Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında denizlerde karasuların ötesindeki olayların önlenmesine ilişkin anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:37)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 16. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Kasım 2007 · 1.161 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zekeriya Akıncı (CHP), 6 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA DENİZLERDE KARASULARIN ÖTESİNDEKİ OLAYLARIN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:37)); konuşma 1.161 kelime.
Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında denizlerde karasuların ötesindeki olayların önlenmesine ilişkin anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:37)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2007-11-06-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-d (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c004/b016/tbmm230040160066.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Yaklaşık üç yıl önce imzalanan, ancak, Meclisimizce yeni ele alınabilen bu anlaşmayla, biraz önce de konuşan değerli arkadaşlarımızın anlattığı gibi, kimi uygulamaların önünü açarak iki ülke arasında karşılıklı güven ortamının geliştirilmesi, bölge barışına ve müteakip alanlarda yapılacak iş birliğine katkıda bulunulması hedeflenmektedir. Hiç kuşku yok ki, bu işbirliği iki ülke arasındaki dostluğu güçlendirecek ve bu Anlaşma'yla iki ülke daha yakın bir işbirliği içerisine girecektir.
Tasarının gerekçesinde de, yüzlerce yıldır komşuluk yaptığımız ve sadece bölgemiz için değil, bütün dünyada etkin, kimi zaman belirleyici ve çok çeşitli yönleriyle sayılı devletler arasında yer tutan komşumuz Rusya Federasyonu'yla bu ve benzeri anlaşmalar yoluyla güvenilir ilişkiler kurmak, hiç kuşkusuz, ülkemiz için de gereklidir. Üzerinde bulunduğumuz coğrafyada kuracağımız dürüst, samimi ve tutarlı ilişkiler, bizim de barış ve huzur içinde yaşamamıza katkı sunacak ortamın oluşmasına hizmet edecektir.
Değerli arkadaşlarım, ülke olarak bugün de görüştüğümüz nitelikte, hatta bunlardan çok daha kapsamlı, iddialı ve uzun yıllar geçerliliğini yitirmeyen anlaşmalara imza attık. Yasalar çıkardık bu yönde. Elbette ki bizim de beklentimiz, herkesin yapılan anlaşmalara uygun ve saygılı bir tutum içerisinde olmasıdır. Yapılan anlaşmalara karşı gereken duyarlılığı göstermesidir. Kuşkusuz, bu anlaşmalar imzalanırken ülkelerin karşılıklı olarak çıkarının korunması anlayışı egemen olmuştur, bu doğaldır da. O nedenle, biz de bu anlaşmalar çerçevesinde hakkımızı ve hukukumuzu rahatça kullanabilmek istiyoruz. Ve elbette ki dostlarımızın bizi haklarımızı kullanmamızdan alıkoyacak anlayıştan uzak durmalarını istememiz de doğaldır.
Bizce kurulan ilişkiler öyle olmalı ki, ülkemizin saygınlığına, etkinliğine, ağırlığına halel getirmemelidir. Elimizi kolumuzu bağlamamalıdır. Hele hele bu tür baskı ve engellemeler, tacizler, daha dün "kardeşim" dediğimiz kesimlerce ya da "stratejik müttefikimiz" diye tanımladığımız ülkelerden ya da bir büyük birliğin içerisinde olmayı arzuladığımız birlik üyelerince gerçekleştiriliyorsa, bizim, iddialarımızı daha dikkatle ve özenle takip etmemiz, daha iyi anlatmamız ya da daha kararlı ve dik bir duruş sergilememiz gerekiyor demektir.
Yani, değerli arkadaşlarım, öyle olabilmeli ki, ta kırk yıl öncesinden beri yürümekte olduğumuz yolda birleşmeyi, bütünleşmeyi arzuladığımız dostlarımız, her fırsatta, Kıbrıs, limanlar, havaalanları, ekümenik, ruhban okulu, soykırım, azınlıklar ve benzeri kıskaçlarla, bizim birliğimizi ve çok temel değerlerimizi sarsacak adımlar atamamalı; stratejik müttefiklerimizin komutanları, bir denk getirdiğinde, askerimize çuval geçirememeli; dün "kardeşim" diye sarıldığımız liderler ülkenin en çok canını yakan mücadelesi içinde bir ortak çalışma zemini aradığımızda "Size bir kedi bile veremeyiz." diyememelidirler.
Ama, sevgili arkadaşlarım, bütün bunları yaşarken biz de iğneyi kendimize batırabilmeliyiz. Ders çıkarabilmeliyiz. Biz de bir daha Dubai Anlaşması gibi anlaşmalar imzalamayıp, Eve Dönüş Yasası gibi yasalar çıkarmayıp, durduk yerde kimlik tartışmaları açmayıp, başkalarının bizi mağdur etmesine olanak verecek fırsatları da yaratmamalıyız.
Eğer her şeye rağmen bunca sıkıntı başımıza geliyorsa, bilmeliyiz ki bütün anlaşmalara, dostluk söylemlerine, iyi komşuluk ilişkisi nutuklarına rağmen orada içtenlik ve dürüstlük yoktur ya da siz bütün bunları elinizin tersiyle itebilecek ve kendi çıkarlarınızı kıskançlıkla koruyacak sağlamlıkta değilsiniz demektir ya da eğer siz, Meclisinizden ve acıyla, öfkeyle ayağa kalkan milyonlarca yurttaşımızdan aldığınız gücü ve yetkiyi, imzaladığınız uluslararası anlaşmalardan doğan hukukunuzu yeterli görmeyip, son derece haklı bir müdahaleyi gerçekleştirmek için bile stratejik müttefikinizin başkanından da özel onay beklediğiniz havası doğuyorsa, dönüp onlara "Canım, sen nasıl 10 bin kilometre öteden gelip müdahale edebiliyorsun?" diye serzenişte bulunmaya hiç hakkınız kalmaz. Hele hele bu ülkenin askerleriyle Afganistan'da, Bosna'da, Afrika'da ve başkaca birçok coğrafyada terör örgütlerine karşı beraber mücadele veriyorsanız, hatta onun kullanımına havaalanlarınızı, limanlarınızı sunuyorsanız ve sizi üzen ve engelleyen davranışlara bütün bunlara rağmen müstahak gö- rülüyorsanız, oturup başınızı ellerinizin arasına alıp bir kez daha düşünmeniz gerekiyor demektir.
Bakınız değerli arkadaşlarım, ancak Meclisiniz ve yurttaşlarınızın size aktardığı gücün farkına varırsanız ve ihtiyaç duyduğumuz tavrı gösterebilirseniz işte o zaman, ancak o zaman dünkü görüşmelerde olduğu gibi, dostlarınızın da sizinle farklı zeminlerde ve birlikteliklerde buluşma yolunu aramaları mümkün olabilir. Tam bu noktada size düşen sorumluluk da ortaya çıkan yeni durumun avantajlarını en iyi şekilde değerlendirmek ve yaşadığımız sorunu kökten çözebilmek için gerekli adımları atabilmektir.
Değerli arkadaşlarım, bu dönemde kuracağımız ilişkiler, yapacağımız anlaşmalar, takınacağımız tutum öncelikle ülkemizin saygınlığına ve bölgedeki ağırlığına gölge düşürmemelidir.
Bakınız, kısa bir süre önce Irak yönetimiyle ülkemizde bir anlaşma imzalandı güya. İmzalandı da ne oldu? Hemen ertesinde Irak'ta kıyamet koptu ve birçok merkezden bu anlaşmayı tanımadıklarına ilişkin açıklamalar yapıldı. Üstelik, Birleşmiş Milletler üyeliğinden kaynaklanan haklarımızın bile tartışmalı hâle geldiği iddiaları ortaya atıldı. Yani, bölgede hiçbir şey değişmedi ve bu anlaşmanın imzalanmasından kısa bir süre sonra da sınırımızdan terör örgütünün üyeleri bir büyük baskın yaparak öldürebildiği kadar askerimizi öldürdü, yaraladı, 8'ini de kaçırdı. Sonra da sizin Hükümetinizin sessizliğini ve çaresizliğini görünce de 5 Kasım öncesi kendi adına büyük bir propaganda fırsatı yakaladığını düşünerek tıpkı uluslararası bir kargo şirketi gibi, teslim ve tesellüm tutanağıyla, bir koli teslim eder gibi, o 8 askeri uygun gördüğü insanlara teslim edebiliyorlarsa ve siz, bütün bunları bir film seyrediyor gibi seyrediyorsanız, istediğiniz kadar dostluk anlaşması imzalayın, boştur ve anlamsızdır.
Yaptığımız anlaşmalar bize elbette ki kimi haklar kazandıracaktır. Ama, gerçekten büyük, saygın, etkili bir ülke olma özelliğimizi sürdürmek ve korumak istiyor isek, birileri 10 bin kilometreden gelip müdahaleler yaptığında onlara serzenişte bulunmak yerine, siz de bütün baskı ve engellemelere rağmen, çeşitli anlaşmalardan ve hukuktan doğan haklarınızı kullanıp, hiç olmazsa 10 kilometre ötesine müdahale edebilmelisiniz. Üstelik, bu müdahaleyi emperyalist amaçlarla değil...
BAŞKANSayın Akıncı, lütfen, gündeme gelir misiniz. Bakın, bunların hiçbiri gündemle alakalı değil.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Sayın Başkan, gündemle alakalı. Anlaşmalar, bölgedeki güvenlik işbirliği...
BAŞKANTamam da, gündem değil. Yani...
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Bunların hiçbiri gündemle alakalı değil. TBMM 6:16 6 . 1 1 . 2007 0:1
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Gündemle doğrudan ilintili arkadaşlar.
BAŞKANHiç gündemle ilgili değil, hayır.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Yasadan haberiniz yok demek ki sizin.
BAŞKANGündemle ilgili değil.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Bölgedeki barış ve huzurdan söz ediyor gerekçe...
BAŞKANLütfen... Lütfen...
ZEKERİYA AKINCI (Devamla).. .ben de onu anlatıyorum tam da.
Üstelik bu müdahaleyi emperyalist amaçlarla değil, kendi sınırlarınızı güvence altına almak için yaptığınız bilinmesine rağmen birileri karşı çıkıyorsa, ne kadar anlaşma imzalarsanız imzalayın o anlaşmalar yeni dostluklar kurmaya ve yaşatmaya yetmeyecektir ve onlar da asla dostumuz olamayacaktır.
Değerli arkadaşlarım, biz, kimi ülkelerin anlaşmalardan, yani bu tür anlaşmalardan doğan haklarını, bazen o anlaşmaların sınırlarını zorlayarak, hatta aşarak kullandıklarını biliyoruz ve bu durumun kimilerinin canını sıkacağını bilerek yapıyorlar. Öyleyse, bırakınız özel çıkarlarımızı, ulusal bütünlüğümüz, yurttaşlarımızın can güvenliği, ülkemizin huzuru, barışı ve kardeşliği söz konusu olduğunda, gerekirse siz de dost ve müttefiklerinizle sürtüşmeyi ve onların da canının sıkılmasını göze alabilmelisiniz. İşte onu yapabilirseniz, ancak onu yapabilirseniz, yapabilirsek, o zaman saygın, güçlü ve bölgesinde ağırlığı olan bir ülke olabiliriz, ama ne yazık ki son yıllarda Türkiye'yi yöneten kadrolarda bu irade, bu anlayış ve bu tutarlı tavır olmadığı için Türkiye ne yazık ki sürekli itibar kaybeden bir ülke durumuna düşmektedir.
Bu hepimizin canını sıkmaktadır ve hepimizi fazlasıyla üzmektedir, ama umut ediyoruz ki içinde bulunduğumuz yeni durum Hükümetimiz tarafından da iyi değerlendirilir, ülkemizde ve bölgemizde yeniden barış ve huzur içerisinde yaşamanın fırsatını hep birlikte yakalarız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANTeşekkürler Sayın Akıncı, teşekkürler, sağ olun.
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Yapacağımız bu ve benzeri bütün anlaşmaların bu duruma hizmet etmesi dilekleriyle hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 6 Kasım 2007