Gıda fiyatlarında meydana gelen hızlı artışın nedenlerinin ve ülkemiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerinin ortaya konulması dünya ölçeğinde şekillenen duruma göre tarım politikası konulu meclisb araştırılması hakkında
Erzurum Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 90. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Nisan 2008 · 1.023 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zeki Ertugay (MHP), 15 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GIDA FİYATLARINDA MEYDANA GELEN HIZLI ARTIŞIN NEDENLERİNİN VE ÜLKEMİZ ÜZERİNDE OLUŞTURDUĞU OLUMSUZ ETKİLERİNİN ORTAYA KONULMASI DÜNYA ÖLÇEĞİNDE ŞEKİLLENEN DURUMA GÖRE TARIM POLİTİKASI KONULU MECLİSB ARAŞTIRILMASI HAKKINDA); konuşma 1.023 kelime.
Zeki Ertugay (MHP, Erzurum). “Gıda fiyatlarında meydana gelen hızlı artışın nedenlerinin ve ülkemiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerinin ortaya konulması dünya ölçeğinde şekillenen duruma göre tarım politikası konulu meclisb araştırılması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ertugay-23-2008-04-15-gida-fiyatlarinda-meydana-gelen-hizli-artisin-nedenlerinin-ve-ulkemiz (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ZEKİ ERTUGAY (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuzun vermiş olduğu grup önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, grup önerimizle görüşmelerinin hemen yapılması istenilen, Meclis gündemine alınan ve mümkünse yarın görüşülmesi istenilen araştırma önergesine konu olan iki konumuz sadece Türkiye gündeminin değil, dünya gündeminin en önemli konusudur. Eğer, bu kürsüde söz alıp “Bugün bunun görüşülmesinin yeri mi, sırası mı?” veya “Gündemde daha önemli konular var.” diye bu konuların görüşülmesini istemeyen arkadaşlar dünyanın ve Türkiye’nin yakın gündemini takip etmiş olsalar, inanıyorum, yüce Meclisin yarından tezi yok, bir an evvel, derhâl gıda konusunu, dünyada gıdadaki daralmayı, en temel insan hakkı olan, temel insan haklarından olan gıdaya erişim hakkının dünya ölçeğinde engellendiğini ve tarımsal potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen varlık içinde darlık çeken ülkemizin gıda konusunda büyük bir kargaşa yaşadığını, insanların gıdaya erişim hakkının engellendiğini ve gerçekten açlık tehlikesinin büyük boyutlarda olduğunu görürler. Bize göre, Türkiye’nin, Türkiye gündeminin en önemli konusu budur.
Dünya Bankası Başkanı sabahleyin açıklıyor, Birleşmiş Milletlerden yetkililer arka arkaya açıklıyor. Dünyadaki bu gidişatın, gerek tarımın kötü yönetilmesinin gerek küresel ısınmanın gerekse diğer olumsuz çevresel faktörlere bağlı olarak meydana gelen daralmaların zaten var olan açlık tehlikesini büyük bir trajedi noktasına taşıdığını ve bundan sonraki süreçte belki açlığa ve gıda konusundaki darlığa dayalı savaşların meydana gelebileceğini ve muhtemelen bizim bölgemizde de böyle bir tehlikenin ortaya çıkabileceğini herkes ifade ediyor ve maalesef bunlara katılmamak mümkün değil.
Değerli milletvekilleri, yarın veya bugün gündeme alınmasını istediğimiz konu, iki temel konuyu arkadaşlarımız biraz önce ifade ettiler ve okundu. Birisi, gıda fiyatlarında meydana gelen hızlı artışın nedenlerinin ve ülkemiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerinin ortaya konulması ve buna dayalı olarak politikaların oluşturulması konusunda neler yapılması gerektiği hususudur. İç Tüzük’ün verdiği imkâna göre bu talep Milliyetçi Hareket Partisi tarafından yüce Meclise iletilmiştir. Diğeri, yine, piyasayı düzenlemekle… Çok temel, en temel gıda maddemiz olan buğdayda ve diğer hububat ürünlerinde, diğer tahıllarda, başta pirinçte son günlerde yaşanan yüksek fiyat artışlarının ortaya çıkardığı olumsuz tablonun gündeme getirdiği konudur ki o da Toprak Mahsulleri Ofisi piyasa düzenleme, piyasa regülasyon işini iyi yapamamaktadır. 2002’de 200-250 milyar TL civarında olan Toprak Mahsulleri Ofisi, bugün 1 katrilyonun üzerine çıkmışsa bunun karşılığında hangi görevi yapmış da çıkmışı bir sorgulamak gerekiyor. Bu bakımdan bu iki konu Türkiye gündeminin önemli konulardır. Bunların yüce Meclisin gündemine alınması gerekir.
Değerli milletvekilleri, birçok rakama sizi boğmak istemiyorum ancak birkaç rakam ifade edeyim: 2008 yılındaki artış Nisan 2007’ye göre temel gıda maddelerinde -Sayın Bakan burada dünyadaki artıştan daha düşük artışlar olduğunu ifade ettiler bazı ürünlerimizde- buğdayda bir yıldaki artış yüzde 85’tir, mercimekteki yüzde 133’tür, fasulyedeki yüzde 62’dir, pirinçteki yüzde 100’dür.
Şimdi, bu kadar yüksek artışın yaşandığı bir ülkede beklenen odur ki çiftçi biraz nefes alsın, yüzü gülsün. Hayır. Yine elimizde rakamlar var: Çiftçinin tarlasından 0,74 TL’ye alınan domates, 2,12 TL’ye bizim soframıza ulaşmaktadır ve artış yüzde 108’dir. Bu artış oranlarına, yani tarladan sofraya gelene kadarki artış oranlarına baktığınız zaman gerçekten büyük bir trajedi vardır ve Türk halkı büyük bir sefaletle ve büyük bir haksızlıkla karşı karşıyadır. Bir taraftan çiftçi eziliyor, yüksek girdi düşük fiyat girdabında eziliyor değerli arkadaşlarımız. Bir yıl içerisinde, birkaç ay içerisinde, DAP gübresindeki artışın, 600-700 binden 1 milyon 800 bin liraya, mazottaki artışın, 2002’deki 1 milyon olan mazottaki artışın bugün 3 milyonlara dayandığı bir noktada, çiftçinin de giderek yok olduğu bir süreci yaşıyoruz. Yumurtadaki bu fark yüzde 90’dır, dana etindeki fark yüzde 83’tür.
Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin 26-27 milyon hektar ekilebilir arazisi vardır. Birinci sınıf tarım arazisi miktarı 7 milyon hektardır ve çok iyi bir tarımsal potansiyeli vardır ve bu ülkenin, gerçekten üretken, zorluklarla mücadele etmesini çok iyi bilen fedakâr bir çiftçisi vardır ama inanın, Türkiye’de çiftçi, son uygulanan acımasız, dayatmacı, liberal ve âdeta dışarıdan empoze edilen politikaların sonucunda yok olmuştur ve ezilmiştir. Türk tarımı gerçekten uçurumun kenarındadır. Bir başka ülkenin, herhangi bir Avrupa ülkesinin, herhangi bir Orta Amerika ülkesinin, herhangi bir ülkenin gıda fiyatlarındaki artıştan fazla etkilenmesi beklenebilir ama Türkiye’nin bundan hiç etkilenmemesi gerekir veya çok az etkilenmesi gerekir, çünkü Türkiye gerçekten üretim potansiyeli yüksek bir ülkedir ve çok ciddi bir nüfus kitlesi vardır. Tarım nüfusu, verimli bir nüfus kitlesi olduğu söylenemeyebilir, ama imkân tanındığı zaman üretim gücünü azamiye çıkaracak, gerçekten fedakâr bir Türk çiftçisi vardır.
Değerli arkadaşlarım, bu ülkede tarım iyi yönetilseydi, son bir buçuk-iki yılda tarımdan 2 milyona yakın insan tarım iş gücünden uzaklaşmazdı. Bakın, geldiğimiz noktada, sanayide bu insanlara iyi istihdam, iyi imkân sağladığımız için bunlar topraklarını terk etmediler.
OKTAY VURAL (İzmir)Tatile gitmişler.
ZEKİ ERTUGAY (Devamla)Bu insanlar tatile gitmediler, bu insanlar cazip şartlara koşmadılar, bu insanlar çaresizlik altında topraklarını terk ettiler. Şimdi, bunun sorumlusu biz miyiz, bunun sorumlusu Türk çiftçisi mi? Kim? Elbette ki bunun sorumlusu mevcut Hükûmettir. Bu politikaları gözden geçirmeleri gerekir.
Üzülerek ifade ediyorum, biraz önce Grup Başkan Vekilimiz ifade etti: Bir bilgi notu geldi, yüce Mecliste ifade etmek istemedim. Seferberlik stoklarının azaldığı veya tehlike altına girdiği, seferberlik stoklarının iyice tükendiği ifade ediliyor. İnşallah böyle değildir. Eğer böyleyse, bakın, iyi idare edilse Türkiye’nin bugünkü, âdeta tarımın yüzde 7,3 küçüldüğü bu konjonktürde bile en kötü şartlarda buğday üretimi 17 milyon tondur. 17 milyon ton -kaliteli ve kalitesiz buğday belki ithalat ve ihracatla değiştirme yoluyla da takviye edilebilir ama- buğday stoku Türk çiftçisinin, Türk milletinin beslenmesine de yeter, tohumluk stoklarını da karşılar ve böyle bir sıkıntıya sebebiyet vermez. Ama problem burada değil, problem yönetimdedir. Neden yönetimde? Her zaman Toprak Mahsulleri Ofisinin stoklarının olması lazım, iyi olması lazım. Siz eğer ürün fiyatları açıklanmadan veya tam hasat döneminde ithalat yaparsanız, dar bir zamanda, sıkıntılı olduğu bir zamanda, piyasada darlığın görüldüğü bir yandan da piyasaya ürün sürecek stokunuz olmazsa elbette ki spekülatör karşınıza çıkar ve bu milletin alın terini spekülatör çalar ve belki de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Ertugay, konuşmanızı tamamlayınız.
ZEKİ ERTUGAY (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
…belki değil, büyük çapta son yıllardaki ekonomik politikaların, özellikle liberal ekonomik politikaların, aşırı liberal ekonomik politikaların getirdiği noktada Türk çiftçisinden çaldığı alın terini başka ülkelerin çiftçisine transfer eder.
Değerli arkadaşlarım, ben yüce Meclisteki milletvekili arkadaşlarımızın çok önemli bir kısmının bu sıkıntılarda bizimle hemfikir olduğu kanaatini taşıyorum. Bunun için, gerçekten bu gündem saptırmaya değil, gerçek Türkiye gündemini konuşmak üzere getirilmiş bir tekliftir.
Grup önerimizin kabulünü hepinizden diliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 15 Nisan 2008