idari para cezalarının bazı alanlarda 20 kat artırılması sadece bir denetim tedbiri olarak değerlendirilemez.

Bu yıl Trafik Kanunu'nda yapılan değişiklikle halk için de müthiş mağduriyetler oluşturdunuz. Şu an benzer bir mantıkla aynı durum tekrarlanmak istenmektedir. Bu maddeyle kaçak alkol, sigara gibi bazı cezalar 40 katına çıkarılmaktadır. Merak ediyoruz, bu cezalar hazırlanırken küçük esnafın, kırsalda faaliyet gösteren işletmelerin, geçim mücadelesi veren üreticilerin ekonomik gerçekliği dikkate alınmış mıdır? Birçok işletme kira, enerji, vergi ve finansman maliyetleri altında ayakta kalmaya çalışırken yüz binlerce liralık cezalarla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu cezaların önemli bir bölümü büyük sermaye grupları için belki yönetilebilir maliyetler olabilir ancak küçük işletmeler açısından doğrudan iflas anlamına gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, ayrıca bu madde Bakanlığa son derece geniş ve yoruma açık müdahale alanları tanıyor. Üretimden depolamaya, satıştan dağıtıma, fiyatlandırmadan bayi sistemine kadar çok geniş bir faaliyet alanında idari düzenlemelere aykırılık hâlinde önce uyarı, ardından para cezası ve son aşamada belge iptalini öngörüyor. Burada temel sorun şudur: İhlalin ağırlığı ile uygulanacak yaptırım arasında yeterli bir orantılılık ilişkisi kurulmuş mudur? Hukukun temel ilkelerinden biri ölçülülüktür. Bir yaptırımın amacı cezalandırmak değil, hukuka uygunluğu sağlamalıdır ancak en küçük idari eksiklikler dahi belge iptaline kadar götürülürse buradan hukukun güvenliğinden bahsedilemez.

Üstelik bu maddeyle belgesi iptal edilen işletmelerin aynı iş yeri için iki yıl boyunca yeniden başvuruyu yapamaması da öngörülmektedir. Bunun anlamı açıktır. Birçok işletme açısından bu düzenleme fiilen faaliyet yasağı anlamına gelmektedir. Ayrıca, bu kadar ağır yaptırımlar uygulanırken etkili bir itiraz mekanizması var mıdır? Küçük işletmelerin kendilerini savunabilecekleri yeterli hukuki güvenceler oluşturulmuş mudur? İdarenin takdir yetkisini dengeleyecek mekanizmalar öngörülmüş müdür? Ne yazık ki bunların hiçbirini bu maddede göremiyoruz. Türkiye, son yıllarda giderek daha fazla cezalandırma üzerinden yürütülen bir ülke hâline gelmektedir. Ekonomik sorunların çözümü ceza, toplumsal sorununun çözümü yasak, idari sorunların çözümü ise yetki artırımı olarak görülmektedir oysa kaçak üretimin temel nedenlerine baktığımızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Yüksek vergi yükü, artan maliyetler, gelir dağılımdaki adaletsizlik ve ekonomik kriz kayıt dışılığı besleyen temel faktörlerdendir. Bu nedenleri ortadan kaldırmadan yalnızca cezaları artırarak kayıt dışı ürünler bitirilemez; tam tersine, daha görünmez, daha denetimsiz ve daha riskli alanlara itilmiş olur.

Sahte alkol kullanımının artmasının nedeni yalnızca denetim eksikliği değildir. İnsanların yasal ürünlere erişemeyecek kadar yoksullaşmış olması da bu sorunun önemli sebeplerindendir. Kaçak tütün üretiminin yaygınlaştırılmasının nedeni yalnızca suç örgütleri değildir, aynı zamanda bölgeler arası eşitsizliktir; işsizlik, yoksulluk ve üretim mekanizmalarının daralmasıdır. Sorunun ekonomik ve sosyal boyutlarını görmezden gelip yalnızca cezaları büyüterek kalıcı sonuç elde edilemez. Cezaları sürekli artırmak çözüm değildir; çözüm, ekonomik adaleti sağlamak, kayıtlı üretimi teşvik etmek, küçük esnafı korumak, denetim mekanizmalarını şeffaflaştırmak ve hukuki güvenceleri güçlendirmektir diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

76 konuşma daha · 11 Haziran 2026

Günün kaydı →
76 konuşmanın tamamı →